Ha vurdu ha vuracak, üstüne bahisler mi oynanmadı makaleler mi yazılmadı…
Trump’ın İran konusundaki tavrından söz ediyorum. Dönüldü dolaşıldı, Umman’da taraflar bir araya geldi. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçı, toplantı sonrası şöyle dedi: Çok aceleci davranmak istemiyorum ama görüşmeler bu şekilde devam ederse, üzerinde anlaşmaya varılmış bir çerçeveye ulaşılabilir.
Donald Trump için karşıtlarının kullandığı bir kısaltma var: Trump Always Chickens Out (TACO). “Trump atar tutar ama sonra korkar, yapamaz” anlamına geliyor. İran konusunda da muhalifleri şimdi Trump’a yine “Korktun, İran’ı vuramadın” diyebilir. Ben bu satırları yazarken, Trump hâlâ İran’a müdahalede bulunmamıştı. Trump yönetimine yakın analistler de Trump’ın İran’a askeri müdahaleyi son seçenek olarak düşündüğünü söylüyordu. Korktuğu için mi? Evet; bir anlamda!
Bizler bölge ile ilgili bir okuma yaparken hep Türkiye’yi merkeze koyma ve oradan bir anlamlandırma yapmaya alışkınız. Burada tersten gitmek, Amerikan iç siyasetine bakmak lazım.
***
Geride bıraktığımız haftada Trump iç siyasette iki darbe yedi. Biri Cumhuriyetçilerin öz yurdu Teksas’ta, diğeri de Başkent Washington DC’de.
ABD Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen 1.2 trilyon dolarlık dev bütçe tasarısı bıçak sırtı geçti. 21 Cumhuriyetçi milletvekili tasarıya ‘hayır’ dedi. Normal şartlar altında olabilir ama bu hayırlar, oylama öncesi Trump’ın özellikle bu tasarının geçmesini istediğini üstüne basa basa söyledikten sonra geldi. Trump bu bütçeyi ancak 21 Demokrat vekilin desteğini alarak geçirebildi; ancak bu destek karşılığında İç Güvenlik Bakanlığı’na sadece iki haftalık bir “geçici fon” tanınması gibi ağır tavizler vermek zorunda kaldı. Bu durum Trump’ın “tek adam” gibi hareket edemediğini, aksine kendi partisi içinde dahi kontrolü kaybettiğini ve İran gibi maliyeti devasa bir savaşı finanse edecek siyasi gücünün olmadığını gösterdi.
***
Bu sayısal sıkışmışlığı tetikleyen asıl korku ise 31 Ocak’ta Teksas’ta yaşanan sandık şokuydu. Tarrant County gibi normalde Trump’ın 17 puan farkla kazandığı bir kalede, Cumhuriyetçi adayın Demokrat sendika lideri Taylor Rehmet karşısında 14 puan farkla (toplamda 31 puanlık bir kayma ile) hezimete uğraması, Washington’daki Cumhuriyetçi vekilleri paniğe sevk etti. Rehmet’in zaferi, seçmenin ideolojik “kültür savaşları” ve dış politikadaki sertleşmeden ziyade, geçim sıkıntısı ve kamu okullarının bütçesi gibi hayati konulara öncelik verdiğini kanıtladı. 2026 Kasım seçimlerinde koltuklarını kaybetmekten korkan banliyö bölgesi vekilleri, Trump’ın İran’ı hedef alan askeri harcama taleplerine “hayır” diyerek kendi siyasi geleceklerini kurtarmaya çalışıyor.
Sonuç olarak, bütçe üzerindeki bu “kilitlenme” ve Teksas’tan yükselen sandık tepkisi, Trump’ın dışarıda kurmayı planladığı baskıyı bizzat kendi başkentinde ve kalelerinde imha etmiş durumda.
İran rejimi Amerikan iç siyasetini bir alışkanlık olarak Amerikalılardan daha yakından takip eder. Hamaney, Trump’ın içeride çok sıkıştığını biliyor. O nedenle işi uzatmaya sündürmeye gayret ediyor.