İktidar partisinde, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve ekibini hedefe koyanların yarattığı kriz, dikkatlerin CHP’ye ve açılım sürecine çekilmesiyle gözden kaçırılmaya çalışılsa da mümkün değil. Parti içinde ekonomi yönetimini eleştirenlerin farklı hedefleri var. Böyle bir değişimin sonuçlarından korkanlar da Şimşek’e sahip çıkmaya çalışıyor.

Ekonomide hedeflerin tutmaması, programın sürekli revize edilmesi ve vatandaşın isyanı, AKP içinde rahatsızlık yarattı. Partideki şikayet ve serzenişleri iki gruba ayırmak mümkün.

***

Bir grup, bir plan dahilinde Mehmet Şimşek’in yerine kendilerine yakın bir ismi getirmek için durumu fırsata çevirmek istiyorlar ve bilinçli olarak kulis yapıyorlar. İktidar medyası ve iktidara yakın meslek örgütlerinin aynı tondaki eleştirileri de bu cephenin faaliyeti olarak yorumlanıyor.

Diğer grup ise vatandaştan gelen şikayetlerin giderek artmasının partinin oy kaybetmesine neden olduğu için seçime yönelik kaygılarından dolayı bakanı hedefe koyuyor. Olası bir erken seçim durumunda seçim ekonomisi uygulamak için kesenin ağzının açılması planı yapanlar, Şimşek ve ekibini engel olarak görüyor.

***

Bir de ‘gelen gideni aratır’ korkusu yaşayanlar var.

Ekonominin çok kırılgan olduğu bir dönemde, ekonomi yönetimini değişiminin 19 Mart’ta İBB operasyonuyla yaşanan gerilemeden beter sonuçlarının olacağını söyleyenler var. Böyle bir aşamada ekonomiyi toparlamanın mümkün olmayacağı savunuluyor.

Sadece iç dengeler açısından değil, kapımızdaki ABD-İran krizi de ekonomi açısından önemli mesaj içeriyor. Bu krizin bölgesel de olsa savaşa dönüşme olasılığının Türkiye’ye maliyeti ürkütüyor.

Göçmen dalgasından tutun da altın fiyatları, borsa, enflasyon hedefleri açısından çok yönlü sonuçlarının olacağı, bıçak sırtındaki kırılgan ekonomiye olumsuz etkilerinin büyük olacağı anlatılıyor. İncirlik Üssü’ne saldırı olasılığı, provokasyonların artması gibi birçok konunun ağır bedellerinin olacağı değerlendiriliyor.

***

Şimşek ve ekibine güvenmekten başka çareleri olmadığını savunanlar, bakanın ekonomi programına sürekli müdahale edilmesinden şikayetçiler. Özellikle kamu kurumlarının harcamaları ve alımları konusunda verilen her kararın, ‘yukarının müdahalesiyle’ sürekli delinmesinden rahatsızlık ifade ediliyor.

Partide, “Ekonomi yönetimi her şeye rağmen elinden geleni yapıyor. Rezervler iyi seviyeye çıktı. Bir tek enflasyon meselesinde geriden gidiyorlar, o da siyasi kararlardan kaynaklanıyor. İBB operasyonu 5 puan taktı enflasyona. Tüm ekonomik dengeler şaştı. Şimşek, şu anda tek kelime etmeden gidebilir ama bunun ekonomiye maliyeti çok büyük olur. Bir daha belimizi doğrultamayız…” diyenler var.

Ekonomik krizin yarattığı hayat pahalılığı, dar gelirlilerin, emeklilerin durumu yorumsuz olarak ortada. Muhalefet partileri her gün yaşanan ekonomik felaketi anlatmaktan bıkmadı. Erken seçim planı yapan iktidar partisi mensupları ise hesapları tutturamamaktan şikayetçi. Partide herkes birbirini suçluyor.

Ortada, ‘ne alan memnun ne satan’ durumu var…