Bundan bir ay önce siyaset kulislerinde, ‘1 Nisan’daki CHP davasından mutlak butlan çıkacak, iktidarın Özgür Özel’le ilgili dava hazırlığı var’ iddiaları el altından servis edildi. Daha henüz AKP’li troller görevlendirilmemişti, önce Meclis kulislerinde dolaşıma sokuldu.
O dönem AKP’nin karar vericileri üzerinden yaptığımız yoklama, buna ilişkin bir hazırlığın olmadığı yönündeydi. Zaten bu tür konular, herkesle konuşulmadan arka odalarda pişirildiği için AKP’nin derin kulislerini bilen isimler üzerinden de yoklama yapmak gerekti.
Hava şöyleydi;
AKP’nin karar vericileri ve parti kurmayları, ekonomik kriz ve savaş ortamında piyasaları alt üst edecek, ülkenin ana muhalefet partisini kapatma anlamına gelecek bir adımın, 19 Mart operasyonundan daha büyük sonuçları olacağı değerlendirmeleri yaptılar.
19 Mart’ın enflasyona 5 puan, savaşın ise 3 puan eklediği yorumları yapan partinin aklıselimleri, ana muhalefet partisi ve onun liderine yönelik bir operasyona doğal olarak karşı çıktılar.
Ancak bu trollerin, 1 Nisan’da CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda usulsüzlük yapıldığı iddiasıyla Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davayı, ‘mutlak butlan geliyor’, ‘ciddi duyumlar aldık’ gibi tamamen CHP’lilerin psikolojisine yönelik propaganda yapmalarına engel olmadı.
Hala direnç gösteren, miting alanlarını dolduran, birden fazla cephede savaş veren CHP’lilerin gücünü kırma hareketi bir kez daha başlatıldı. “Biz CHP’lileri yoruyoruz ama yıpratamıyoruz” diyen AKP’liler geldi aklımıza.
Trollerin iddiasının aksine mahkeme, önceki gün karar vermeyip, duruşmayı 6 Mayıs tarihine erteledi. Bir gece önce AKP’lilerin davaya ilişkin yorumu, “Dava kendi mecrasında gidecek. Farklı bir şey beklemiyoruz” olmuştu.
Bazı hukukçu AKP’liler ise “Bu ceza davası, mutlak butlanın konuşulacağı yer burası değil. Eğer mahkeme ceza verseydi dahi mutlak butlan kararı veremez. Konu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’ne gitmek zorunda. Kayyum ya da butlan orada konuşulabilir. Onun da tarihi bile belli değil” yorumları yaptılar.
***
Buradan bakınca görünen şu ki; CHP yönetimi iktidarın canını sıktıkça, kayyum, mutlak butlan, Özgür Özel’e dava konuları algı operasyonu olarak AKP’li trol gazeteciler tarafından yeniden gündeme gelecek.
Dönemsel olarak işlerine yaramayacaksa rafa kaldırılacak, sonra tekrar güncellenecek. Ancak lehte sonuçlandırılıp, CHP’lilerin rahat etmesine izin verilmeyecek. İktidar medyasındaki kalemler de ‘Biz neden bu kadar kullanışlıyız” diye hiç sormayacak.
Parti mekanizmaları dışında Cumhurbaşkanlığı’na etki gücü olan bazı gruplar devreye girip, ‘kayyum veya mutlak butlanın yararı’ konusunda Erdoğan’ı ikna ederse, hesaplar 24 saat içinde değişecek.
Yok, partinin aklıselimleri, geçen yıl mart ayında olduğu gibi devreye girer ve “Ana muhalefet partisinin kapısına kilit vuran bir iktidar olarak ne halk ne dünyaya bunu anlatamayız. Vatandaşın algısı da tamamen değişir. Seçmenin sandık hakkını elinden almış oluruz” diye ikna ederse, başka bir dünya göreceğiz.
Dolayısıyla iktidardaki bu güçler savaşının sonucu, demokrasi sınavımızın da sonucu olacak. Ya hep beraber kaybedeceğiz ya da düze çıkacağız…
ARA SEÇİM KABUSU
CHP’ye yönelik operasyonlara ‘ara seçim tehdidi’ ile karşılık vermeye çalışan CHP yönetiminin önce ‘tüm kurallara aynen uyulan bir ülkede mi yaşadığımız” konusunda kendilerini ikna etmeleri gerekir.
CHP milletvekilini istifa ettirip, boşalan sandalye sayısını 30’a çıkararak, ara seçime gitme planını önlemenin birden fazla yolu var.
Normal şartlarda Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘hodri meydan’ demesi beklenir – ki bu karakterine de çok uygundur.- Ancak iktidar partisi kaybedeceği kesin olan seçime girmek istemeyeceği için tüm yolları kullanacaktır.
İktidar medyasının ara seçimi önlemenin yollarını zaman kaybetmeden sıraladığına bakılırsa, bu seçimden kaçmak için her yol denenecek.
CHP askıda kalan istifalarla ancak ‘seçimden kaçıyorlar’ propagandası yapabilir…