Açılım yasalarıyla ilgili çalışmaların bayram sonrasına ertelenmesi ve bayramın ‘baraj olarak’ konulmasına neden gerek duyulduğunu bilen yok. İktidarın zaman kazanma manevrası olduğunu söyleyen çok.

Çünkü, Terörsüz Türkiye adıyla hazırlıkları yapılan yasalar, büyük tartışma başlatacak. İktidar, bu tartışmaları ne kadar geciktirirse kârdır diye görüyor. Bu tartışmalara kendi tabanın katılması da büyük olasılık.

Hazırlıkları süren açılım yasalarının ‘birden fazla olacağı ve süreli olarak hayata geçirileceği’ bilgisi zaten kamuoyunda var. Cezaevindeki PKK’lılar, suça karışmamış PKK’lılar, Abdullah Öcalan ve diğer örgüt yöneticileri için birden fazla başlık içerecek.

Eve Dönüş Yasası, İnfaz Düzenlemesi, Şartlı Salıverme, TMK, TCK değişikliği… Ne derseniz deyin, sonuçları toplumda ciddi karşılık bulacak.

Ağırlaştırılmış hapis cezasından, tüm terör örgütü mensuplarına, her türlü cinayet suçu işleyene kadar, herkesi kapsayacak bir tartışma alanı olacak. Kim ne derse desin, bu af anlamına gelecek.

Eksik bulan olacak, fazla bulan olacak.

Ertelenen, bunların yaratacağı deprem ve artçıları.

***

Başka bir ilginç konu, ‘Abdullah Öcalan’ın bu işin neresinde’ olduğu. Bu düzenlemeler yapılırken, Öcalan’ın işin içinde olacağını iddia eden siyasiler var. Onlara göre yasal düzenlemelerin içeriği konusunda Öcalan’a bilgi verilecek. Çünkü;

“Devlette hazırlanan bu düzenlemeler konusunda Öcalan’ın bilgilendiriliyordur. Çünkü, yasalar kamuoyuna açıklandıktan sonra Öcalan’dan ‘bu yasaların sonuçlarını kabul ediyoruz’ açıklaması alınması gerekecek. Örgüt mensupları da bu açıklamaya göre tavır alacak. Bu nedenle Öcalan desteği bir biçimde yapılacaktır. Aksi durumda, yasaların uygulama kabiliyeti ortadan kalkar. En kritik eşik bu yasalar olacaktır…”

***

Sürecin bundan sonrasıyla ilgili olarak ‘çok fazla’ talep ve beklenti olacak. İktidar, konuya PKK’nın feshi ve silahsızlanma üzerinden yaklaşıyor. Seçimlerde kullanmak için iyi bir malzeme olacağını düşünüyor. Af ve şartlı salıvermenin yaratacağı sorunların mümkünse konuşulmasını istemiyor.

DEM’liler, doğal olarak sürece Kürt açılımını dahil etmeye çalışıyor. CHP dahil diğer partiler, demokratikleşme, hukuksuzluk ve adaletsizlikler üzerinden sonuç almayı planlıyor.

***

Dünyadaki konjonktür, İran savaşı, İsrail’in planları nedeniyle ‘bahane bulunmadan’ adım atılması gerektiğini söyleyen siyasiler, şu değerlendirmelerde bulunuyor;

“Türkiye modeli diye tipik olmayan bir çalışma yapılıyor, bunun mimari alt yapısını oluşturma güçlüğü yaşanıyor. Komisyon raporu tüm eleştirilere rağmen önemli bir adımdır.

Fesih süreci mi? Çözüm süreci mi? gibi tartışmalara boğulmamak gerekir. Eğer iktidar samimiyse, komisyon raporunda her şeyi bulmak mümkündür. Daha demokrat bir ülke yaratmak isteniyorsa, raporda mevcuttur. Artık söz iktidarda…”