Merkez Bankası politika faizini yüzde 37’ye indirdi. Faizin bir puan inmesi, dünyanın en yüksek faizi ile yaşamaya mahkum olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Yüzde 37 faizle bile G20 ülkeleri arasında hâlâ faiz şampiyonuyuz. En yakın rakibimiz Arjantin’de faiz yüzde 29, onu yüzde 16 ile Rusya takip ediyor.
Ama her şey burada bitmiyor. Bankalar ihtiyaç kredilerinde faizi yüzde 64’e taşıdı. Ticari kredi faizleri yüzde 46’yı buluyor. Mevduat faizi ise yüzde 50’nin üzerine yerleşti. Sanki faiz indirimlerini başka bir ülkenin merkez bankası yapıyor.
“Neler oluyor” diye sormak için yeterince mazeretim var, değil mi? Bunu kolayca “fırsatçılık” olarak yorumlayabilirsiniz. Ama yakından bakıldığında tablo farklılaşıyor. Bankalar, Merkez Bankası’nın faiz oranlarını referans alır. Ancak tüm hesap burada bitmez; onlar ekonomik belirsizlikleri, enflasyonun gelecekteki seyrini göz önünde bulundurur. Borçluların geri ödeme kapasitesine dair endişeleri dikkate alır, yurt dışı finansman maliyetlerine bakar. Sonra hepsini “risk primi” diye kredi faizlerine ekler.
Bu hesaplardan sonra normal koşullarda ortaya Merkez Bankası faizinin 5-10 puan üzerinde bir kredi faizi çıkar. Oysa Merkez Bankası ile bankalar arasında kredi makası iyice açıldı. Bu da beklentilerde ciddi bir farklılaşma yaşandığını gösteriyor.
KEMER SIKMAK
YETMEDİ
Haziran 2023’te politika faizini yüzde 15’e yükselterek kemerleri sıkmaya başlayan Merkez Bankası, Mart 2024’te faizi yüzde 50’ye kadar taşıdı. Arkasından ağır aksak faiz indirimleri gelmeye başladı. Ama Merkez Bankası’nın iki yılı bulan bir zamanda attığı gevşeme adımları ne piyasaları tatmin etti ne de yüksek faiz liginde zirveden inmemize yardımcı oldu. Görünen o ki oldukça uzun bir süre daha faizde liderliği kimseye kaptırmayacağız.
Ekonomi yönetimi 2.7 yıldır yüksek faizle enflasyonu terbiye etmeye çalışıyor, ancak başarısız oldu. Yüksek enflasyon giderek kalıcı bir hâl alıyor. Geçen yılı yüzde 30.8 ile tamamlayan enflasyonun bu yıl da yüksek seyredeceğini şimdiden rahatlıkla söyleyebiliriz. Kesin olan; Merkez Bankası’nın yüzde 16 olarak açıkladığı o hedefe bu yıl ulaşmamız mümkün görünmüyor.
MERKEZ’E GÜVEN AZALIYOR
İşte bankalar bu tabloya bakıp kredi faizlerini yüksek tutmaya devam ediyor. Hâl böyle olunca onlar, kredilerde Merkez Bankası’ndan neredeyse iki katı faizle bambaşka bir dünyayı fiyatlıyorlar.
Eğer bir ülkede faizler çok uzun süre çok yüksek kalıyorsa piyasa oyuncuları Merkez Bankası’nın artık enflasyonu düşürme yeteneğini kaybettiğini düşünmeye başlar. Nitekim, Türkiye emin adımlarla bu yolda ilerliyor. Bunun en iyi göstergelerinden biri kredi faizleridir.
Aslında piyasalar bir süredir enflasyon hedeflerine de Merkez Bankası’nın faiz indirimlerine de pek inanmıyor. Ortaya çıkan güven kaybı da doğrudan fiyatlamalara yansıyor. Beklenti bozulunca sadece kredi faizleri yüksek seyretmiyor, zamların da ardı arkası kesilmiyor.
Bir tıkanma noktasına geldik. Dünyada faizin en yüksek olduğu ülke olmaktan kurtulamadığımız gibi enflasyon liderliğini de kimseye kaptırmıyoruz.