Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, “Geçmiş tecrübelere göre petrol şoku kalıcı olmayacak” diyor. Ancak bu sözler temenniden öteye gitmiyor.

Petrol şoku daha yeni başladı. Ne zaman biteceğini öngörmek de mümkün görünmüyor. Hatta savaşın ne zaman biteceğine ilişkin öngörüde bulunmak, petrol krizinin hangi boyutlara ulaşacağını tahmin etmekten daha kolay.

Eski Türkiye’de sabah kalktığımızda “Dolar kaç lira” diye sorarak güne başlardık. Yeni Türkiye’de doları havuza koydular; yerinden kımıldamaması için de Merkez Bankası milyarlarca dolar yakmaya devam ediyor. Ama çok yakında sabahları “Mazot kaç lira” diye sormaya başlayacağız. Enerji krizi bizi teğet geçmeyecek. Ve maalesef Şimşek’in petrolü havuza alma şansı yok.

Kaçınılmaz olarak bu acı faturayı ödemek zorundayız. Görüyorsunuz savaş, başlayalı iki hafta olmadan çarşıya pazara zam yağmaya başladı. Üretim maliyetleri arttıkça kriz de giderek derinleşecek.

ENERJİ İÇİN SAVAŞIYOR

Dünyanın yaşadığı bütün büyük krizler enerji merkezliydi. Ve o krizler bittiğinde her seferinde ortaya bambaşka bir dünya çıktı.

Donald Trump, ABD’de başkanlık koltuğuna oturur oturmaz enerjinin ve ticaret yollarının gümrük memuru olmak için kolları sıvadı. Çünkü Trump, ABD’nin dünyanın efendisi olarak kalabilmesi için enerjiyi ve ticaret yollarını kontrol etmesi gerektiğini biliyordu. ABD’nin İsrail’le birlikte İran’a saldırmasıyla bu mücadelede yeni bir cephe açıldı. Ama sanırım Trump bu savaşın kendi kaderini de şekillendirebileceğini pek hesaba katmadı. Ancak, ortaya çıkan manzaraya baktığında ne yaptığını anlamaya başlıyor.

Sanayi Devrimi’nden bu yana dünya kömürün, petrolün, değerli metallerin, madenlerin ekseninde dönüyor. Maliyetleri onlar belirliyor; üretimi, istihdamı ve refahı onlar şekillendiriyor. Dünyanın yaşadığı iki büyük savaşın merkezinde de yine onlar vardı.

Bugünlere benzetilen 1973’te, Arap-İsrail savaşının başlamasıyla petrol fiyatları 3 dolardan 12 dolara fırladı. Haliyle dünya ekonomisinin fay hatları da kırıldı. Savaşta Arap ülkelerinden gelen petrol ambargosu, Avrupa’da kilometrelerce uzayan akaryakıt kuyrukları yarattı. Sanayi durma noktasına geldi. Araplar, petrolü bir silah olarak kullanabileceklerini keşfetmişti. Kriz bittiğinde ise dünya artık eski dünya değildi.

1973 KRİZİ MİLAT OLDU

1973’teki savaş Türkiye için de tam bir kırılma noktası oldu. Günü kurtarmaya yönelik adımlar atılması ekonomideki şokların etkilerini büyüttü. Sabit kur rejimi, krizin derinden hissedilmesine neden oldu. Döviz kıtlığına çare olarak geliştirilen dövize çevrilebilir mevduatlar ise Türkiye’yi borç krizine sürükleyen önemli faktörlerden biri oldu.

Kuyruklar ülkesine dönüştük, sanayi adeta durma noktasına geldi. İşsizlik tırmanışa geçti. Fitili 1973’te ateşlenen bu krizin etkileri 1980’lere kadar devam etti.

24 Ocak kararları olarak bilinen paket açıldı. TL, bir gecede yüzde 32 değer yitirdi. Enflasyon zirve yaptı. Sosyal haklar, sendikalar budandı. İthalatın önü açılınca kıtlıklar bitti. Ancak hayat pahalılığı ülkenin bitmeyen derdi haline geldi. Serbest piyasa ekonomisine geçmiştik.

Enerji krizi kapımızda birikiyor. Görünen o ki; bu yıl dünya ekonomileri, petrol fiyatlarındaki baş döndürücü yükselişle zorlu bir sınavla karşı karşıya kalacak. Bu savaş bittiğinde de artık dünya eskisi gibi olmayacak. Yeni bir dünya şekilleniyor.