ABD ve İsrail’in İran’a saldırmasıyla bütün hesaplar altüst oldu. Bizim gibi enerji bağımlısı bir ülkenin 100 doları aşan petrol fiyatları karşısında havlu atmaktan başka bir seçeneği de yoktu.

Donald Trump, çoktan kaybettiği bir savaşı zafer gibi göstermek istese de çatışmalar tüm şiddetiyle devam ediyor. Öyle Trump’ın iddia ettiği gibi 5 günde sona erecek gibi de görünmüyor.

İyimser bir senaryo ile kısa vadede savaşın sona erdiğini, bir uzlaşma yolu bulunduğunu varsaysak bile altından korkunç bir enkaz çıkacak. Orta Doğu artık önünü göremeyen bir çatışma bölgesi olarak uzun yıllar geçirecek. Ve tabii ki dünya, bu yılı petrol ve gaz sıkıntısıyla birlikte hatırlayacak. Türkiye gibi ülkeler de bu kırılgan pistte ayakta kalmaya çabalayacak.

Karamsar senaryoda 5 gün sonra savaşın yeniden şiddetlenmesini, aylara yayılmasını bekleyebiliriz. Bu durumda bir süre sonra çatışmaların şiddeti hafiflese bile savaş dünyaya yön veremeye devam edecektir. ABD sahadan biraz uzaklaşabilir ama İsrail, tek başına kaldığında bile terör estirmeyi sürdürecektir.

FAZLA BİLE GELDİ

Bir aylık savaşın faturası bile bize çok çok fazla geldi. Savaşın sadece ilk iki haftasında Merkez Bankası’nın rezervlerinden 23.5 milyar dolar silindi. Şimdiden doları dizginleyebilmek için kasasındaki altını bozdurmanın hesaplarını yapıyor. Tatlı faiz için gelen carry tradeciler 12 milyar doları da yanlarına alıp gitti. Borsa ve tahvil piyasalarından 5 milyar dolarlık çıkış yaşandı.

Üstelik bu, sadece finansal piyasalarda yaşanan şokun 15 günlük faturası...

Reel ekonomide yoldan çıkmış rakamların ilki enflasyon olacak. Sonra iki aydır faiz indirimine mola vermek zorunda kalan Merkez Bankası’nın nisan ayında da faize el süremediğine tanık olacağız. Cari açığın kangrene dönüştüğünü, turizmin kayıplarını telafi etmekte zorlandığını göreceğiz.

Ama asıl büyük felaket vatandaşın mutfağında yaşanacak. 64 bin liralık memur maaşıyla, 28.075 lira asgari ücretle, 20 bin liralık emekli aylığıyla ayakta kalmaya çalışanların mutfağını zam tsunamisi alıp götürecek.

Petrol fiyatlarında yaşanan bir aylık şok bile vatandaşın kapasitesini çoktan aştı. Akaryakıt istasyonlarında tabelalar değiştikçe vatandaşın ödediği bedel de ağırlaştı. 28 Şubat’ta benzinin litresi İstanbul’da 58.28 liraydı, 63 liraya dayandı. Mazot 60.33 liraydı, 78 lirayı zorluyor.

“Vatandaşı korumak için eşel mobili devreye aldık” diyen Mehmet Şimşek üç haftada U dönüşü yaptı. Eşel mobilin geçici olduğunu belirten Şimşek, “Çünkü bunun bütçe etkisi çok büyük, bizim önemli gelir kalemimiz” diyor.

Maliye, bu yıl petrol ve doğal gazın ÖTV’sinden 662 milyar liralık tahsilat planlıyor. Petrol ve doğal gazda iki aylık ÖTV tahsilatı 93.7 milyar lirayı buldu. Yani Şimşek, bu paradan vazgeçmemek için çarşıyı, pazarı, marketi ateşe atmayı tercih ediyor. Vatandaşın sırtına da trilyonluk fatura yıkacak.

Çünkü o; enflasyon, büyüme, faiz hedeflerini çöpe atıp sadece bütçeye odaklanmak istiyor. Bütçeyi ayakta tutmanın, cari açığı kontrol etmenin tek yolu var; o da vatandaşı daha fazla yolacaksın. Bu savaşın kazananı henüz belli değil ama kim kazanırsa kazansın kaybedeni biz olduk.