Size üç politikacıdan söz edeceğim:
İngiltere Başbakanı Theresa May, ABD Başkanı Joe Biden ve İtalya Başbakanı Silvio Berlusconi…
Farklı dönemlerde siyaset yaptılar ancak üçü de geri çekilmenin, yenilgiyi kabul etmek anlamına geldiğini düşündü:
Geri dönülmesi gereken noktayı göremediler. Son bir hamlenin gidişatı değiştireceğine inandılar.
Ve son hamleleri, geride bıraktıkları mirası tartışmalı hale getirdi...
İlk bakışta aralarında hiçbir ortaklık yok gibi görünüyor. Ama davranış ekonomisi bu üç örneği aynı kavramla açıklıyor: Batık Maliyet Yanılgısı/Sunk Cost Fallacy…
Şudur:
-İnsan bazen geleceğe bakarak değil, geçmişe bakarak karar verir. Yıllarca harcadığı emek, zaman, itibar ve siyasi sermayenin boşa gitmesini kabullenemez…
Bu yüzden yeni şartlar değişmiş olsa bile, eski kararını sürdürmeye çalışır… Zihni, gelecekte elde edeceği kazancı değil, geçmişte yaptığı yatırımı kurtarmaya odaklanır.
İşte en büyük siyasi hata; yanlış karar vermek değil, yanlış olduğu görülen karardan zamanında vazgeçememektir!
CHP’de yaşanan kilidi açmanın anahtarı tam burası… Çünkü asıl soru, Kılıçdaroğlu’nun ne yaptığı değil, neden böyle tercih yaptığı...
Asıl derinde yatan
CHP’ye dönmeden önce size bu kez siyaset dışından üç isim vereyim:
Nobel Ekonomi Ödülü sahibi Richard Thaler, Harvard Üniversitesi profesörü Max Bazerman ve Amerikalı yönetim bilimci Barry Staw...
Biri ekonomiyi, biri yönetim bilimini, diğeri insan davranışını inceledi. Ortak vardıkları sonuç şuydu:
-İnsanlar bir kararın yanlış olduğunu fark ettiklerinde bile onu terk etmekte zorlanıyor. Sorun çoğu zaman kararın kendisi değil, o karara bağlanan kimlik, itibar ve biriktirilmiş siyasi sermaye oluyor…
Richard Thaler’e göre insan zihni, kaybı kabullenmekte büyük güçlük çekiyor. Yanlış olduğu anlaşılan bir karar bile, “biraz daha beklersem belki düzelir” düşüncesiyle sürdürülüyor…
Max Bazerman, şirketlerden kamu kurumlarına, siyasal kararlardan uluslararası krizlere kadar pek çok alanda yaptığı araştırmalarda, insanların başarısız olduğu anlaşılan bir karardan vazgeçmek yerine ona daha fazla zaman, para ve siyasi sermaye yatırabildiğini gösterdi. Onlara göre geri adım atmak yalnızca yeni karar vermek anlamına gelmiyor, geçmişte verilen kararın yanlış olabileceğini kabul etmeyi gerektiriyordu...
Barry Staw ise bu davranışı “Bağlılığın Tırmanması” kavramıyla açıkladı. İlk tercih beklenen sonucu vermedikçe insanlar çoğu zaman geri çekilmiyor tam tersine daha fazla enerji, zaman ve itibar harcıyor. Böylece başlangıçta küçük olan hata, her yeni adımla daha büyük maliyete dönüşüyor…
İşte… Uzmanlar, en başarılı liderlerin sadece doğru karar verenler olmadığını söylüyor. Akılcılık, her şart altında aynı yolda yürümek değil, değişen koşullara göre yeni yol çizebilmekte…
Lideri tarihe taşıyan karar, attığı son adım değil, atması gereken geri adım…
Konuyu Kılıçdaroğlu’na getireceğim:
CHP’de “rol kimlik” krizi
Kılıçdaroğlu’nun butlan sonrası tercihi, davranış modeli içinde değerlendirilebilir…
Yaklaşık on beş yıl gibi uzun süreli genel başkanlıklar sadece siyasi tecrübe kazandırmaz, liderin koltuk ile arasında güçlü psikolojik bağ oluşturur…
Davranış bilimleri, uzun süre aynı makamda kalan kişilerin zamanla kendi kararlarına daha fazla güvendiğini, eleştirilere daha az açık hale geldiğini ve kurumun geleceğini kendi liderlikleriyle özdeşleştirebildiğini gösteriyor.
Böyle bir noktada geri çekilmek, sadece görevi bırakmak anlamına gelmiyor. Çünkü:
Makam, zamanla yetki alanı olmaktan çıkıyor, kimliğin önemli parçasına dönüşüyor…
Makam, zamanla görev olmaktan çıkıyor, kişinin benlik algısının parçası haline geliyor...
Psikologlar buna “rol kimliği” diyor. İnsan uzun yıllar aynı görevi yaptığında, yaptığı işle kimliği iç içe geçmeye başlıyor. Görevden ayrılmak yalnızca makamı değil, kişinin kendisini de yeniden tanımlamasını gerektiriyor.
Bu yüzden uzun süre liderlik yapan insanlar için en zor mücadele rakipleriyle değil, kendi kişilikleri ile oluyor...
Yani gidişleri salt genel başkanlığı bırakmak olmuyor, yıllarca kurulan siyasi kimliğin ve üstlenilen tarihsel rolün sona erdiğini kabul etmekte zorlanıyor…
Bu sebeple Kılıçdaroğlu, yargı kararıyla yeniden açılan yoldaki tavrı, davranış bilimlerinin söylediğine uygundur.
CHP bugün yalnızca iki siyasi çizgi arasında değil, geçmişi tamamlama arzusu ile geleceği kurma ihtiyacı arasında bölünmüş durumdadır...
Evet: Uzun yıllar taşınan makamlar, zamanla görev olmaktan çıkıp kişinin kendini tanımlama biçimine dönüşüyor. Koltuk olmayınca kişiliğinde eksiklik hissediyor politikacı…