“İkinci Cumhuriyet” yakıştırmasının mucidi Mehmet Altan’a verdiğimiz tarih dersini kaldığımız yerden sürdürelim…

Yakın tarihi dilediği gibi ters yüz eden, Kurtuluş Savaşı’nı azımsama uğruna, utanılacak yalanları art arda sıralayan Prof. sıfatlı eski başyazarın, sıraladığı fantezilere bakalım…

Mehmet Altan’a göre, İngilizler Kurtuluş Savaşı boyunca son derece tarafsızdı. Öyle ki; Başbakan Lloyd George Yunanlıları desteklerken, daha birkaç yıl önce Çanakkale’de müthiş bir bozgun yaşayan Savaş Bakanı Churchill, Lozan’da İnönü’ye büyük bir kinle “reddettiklerinizin hepsini cebime atıyorum… Geleceksiniz, diz çökeceksiniz, para isteyeceksiniz.” diyen Dışişleri Bakanı Lord Curzon ve Kut-ül Amare’de Türklere karşı aldığı ağır yenilginin hıncıyla Anadolu’yu işgal etmiş bulunan askeri çevreler ise Kemalistlerden yanaydı!

-İnsanda birazcık utanma, birazcık sıkılma olur…

Belgeler tümünü yalanlıyor!

Mehmet Altan, bununla yetinmiyor, İngiliz tutanaklarına dayanarak şöyle diyordu:

-İngiltere ne Yunanlılara ne de Türklere silah vermektedir.

Pes doğrusu; İngiltere’nin Yunanistan’a silah (ve para) yardımı yapmadığını iddia edebilmek, Yunanlılarla vatanı işgale uğramış Türkleri eşit şartlardaymış gibi göstermeye çalışmak için ya kör cahil ya da kötü niyetli olmak gerektiğini söylemeye bile gerek yok sanırım.

Aslında İngilizlerin eylemlerinin yalnızca küçük bir bölümünü kronolojik olarak sıralamak bile Altan ve benzerlerinin yalanlarını yüzlerine çarpmaya fazlasıyla yeter…

-Daha Mondros Mütarekesinin mürekkebi kurumadan, başta İstanbul olmak üzere, Anadolu’nun önceden kararlaştırılmış yerleri İngiliz, Fransız ve İtalyanlar tarafından süratle işgal edilmeye başlanmıştı.

-Damat Ferit Paşa, İzmir’in 15 Mayıs 1919’da Yunanlılar tarafından işgal edilmesinden 45 gün önce, İngiliz yüksek Komiseri Amiral Calthorpe’a İzmir ve arka bölgesini Yunanistan’a terk eden projeyi vermişti bile!

-28 Mayıs 1919’da ülkenin ileri gelen yurtseverleri İngilizler tarafından acilen Malta’ya sürüldü. Haklarında “Ermeni soykırımı” suçlamasıyla İngiliz mahkemelerinde dava açıldı. İngiliz, ABD, Osmanlı arşivleri defalarca tarandı. Sonuç ne oldu peki? İngiliz yargıçlar yönetime konuyla ve suçlanan kişilerle ilgili en ufak bir belge bulamadıklarını ifade ederek davayı düşürdüklerini açıkladı! Bu vatanseverler, Mustafa Kemal’in İngiliz subaylarını tutsak edilmesi emri vermesi ve bunun uygulanması üzerine, takas yoluyla yurda dönüp milli mücadeleye katıldılar!

Tüm ihanetlere karşın büyük zafer!

-Hemen ardından İngiliz işgal komutanı ve Yüksek Komiserinin, ağır ve kaba baskısıyla 23 Haziran 1919’da yani Samsun’a çıkışından yalnızca bir ay dört gün sonra Mustafa Kemal Paşa görevinden azledildi!

-Ama yetmedi, Amiral Calthorpe, 2 Temmuz 1919’da Mustafa Kemal’in kanun dışı ilan edilmesini de istedi… Tabii ki bu talep hiç vakit geçirmeden yürürlüğe koyuldu!

-15 Ekim 1919’da Ermeni ve Rum Patrikleri, yüksek komiserlerden bütün Türkiye’nin işgal edilmesini istediler!

-18 Nisan 1920’de Millî mücadeleye karşı Hilafet ordusunun kurulması kararlaştırıldı. Bu arada Padişah Vahdettin Yunan ordusunu “Hilafet ordusu” olarak ilan etmeyi, Millicileri ise yok edilmesi gereken “ihanet çetesi” olarak yaftalamayı da ihmal etmedi!

-11 Mayıs 1920’de Mustafa Kemal ve arkadaşları idama mahkûm edildi.

-10 Ağustos 1920’de hain Damat Ferit başkanlığındaki heyet Paris’te Anadolu’yu paramparça edecek Sevr Antlaşmasını imzaladı!

İki yıl sonra, 11 Ekim 1922’de ise Türklerin zaferini dünyaya ilan eden Mudanya Mütarekesi imzalandı. Kimler tarafından biliyor musunuz? Türkiye, İngiltere, Fransa ve İtalya!

-Türklere karşı savaşan ve yenilen Yunanlılar Mudanya’da yoktu!

Yalnızca bu bile, Türklere karşı savaşın, başından sonuna dek kimler tarafından yönetildiğini, Mustafa Kemal kaybetseydi, başta İstanbul, Anadolu’nun en stratejik yerlerinin hangi sırtlanın elinde kalacağını göstermeye yeter de artar bile!

İşte Mehmet Altan’ın İngiltere’si bu kadar tarafsızdı!

Daha anlatacak çok şey, suratlara çarpılacak çok boş eldiven var ama değmez!

-Yurdunu bir kadın memesine değişebilecek tıynette olanlara, yukarıda anlatılanlar fazla bile gelir…