Karl Marx’a göre tarihin itici gücü soyut fikirler değil, insanların hayatlarını sürdürmek için kurdukları maddi ve ekonomik üretim ilişkileridir.

Soyut değil somut ve maddi-ekonomik üretim ilişkileri!

Bir haftadır “fon soygunu” tartışılıyor ve bu soygunun ayak izleri Ankara ve İstanbul’un değişik değişik koridorlarında aranıyor. Önceki gün Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK), sermaye piyasasında yürütülen incelemeler kapsamındaki yatırım fonlarının TEFAS’a kapalı olduğu dönemdeki pay sahiplerine ilişkin bilgileri İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ve ilgili kurumlara iletti. Bu gelişmeyle birlikte, Tera Portföy Birinci Serbest Fon’un TEFAS’a kapalı olduğu dönemde yalnızca 12 yatırımcısı olduğu iddiasının merkezindeki kişilerin kimlikleri de şu anda başsavcılığın elinde.

Tera süreci devam ederken dün İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen “Siyasal veya Askerî Casusluk” soruşturması kapsamında MASAK’ın kullandığı Entegre Mali İstihbarat Sistemi’ne (EMİS) FETÖ mahrem yapılanması tarafından sızıldığı tespit edildi.

Bilişim altyapısını geliştiren şirketler üzerinden devletin en kritik mali verilerine erişildiği, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yakınları ve bakanlara yönelik yetkisiz sorgulamalar yapıldığı açıklandı. Soruşturmada aralarında dönemin MASAK Başkan Yardımcısı’nın da bulunduğu 22 şüpheli hakkında işlem başlatıldı, şirketlere TMSF kayyım olarak atandı. Adalet Bakanı Akın Gürlek de operasyonla ilgili şu kritik cümleyi kurdu: “Tüm bu bulgular; FETÖ/PDY’nin yalnızca devlet kurumlarına personel üzerinden sızmadığını, devletimizin en kritik mali istihbarat sistemlerinin bilişim altyapısı üzerinde de yapılanarak vatandaşlarımızın kritik mali verilerine erişim imkânı elde etmiş olabileceğine ilişkin son derece ciddi bir tabloyu ortaya koymaktadır.”

Peki bu operasyonun yedi yıl öncesinde yaşanan hikayesinde ne var?

Bugüne nasıl izler taşıyor?

Görevine son verildi, yazısı bir yıl sonra çıktı

Tarih 9 Ağustos 2019.

15 Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişiminin ardından MASAK’ın başına getirilen Osman Dereli, 9 Ağustos 2019’da görevden alındı. Yerine Hayrettin Kurt’un getirildiği açıklandı. Kasım 2019’da ise MASAK’ta çok sayıda personelin görevine son verilerek, bu isimler başka kurumlara gönderildi. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın imzaladığı kararla Osman Dereli MASAK Başkanlığı’ndan alındı. Ağustos 2019’da Osman Dereli’nin görevine son verilmesine karşın, resmi görevden almanın bir yıl sonra (14 Ağustos 2020) gelmesi dikkat çekti.

Arşiv önemli…

2020’de 114 kişi serbest bırakıldı

Entegre Mali İstihbarat Sistemi (EMİS), suç gelirinin aklanması ve terörün finansmanı ile mücadele süreçlerini yönetmek üzere MASAK BT Modernizasyon Programı kapsamında oluşturulan entegre bir yazılım sistemi.

EMİS.ONLINE Sistemi, şüpheli işlemlerin bildirimi, elektronik tebligatın gerçekleştirilmesi ve yükümlülere sunmuş olduğu raporlar ile interaktif bir iletişim kanalı olma özelliğini haiz bir çevrim içi uygulama.

İşte tam da bu noktada emniyetin yaptığı bir operasyon vardı.

Ankara Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele (TEM) Şube Müdürlüğü ekipleri, savcılığın talimatıyla Mali Suçları Araştırma Kurulu’nda 15 Temmuz darbe girişiminden sonra göreve getirildiği belirtilen ve Kasım 2019’da başka kurumlara gönderildikleri ileri sürülen 115 eski personele 30 Haziran 2020 tarihinde operasyon düzenledi.

114’ü savcılıktan serbest bırakılan şüphelilerin Cumhurbaşkanı ile çok sayıda siyasetçi ve bürokratın TC kimlik numaralarıyla sistemde sorgulama yaptıkları iddia edildi.

Medyada bu operasyonla ilgili bir haber çıktı ve sonrasında sanki operasyon yaşanmamış gibi davranıldı! Bu konuyu takip eden tek isim de CHP İstanbul Milletvekili ve Güvenlik-İstihbarat Komisyonu CHP Sözcüsü Yüksel Mansur Kılınç’tı.

Nasıl mı?

CHP’li Kılınç operasyonu takip etti

Altı yıl önce MASAK’a yapılan “sızma” operasyonu - Resim : 1

CHP’li Yüksel Mansur Kılınç, o dönem Hazine ve Maliye Bakanı olan Berat Albayrak’ın yanıtlamasını istediği soru önergesinde çarpıcı iddialarda bulundu:

- EMİS yazılım sistemi, TC kimlik numaraları kullanılarak Cumhurbaşkanı, siyasetçi ve bürokratlar ile ilgili sorgulama yapmaya açık mıdır? Açık değilse şüpheliler söz konusu sorgulamayı nasıl yapabilmişlerdir?

- EMİS sisteminde FETÖ şüphelilerinin para hareketleri takip edilirken Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TC kimlik numarası çıkmış mıdır?

- 4 Ağustos 2019 tarihinde MASAK Başkanı Osman Dereli’nin görevden alındığı, yerine Hazine ve Maliye Bakanlığı Başhukuk Müşavirliği ve Muhakemat Genel Müdürü olan Hayrettin Kurt’un atandığı medyada yer almış… Hayrettin Kurt da MASAK Başkanı sıfatı ile medyaya açıklamalar yapmıştır. Osman Dereli 4 Ağustos 2019 tarihinde fiilen görevden alındığına göre görevden alındığına dair kararname neden 1 yıl sonra (4 Ağustos 2020 tarihli) resmi gazetede yayınlanmıştır?

- Bu süre içerisinde Hayrettin Kurt’un MASAK Başkanı sıfatı ile yaptığı açıklamalar ve işlemler hukuken geçersiz değil midir?

Şimdi geliyoruz bugüne.

Erdoğan, yakınları ve bakanlara yetkisiz sorgulama

Hatırlatalım.

Kasım 2019’da başka kurumlara gönderildikleri ileri sürülen 115 eski personele 30 Haziran 2020 tarihinde operasyon düzenledi, 114 kişi savcılık tarafından serbest bırakıldı. O zaman yapılan operasyonun nedeni de bugün yapılan operasyonla aynıydı: Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, yakınları ve bakanlara yönelik yetkisiz sorgulamalar yapılması. Ancak o gün gözaltına alınan isimler serbest kaldı.

Gelelim bugüne.

MASAK nezdinde kullanılan Entegre Mali İstihbarat Sistemi’nin (EMİS) güvenlik altyapısı ve veri tabanına yönelik gerçekleştirilen teknik incelemeler sonucunda, sistem kayıtlarına yetkisiz müdahalelerde bulunulduğu tespit edildi.

Soruşturma dosyasına giren tespitlere göre; 2012-2018 yılları arasında MASAK’ın dijital altyapısının geliştirilmesi süreçlerinde FETÖ/PDY’nin bilişim, deniz kuvvetleri, savunma sanayii ve jandarma mahrem yapılanmasında görev alan isimlerin etkili olduğu belirlendi. EMİS yazılımını 2012 yılından itibaren geliştiren AGMLAB A.Ş. ile bu firmayla bağlantılı MRD A.Ş. ve KHK ile kapatılan Barış Ata A.Ş. arasındaki ortaklık ilişkileri mercek altına alındı. Şirket ortaklarının büyük bölümünün 15 Temmuz darbe girişimi öncesinde ve hemen sonrasında yurt dışına kaçtığı saptandı. Sistemin kod yapısı ve log kayıtları üzerinde yapılan uzman incelemelerinde vahim skandallar ortaya çıkarıldı. Siyasi Nüfuz Sahibi Kişiler Listesi’ne (PEP) ilişkin koruma mekanizmasının devre dışı bırakıldığı, korumanın kaldırılmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, yakınları ve bazı bakanlara yönelik usulsüz sorgulamaların yapıldığı, sistemdeki bazı veri alanlarının sonradan silindiği ve geriye dönük denetim sağlayacak yönetici (admin) log kayıtlarının bilerek tutulmadığı belirlendi.

İstanbul merkezli Ankara eş zamanlı operasyonlarında; aralarında olay tarihinde MASAK Başkan Yardımcısı olarak görev yapan ismin de yer aldığı 22 şüpheli hakkında adli işlem başlatıldı. Şüphelilerden 5’i gözaltına alınırken, yurt dışındaki 16 firari hakkında siyasi ve askeri casusluk suçundan yakalama kararı çıkarıldı. Gözaltına alınanlar arasında en kritik isimlerden biri Hakan Çiçek. Barış Ata A.Ş. ortağı, 15 Temmuz darbe girişimini Akıncı Üssü’nden yöneten sivil imamlar arasında yer alan ve darbe sabahı yakalanarak tutuklanan örgüt yöneticisi. ByLock kullanıcısı olup tepe yönetimle doğrudan iletişim kurduğu belirlendi.

Altı yıl önce MASAK’a yapılan “sızma” operasyonu - Resim : 2
Mürsel Ali Kaplan, İbrahim Hakkı Polat ve Osman Dereli

Ve kritik bilgi.

Dönemde görev yapan üç eski MASAK Başkanı’nın da ifadelerine başvurulacağı bildirildi. 2009-2014 yılları arasında görev yapan Mürsel Ali Kaplan, 2014-2016 yılları arasında görev yapan İbrahim Hakkı Polat ve 2016-2019 yılları arasında görev yapan Osman Dereli’nin ifadeye çağrılacağı öğrenildi.

Yani; 2020’deki operasyon 2026’da yeniden yapıldı ve bugün, Erdoğan, yakınları ve bazı bakanlara yönelik usulsüz sorgulamaların yapıldığı “yeniden” tespit edildi.