Tarih 27 Eylül 2024.

Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, 27 Eylül 2024’te İsrail’in Lübnan’ın başkenti Beyrut’ta düzenlediği hava saldırısında öldürüldü. Saldırı, Dahiye mahallesindeki karargaha yapıldı ve 32 yıldır Hizbullah’ı yöneten lider hayatını kaybetti. Saldırının ardından Hizbullah’ın liderinin kim olacağı tartışıldı.

Haşim Safiyuddin’in ismi öne çıktı. İkinci adam oydu ve kamuoyu artık Hizbullah’ın lideri Safiyuddin diyordu.

Tarih 3 Ekim 2024.

Safiyüddin, Beyrut’ta bir İsrail hava saldırısının hedefi oldu. 5 Ekim’de Hizbullah’ın hava saldırısından bu yana Haşim Safiyüddin ile teması kaybettiği bildirildi. 8 Ekim’de İsrail Savunma Bakanı Yoav Galant, Safiyüddin’in muhtemelen “ortadan kaldırıldığını” açıkladı. Bu iddia daha sonra Başbakan Binyamin Netanyahu tarafından da tekrarlandı. Saldırıdan 19 sün sonra 22 Ekim’de, İsrail Savunma Kuvvetleri, Safiyüddin’in bedeninin bulunduğunu belirterek ölümünü doğruladı. Hizbullah da ertesi gün Safiyüddin’in öldüğünü kabul etti.

Neden Hizbullah’la başladım ve liderlik tartışmasına girdim?

İran’da yönetim boşluğu yok

İran’da yönetim boşluğu yok

İki gündür, İran’ı 36 yıl 269 gün yöneten Ayetullah Hamaney’in İsrail tarafından öldürülmesinin (4 Haziran 1989- 28 Şubat 2026) ardından yeni liderin ismi tartışılıyor.

Önce geçen Salı günü İran ve Orta Doğu uzmanı Mehmet Akif Koç’la yaptığım söyleşideki o bölümü hatırlatmakta fayda var:

- İran anayasasına göre (110. Madde) yeni lideri, doğrudan halk tarafından seçilen ancak adaylıkları Koruyucular Konseyi tarafından onaylanan 88 kıdemli din adamından (müctehid) oluşan Uzmanlar Meclisi seçiyor. Yeni lider seçilene kadar ülkeyi; Cumhurbaşkanı (Mesud Pezeşkiyan), Yargı Erki Başkanı (Gulamhüseyin Muhsini Ejei) ve Düzenin Maslahatını Teşhis Konseyi’nden bir üyeden oluşan Geçici Liderlik Konseyi yönetecek.

- Hamaney’den sonra anayasal sürece göre oluşturulan üç üyeli geçici liderlik konseyine, Anayasayı Koruyucular Konseyi ve Uzmanlar Meclisi üyesi din adamı Ayetullah Ali Rıza Arafi hukukçu üye olarak seçildi.

- Arafi yeni lider olarak seçilmiş değil. Uzmanlar Meclisi’nde seçim olacak, Arafi de bu meclis içinde ama seçim yapılmış değil ama bugün yarın duyururlar.

- Arafi daha muhafazakar, şahin kanada yakın bir isim. Entelektüel biliniyor. Babası da Humeyni’nin arkadaşıydı. Şu anda özel bir anlamı yok. Ama seçilirse başka bir anlam ifade eder.

- Seçilirse; müesses nizamın bu şekilde yoluna devam etmek istediğini anlarız. Hamaney’in çizgisinde devam edeceklerdir.

Gelelim İran’ın yeni liderine.

Mehmet Akif Koç, yeni dini liderinin resmi açıklamasının yapılmasını Hizbullah örneği üzerinden düşünenlerden. Koç’a göre; Nasrallah’tan sonra açıklanan isim de hedef olmuş ve öldürülmüştü. İran bu deneyimi biliyor ve yeni liderini açıklamıyor. Buradaki en güçlü aday ve isim Ayetullah Hamaney’in oğlu Mücteba Hamaney. Uzman Mehmet Akif Koç da Hamaney’in ismini İran kaynaklarından teyit ettiğini söyledi. Mücteba Hamaney, İran devriminin önemli isimlerinden Ayetullah Mesbah Yazdi’nin altında çalıştı ve güvenlik güçleriyle geniş bağları sayesinde perde arkasında önemli bir etkiye sahip. Ancak Hamaney’in ismi açıklanırsa “hedef” olma ihtimali yüksek değerlendirmesi hakim. Şu anda İran’da bir yönetim boşluğu olmadığının altı çiziliyor. Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Yargı Erki Başkanı Gulamhüseyin Muhsini Ejei ve Ayetullah Ali Rıza Arafi’den oluşan Geçici Liderlik Konseyi görevini yapıyor.

Mücteba Hamaney
Mücteba Hamaney

Yinon Planını unutmayın

Bu arada bir dostum uyardı.

“Kimse konuşmuyor, sen bahset” dedi.

Tarih Şubat 1982.

Dünya Siyonist Teşkilatı’nın İbranice yayın organı olan Kivunim (Yönelimler) dergisinde yayınlanan ve “1980’lerde İsrail İçin Bir Strateji” başlığını taşıyan makaledir. Makalenin yazarı, eski bir İsrail Dışişleri Bakanlığı görevlisi ve eski Başbakan Ariel Şaron’un danışmanı olduğu iddia edilen Oded Yinon.

Yinon Planı, temel olarak İsrail’in Ortadoğu’daki mutlak bölgesel üstünlüğünü (hegemonyasını) güvence altına almayı hedefliyor. Bu hedefe ulaşmak için de çevresindeki Arap ve Müslüman devletlerin mevcut yapılarının etnik ve mezhepsel fay hatları üzerinden parçalanmasını öngörüyor.

Planın Temel Hedefleri ve Varsayımları Yinon Planı’nın dayandığı temel düşüncelere bakalım:

- Arap Devletlerinin Yapaylığı: Plan, Ortadoğu’daki mevcut Arap devletlerinin sınırlarının yapay olduğunu ve bu ülkelerin içsel olarak derin etnik ve dini (mezhepsel) bölünmelere sahip olduğunu varsayar.

-“Çorap Söküğü” Etkisi: Bir ülkede başlayacak etnik veya mezhepsel bir çatışmanın, sınırları aşarak diğer ülkelere de yayılacağı ve tüm bölgeyi istikrarsızlaştıracağı tezine dayanır.

- İsrail’in Güvenliği İçin Parçalanma: İsrail’in uzun vadeli güvenliği, komşu ülkelerin askeri güçlerinin tasfiye edilmesine ve bu ülkelerin daha küçük, birbiriyle çatışan etnik veya dini emirliklere/bölgelere bölünmesine bağlıdır.

Yinon Planı’nda spesifik ülkeler için şu stratejiler planlanmıştı:

- Lübnan (Model): Lübnan’ın 1980’lerdeki mevcut parçalanmış yapısı (Hristiyan, Şii, Sünni, Dürzi bölgeleri) diğer Arap ülkeleri için bir model olarak görülür. Lübnan’ın beş parçaya bölünmesi gerektiği savunulur.

- Irak: Planın en önemli hedeflerinden biridir. Irak’ın askeri gücü İsrail için kısa vadede en büyük tehdit olarak tanımlanır. Bu nedenle Irak’ınfeshi ve etnik/dini temel üzerine üç devlete bölünmesi öngörülür: Kuzeyde bir Kürt devleti,orta bölgede bir Sünni devleti, güneyde bir Şii devleti.

- Suriye: Irak gibi Suriye’nin de Lübnanlaşması ve etnik/dini bölgelere ayrılması nihai hedef.

- Mısır: Mısır’ın merkezi otoritesinin zayıflatılması ve ülkenin coğrafi ve dini bölgelere ayrılması (örneğin Hristiyan Kıpti bölgeleri).

- Diğer Ülkeler: Planın mantığı gereği, İran, Türkiye, Pakistan ve Kuzey Afrika ülkeleri gibi diğer büyük Müslüman ülkeler de bu istikrarsızlaştırma ve parçalama stratejisinin uzun vadeli potansiyel hedefleri arasında yer alıyor, çünkü bu ülkeler de içlerinde etnik ve mezhepsel çeşitlilik barındırmakta.

Yinon Planı, bazı akademisyenler ve analistler tarafından İsrail’in ve hatta ABD’nin Ortadoğu politikalarını (örneğin 2003 Irak işgali veya “Arap Baharı” sonrası süreç) anlamak için bir “yol haritası” olarak değerlendiriliyor.