GÜLDAL MUMCU KİTABINA ATIFTA BULUNDU VE UĞUR MUMCU DAVASINA BAKAN İKİ SAVCININ KENDİSİNE YAPTIĞI AÇIKLAMALARI HATIRLATTI:
Savcı Coşkun: Devlet yapmıştır siyasi iktidar isterse çözer
Savcı Ayhan: Yabancı istihbarat biraz mafya, karanlık güçler
Tarih 24 Ocak 1993.
Cumhuriyet yazarı Uğur Mumcu, Ankara’da, evinin önünde düzenlenen bombalı suikast sonucu hayatını kaybetti. Suikast öncesinde MİT’te önemli bir toplantı düzenlenmiş ve dönemin MİT Müsteşarı Teoman Koman gazetecileri gezdirirken şu cümleyi kurmuştu: “Aranızdan biri öldürülecek.”
2019’da da Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu şu açıklamayı yapmıştı: “Teoman Koman’ın bu açıklaması basında da yer aldı o zaman. Bir ülkenin MİT Müsteşarı ‘aranızdan biri öldürülecek’ diyorsa eğer, kimin öldürüleceğini ve kimin öldüreceğini biliyor demektir.”
Suikastla ilgili kritik tarih 17 Ocak 2000’di.
İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nce Hizbullah İlim Grubu’na yönelik Beykoz’da bulunan hücre evine yapılan operasyonda örgüt lideri Hüseyin Velioğlu ölü olarak ele geçirildi ve aynı yerde örgüte ait birçok dijital malzeme (CD ve disketler) ile doküman elde edildi. Baskında elde edilen dokümanlarla “Uğur Mumcu Uzun Takip” (UMUT) operasyonu başlatıldı.
7 Mayıs 2000 tarihinde Ankara’da yapılan operasyonla birlikte birçok kişi gözaltına alındı, tutuklandı.
Başta Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve Ahmet Taner Kışlalı cinayetleri olmak üzere toplam 22 faili meçhul olayı içine alan Umut Davası başlatıldı.
Oklar, İran’ı gösteriyordu.
Örgütse “Selam-Tevhid”di.
Soruşturmayı yürüten Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı Hamza Keleş, 17 şüpheli hakkında 11 Temmuz 2000 tarihinde iddianame düzenlendi, Ankara 2 No’lu Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde dava açtı.
Mahkeme, 7 Ocak 2002 tarihinde karar verdi ve sanık Necdet Yüksel’in Uğur Mumcu ve Ahmet Taner Kışlalı eylemlerini, sanık Rüştü Aytufan’ın ise Ahmet Taner Kışlalı eylemini gerçekleştirdiklerine hükmetti. Sanık Ferhan Özmen hakkındaysa iki yargılama yapıldı. Ankara 11. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 28 Temmuz 2005 tarihli kararı ile sanık Ferhan Özmen hakkında, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Muammer Aksoy ve Ahmet Taner Kışlalı eylemlerini gerçekleştirdiği kabul edilerek anayasayı ihlal suçundan ağırlatılmış müebbet hapis cezası verildi. Bu karar Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 8 Kasım 2006 tarihli kararı ile onandı. Davanın kayıp ismiyse Oğuz Demir’di. Demir, suikastın bombalama eylemini gerçekleştiren tetikçiler arasında yer aldı, dosyası ‘firari sanık’ olarak devam etti.
Ancak…
Mumcu Ailesi; suikastın arkasındaki güçlerin ortaya çıkmadığını, çıkarılmadığını her platformda dile getirdi. Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu ve ağabeyi Ceyhan Mumcu bombalı saldırının izini sürdü, sürmeye devam ediyor. Umut Davası üzerinden hedef alınan ülke İran’dı ama kuşkular giderilemedi. 24 Ocak 2024’te Sözcü Gazetesi yazarı Saygı Öztürk’e konuşan Uğur Mumcu’nun ağabeyi Ceyhan Mumcu, “Ama ben, hâlâ İsrail gizli servisi MOSSAD’dan kuşkuluyum. Otomobilin vites koluna bomba yerleştirilmesi daha önce olmayan bir uygulamaydı. Bomba yerleştirme konusunda MOSSAD’ın uzmanlığı var. Cep telefonlarını, çağrı cihazlarını da onların patlattığını hatırlatalım” dedi.
Oğuz Demir’in firari olarak yargılandığı Ankara 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde süren Uğur Mumcu davasının 17 Temmuz 2026’da yapılan duruşmasında da MOSSAD iddiası gündeme geldi. Duruşmaya katılan Ceyhan Mumcu’nun avukatı Erkin Etike, emekli Hava Pilot Korgeneral Erdoğan Karakuş’un tanık sıfatı ile dinlenilmesini talep etti. Etike, Karakuş’un cinayeti kimin işlediğini basın yoluyla ifade ettiğini belirterek MOSSAD açıklamalarına işaret etti. Talebi kabul eden mahkeme, Erdoğan Karakuş’un tanık olarak dinlenilmesine karar vererek duruşmayı 2 Aralık 2026 tarihine erteledi. Karakuş’un vereceği ifade daha da önemli hale geldi.
17 Temmuz’daki davadan sekiz gün sonra…
Tarih 25 Temmuz 2026.
Adalet Bakanı Akın Gürlek, TRT Haber’de konuştu:
“Zamanaşımına uğramamış dosyaları alıyoruz. 680 civarında. Kısa sürede de -az önce söyledim- 28 faili meçhul cinayet aydınlatıldı. Burada tabii büroda olan önemli dosyalar da var; Uğur Mumcu, Çetin Emeç, Bahriye Üçok gibi dosyalar da var. Bunlara da bakılıyor. İnşallah bunlar da çözümlenir.”
Bu açıklamanın ardından Uğur Mumcu’nun eşi Sayın Güldal Mumcu ile vekilleri Avukat Turgut Kazan ve Avukat Yalçın Akbal, 27 Temmuz’da Bakan Gürlek’ten randevu istedi.
“Suikastı yapan örgütü kimin kullandığını bulmak gerekiyor”
Görüşme öncesinde Uğur Mumcu’nun eşi Güldal Mumcu’yu aradım.
Gazetecilere konuşmayı pek sevmeyen bir isim Mumcu. Bana 2012’de yayımlanan “İçimden Geçen Zaman/Uğur Mumcu Vakfı Yayınları” kitabını hatırlattı ve dedi ki:
“Hepimiz unutuyoruz, dönüp dönüp kitaba bakmak zorunda kalıyorum. O kitaba bak ve orada davanın savcılarının kurduğu cümlelere oku lütfen. Anlayacaksın! Davaya ilk bakan Savcı Ülkü Coşkun dedi ki: ‘Bu işi devlet yapmıştır, siyasi iktidar isterse çözer!’ Sonra davanın ikinci savcısı Kemal Ayhan. Beyhan Abla (Uğur Mumcu’nun ablası) ile 4 Nisan 1995 günü savcıyı ziyarete gittik. Savcı Ayhan’a ‘Soruşturma ne aşamada’ diye sorduk. Suikastla ilgili şu cümleleri kurdu: ‘Uluslararası istihbarat örgütleri, biraz mafya ve karanlık güçler.’ Ben de demişim ki, ‘Tamam sayın savcım ama bunlar cinayeti aydaki adamlarıyla işlemediler ki… Muhakkak buradaki adamlarıyla işlediler.’ Şimdi gelinen noktada Adalet Bakanı Akın Gürlek ne yapacak? Dava görülüyor ve daha önce de iki sanık mahkum olmuş. Bu örgütleri kimin kullandığını bulmaları gerekiyor. Ne yapacaklarını merak ettiğimiz için randevu istedik. Sonuçta süren bir davanın raflardan indirilmesi ilginç.”
(Bu arada bir not: Uğur Mumcu davasına bakan ikinci savcı Kemal Ayhan, 26 Haziran 1995 günü evinde ölü olarak bulundu. Otopsisi bile yapılmadan defnedildi.)
Sonuçta; 24 Ocak 1993’te Uğur Mumcu suikastı ardından 17 Şubat 1993’te Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis Paşa’nın uçağı düşürüldü. İki isim de anti emperyalist ve bölgede Amerika-İsrail eksenindeki yapılanmalara karşı net duruşlarıyla biliniyordu. Bitlis Paşa davası da raftan indirildi. Bakalım dosyalar nerelere
uzanacak?
“Firari sanık Oğuz Demir bulunmalı”
Tarih 3 Ağustos 2026.
Pazartesi…
Avukatlar Turgut Kazan ve Yalçın Akbal, Mumcu suikastıyla ilgili önemli bir açıklama yayımladı. Açıklamada; “Müvekkillerimiz Şükran Güldal Mumcu, Şinasi Özgür Mumcu ve Özge Mumcu Aybars’ın değişmeyen talebi, cinayetin yalnızca uygulayıcılarıyla değil; karar veren, azmettiren, yönlendiren, koruyan ve varsa uluslararası bağlantılarıyla birlikte tüm yönleriyle ortaya çıkarılmasıdır” denildi.
Avukatların dikkat çektiği nokta firari sanık Oğuz Demir’di:
“Bombayı Uğur Mumcu’nun aracına yerleştirmekle suçlanan Oğuz Demir yakalanamadığı için dosyası tefrik edilmiş; Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2020/265 Esas sayılı dosyasında yargılama hâlen derdesttir. Bu nedenle Uğur Mumcu davası, Oğuz Demir yönünden devam eden bir yargılamadır. Bu süreçte yargılamada Oğuz Demir’in yakalanması ve Türkiye’ye iadesinin sağlanması amacıyla Adalet Bakanlığı nezdinde de girişimlerde bulunulmuş; dosyaya yansıyan bilgiler doğrultusunda ilgili ülke makamlarıyla gerekli adli yardımlaşma ve iade süreçlerinin işletilmesi talep edilmiştir. Buna karşın, bugüne kadar kaçak sanığın yakalanarak yargı önüne çıkarılmasını sağlayacak somut bir ilerleme kaydedilememiştir.
“Uğur Mumcu cinayetinin daha geniş biçimde araştırılmasına karşı değiliz. Beklentimiz, dosyanın tetikçilerle sınırlı kalmaması; azmettirici, karar verici, yönlendirici ve varsa dış bağlantıların somut delillerle ortaya çıkarılmasıdır. Ancak bu araştırma, kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla belirlenmiş sorumlulukları ortadan kaldıracak, mahkûm failleri aklayacak ya da kaçak sanığın yakalanması görevini perdeleyecek biçimde yürütülemez.
“Bu beklentinin gereği olarak, yargılaması süren bir dosyanın mahkeme dışında hangi gerekçeyle incelendiğinin açıklanmasını, Adalet Bakanı’ndan talep edilen randevunun gecikmeden verilmesini ve müvekkillerimizin endişelerinin doğrudan dinlenerek giderilmesini bekliyoruz. Adalet Bakanlığı’nı ve İçişleri Bakanlığı’nı, Oğuz Demir’in yakalanması için gerekli tüm adımları atmaya çağırıyoruz.”
Açıklamanın hemen ardından Adalet Bakanlığı, Mumcu Ailesi’ne ve avukatlarına randevu verildiğini duyurdu.
Perşembe günü yani yarın bakanlıkta görüşme yapılacak.