Gazeteci Murat Ağırel, Cumhuriyet’te yayımlanan yazısında Melih Gökçek’in ailesinin Almanya’daki ticari faaliyetlerine ilişkin çeşitli iddialar gündeme getirdi. Ağırel, Gökçek’in gelini Hülya Gökçek adına 2022’de 30 bin euro sermayeyle kurulan HAMAG adlı şirketin, 2024 bilançosunda yaklaşık 3,86 milyon euroluk gayrimenkul varlığı bulunduğunu yazdı. Bilançodaki “Bank Türkei” ifadesine dikkat çeken Ağırel, şirketin büyümesinde Türkiye’den aktarılan paranın kullanılmış olabileceğini öne sürdü. Ağırel ayrıca HAMAG’ın Almanya’da 15 daire ve iki dükkandan oluşan bir binaya sahip olduğunu, Hülya Gökçek’in Şubat 2025’te Velbert kentindeki yaklaşık 8,5 milyon euroluk Thomascarree adlı ticari kompleksi satın almak için girişimde bulunduğunu iddia etti. Satıştan daha sonra vazgeçildiğini, bunun sonucunda aracılara ve mülk sahibine toplam 570 bin euro ceza ödendiğini ileri sürdü.

Bu iddiaların üzerine 29 Ağustos akşamı saat 23 civarında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın basın açıklaması gündeme bomba gibi düştü: “Bazı basın ve yayın organlarında, İbrahim Melih Gökçek hakkında yurt dışındaki şirketlere kayıt dışı para aktarıldığı yönünde öne sürülen iddialara ilişkin olarak maddi gerçeğin ortaya çıkarılması amacıyla Cumhuriyet Başsavcılığımızca resen soruşturma başlatılmıştır.”

Bu noktada herkesin kafası karıştı.

Neden mi?

Çünkü; Murat Ağırel’in iddialarının merkezinde Melih Gökçek değil ailesi vardı. Buna rağmen soruşturma baba Gökçek’e başlatıldı.

31 Ağustos’ta Melih Gökçek, iddialara gazeteci Sinan Burhan’a yaptığı açıklamayla yanıt verdi. Gökçek, oğlu Ahmet Gökçek’in 2023 yılında Almanya’da bir şirket kurduğunu ve Almanya’da oturum almak için başvuruda bulunduğunu belirterek, Almanya’daki gayrimenkul alımlarının bu süreç içerisinde gerçekleştirildiğini söyledi. Almanya’da önce iki daire satın aldıklarını, ardından gündeme gelen binayı satın almak için girişimde bulunduklarını ifade eden Gökçek, binanın peyderpey satın alındığını kaydetti. Gökçek, söz konusu alımların finansmanının ise aileye ait ev ve arabaların satılmasıyla sağlandığını belirtti. Ödemelerin banka üzerinden gerçekleştirildiğini vurgulayan Gökçek, “Ev ve arabalarını satarak aldılar. Bütün ödemeler bankadan yapıldı. Gizli ve saklı hiçbir şey yok” dedi.

Hakkındaki iddiaların oğlunun yaptığı ticari faaliyetler üzerinden kendisine yöneltildiğini savunan Gökçek, Ahmet Gökçek’in Almanya’da meşru yollarla ticaret yaptığını savunarak şunları söyledi:

“Oğlumun yapmış olduğu bir ticareti benim üzerimden hesap sormaya kalkıyorlar. Oğlum da meşru yollardan bir ticaret yapmıştır. Bunun benimle ne ilgisi var?”

Hakkındaki tüm iddiaları reddeden Gökçek, yurt dışında kendisine ait herhangi bir mal varlığı veya mülk bulunmadığını savundu: “Benim alnım ak. Yargı gelsin, benden hesap sorsun. Ben kimseyi suçlamıyorum. Benim yurt dışında bir kuruşluk mal varlığım ve mülküm yok. Bunların hepsi iftira.” Gökçek, hakkındaki iddiaların yargı tarafından araştırılmasından çekinmediğini söyledi.

Ancak… Gökçek’in açıklamasındaki şu cümlenin altını çizmek gerekiyor: “Oğlumun yapmış olduğu bir ticareti benim üzerimden hesap sormaya kalkıyorlar. Oğlum da meşru yollardan bir ticaret yapmıştır. Bunun benimle ne ilgisi var?” Bu noktada doğru soruyu Gökçek sormuş: “Benimle ne ilgisi var?” Akla gelense, savcılığın Melih Gökçek’le ilgili “kuşkuları” olduğu. Çünkü; yarın saat 16’da başsavcılık tarafından “şüpheli” sıfatıyla ifadeye çağrıldı.

Bu arada bir not:

Tanık olarak ifadeye çağrılan Murat Ağırel’in Ankara adliyesi önünde gazetecilere yaptığı şu açıklama önemli: “Bu soruşturmanın nihayetinde çok daha büyük bir olayın, olay örgüsünün ortaya çıkacağı kanısındayım. Savcılık bununla ilgili soruşturmaya devam ediyor.”