Yandaş medya günlerdir İran konuşuyor.
Hele gece programlarına bakarsanız Amerika İran’a saldırmak üzere
Hatta bazı yandaş kanallar alt yazı olarak “Operasyon saatler içinde başlayabilir” başlıklarını bile koyuyor.
Ekranlar kimi eski asker kimi eski polis kimi akademisyen “güvenlik uzmanları” ile dolu.
Ellerinde sopalar harita başında operasyon stratejilerini tartışıyorlar.
Ama bakın ne konuşulmuyor biliyor musunuz?
Amerika İran’a yönelik askeri bir operasyon yaparsa Türkiye’nin durumu ne olacak?
Öyle anlatıyorlar ki sanki Türkiye dünyanın öteki ucundaki bir ülke, başında bir diplomasi dehası oturuyor ve gelişmeleri serinkanlı biçimde izliyor.
Amerika İran’a askeri müdahalede bulunursa bunan Türkiye’nin etkilenmemesi mümkün mü?
Daha da önemlisi Amerika böyle bir operasyon yaparsa Türkiye’den bir şey istemeyecek mi?
Bu soruların cevapları yok.
AKP iktidarının ağzında bu konuda “Bir askeri müdahale karşıyız” söyleminden başka hiçbir şey çıkmıyor.
Ama konu fiiliyata geçtiğinde başı en büyük dertte olan ülke konumuna geçeceğiz.
İşte o zaman ne olacak?
ŞAKA GİBİ
200 liranın serüvenine bakın
Paradan 6 sıfır atılmasından sonra 2006 yılında en büyük kupürlü paramzı yani 200 lira piyasaya sunuldu.
O gün itibarıyla 200 lira 131 Dolara karşılık geliyordu.
Aradan tam 20 yıl geçti.
200 lira hala en büyük kupürlü paramız.
Ama bu 200 lira ile sadece 4.6 Dolar alabiliyoruz.
Bunun adı fakirleşmedir.
Tepeden tırnağa en zenginden en yoksula kadar fakirleşmedir.
Ekonominin iyiye gittiğini söyleyenler bunun farkında değiller mi?
Farkındalar tabii.
Ama söylemek işlerine gelir mi?
GÜNÜN SÖZÜ
“Kralların Hastalığı” GUT...
Ülkemizde binde 3...
ABD’de yüzde 3-4...
Neden mi?..
Halkımız ET yiyemiyor da ondan...
Sağlıklı FAKİRLİK yaşıyoruz!..
Daha ne olsun?..
Ahmet ÜSTÜN
BUNU YAZMAK GEREK
Yeni Türkiye hukuku böyle işte
Adam organize suç örgütünün lideri olarak ilan edilmiş.
Bu nedenle CHP’li 7 belediye başkanı ve 100’den fazla belediye çalışanı tutuklu.
Ancak örgüt lideri kabul edilen ve 800 yıl hapis cezası istenen kişi serbest gezdiği gibi nispet yaparcasına duruşmaya lüks aracıyla ve devletin polisinin korumasıyla geliyor, ayrı bir yere oturuyor, herkese gülücükler yağdırıyor.
İktidar ortağı partinin sözcüsü “Keşke bu duruşma canlı yayınlansa da halk gerçeği tam olarak öğrense” diyor.
Demek ki şu anda halka sunulan bilgiler doğru değil, adamlar iktidarda “keşke” diyorlar ama bunu gerçekleştirmek için hiçbir adım atmıyorlar.
Yine iktidar ortağı partinin genel başkanı Esenyurt belediye başkanına “Senin dosyan bomboş” diyor ama o belediye başkanı görevine bir türlü oturamıyor.
İktidara yönelik en küçük bir eleştiri bile anında soruşturma konusu oluyor, herkesin tanıdığı gazeteciler bir telefonla ifadeye çağrılabilecekken gece yarısı operasyonlarına maruz bırakılıyorlar.
Hep “Yeni Türkiye yeni Türkiye” diyorlar ya, işte bu “Yeni Türkiye’de hukuk” böyle işliyor.
HOŞUMA GİDEN ŞEYLER
Bilal beyin yaşı tutmuyor ama
AKP genel başkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan bir Arap televizyonuna çok uzun mülakat vermiş.
Bilal Erdoğan mülakatın bir bölümünde aynen şunları söylemiş;
“Yurtdışına gittiğimde pasaportumuza nasıl bakıldığını hatırlıyorum. Türkiye deyince nasıl bakıldığını da hatırlıyorum. Nerelerden nereye geldiğimizi görüyorum.”
Aslında yaşı tutmamasına rağmen çok doğru söylemiş.
Bir yabancı ülkeye gittiğinizde TC damgalı pasaportu görünce görevliler gülümser saygı gösterirdi.
TC pasaportu ile ABD hariç neredeyse dünyanın bütün ülkelerine Avrupa dahil vizesiz gidebilirdik.
Şimdi vize bile vermedikleri için pasaportumuzun bir değeri kalmadı.
Bilal Bey yaşı tutmadığı halde bu gerçeği dile getirmiş.
Ne kadar teşekkür etsek azdır.