ŞAŞIRDIM
Günlerdir hem siyaset çevrelerinde hem de medyada Husilerin Suudi Arabistan’a yönelik saldırıları konuşuluyor. Muhalif çevreler bu konuda daha temkinli ve “Türk askeri cepheye gönderilmemeli” görüşünü savunuyor. Yandaş kesimler ise yine temkinli biçimde “Türkiye’nin cepheye gitmeden Suudi topraklarında kalarak Husilere karşı destek vermesinin” daha iyi olacağını söylüyor.
Tabii tam bu aşamada kurulan ve bir anlamda İslam NATO’su olarak tanımlanan Mekke İttifakı da önem kazanıyor. Çünkü henüz meclise bile gelmemiş olan bu paketin kuruluş bildirgesinde yer alan “Bir ülkeye dış saldırı olursa diğer ülkeler bunu kendine yapılmış sayar” maddesi bu garip savaşta önem kazanıyor.
Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel dün meclis grubunda “Türk askerinin Yemen’e gönderilmesi olmaz” derken MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli kendi grup toplantısında tam tersini söyledi. Bahçeli “Ne ilk kıblemiz Mescid-i Aksa’ya, ne kıblemiz Kâbe’ye ne de Hazreti Resulullah’ın kutlu mabedine yönelik saldırılara tahammül göstermeyiz. Ne gerekiyorsa onu yaparız” dedikten sonra şunu ekledi: “Bu topraklara yönelik saldırılara hiçbir şekilde duyarsız kalamayız, ne gerekiyorsa da onu yaparız. Bu yönde diplomasinin imkânları yetmiyorsa caydırıcı güç kullanılmalıdır.”
Gerçi Bahçeli’nin son dönemlerde gündeme sunduğu hiçbir talebi yerine getirilmedi ama uzakta da olsa bir savaş durumu yaratmak belki de iktidarın işine yarayacak bir unsur olarak görülebilir.
BUNU YAZMAK GEREK
CHP yetkisi ile İYİ Partili olmak
Butlan olayından sonra Yeni Parti kurulduğunda, kalan CHP’lilerden “Gidenler mallarımızı çaldı, ortalığı darmadağın etmişler, her şeye zarar vermişler” şikâyetleri gelmişti. Ancak CHP’de kalanlara kamuoyunun da büyük tepkisi olduğu için bu tür haberler medyada fazla yer tutmadı.
Bir iddia daha vardı. Özgür Özel Yeni Parti’ye giderken milletvekillerinden her ay bağış olarak kesilen paraları da bankadan çekerek götürmüştü. Bu iddiaya düne kadar bir cevap verilmemişti. Ancak dün Özgür Özel’in bankaya yazdığı talimat yazısı ortaya çıktı. Özgür Özel, CHP grup başkanı sıfatıyla milletvekillerinden toplanan 5 milyon lirayı çekmiş.
Bunun ortaya çıkması üzerine dün Halk TV yayınına katılan Yeni Parti sözcüsü Zeynel Emre, “Bu para bizden kesilmişti, bizim hakkımız, giderken niye götürmeyelim ki?” dedi.
Mantık olarak haklı olabilir. Ama güzel olmayan tarafı şu: Özgür Özel partiden ayrılıyor ama giderken CHP’li yönetici yetkisini kullanarak para transferi yapıyor, ertesi gün de bir başka partinin genel başkanı olarak parayı partiye bağışlıyor.
Bu ahlaki değil. Yetki bu kadar ayıplı biçimde kullanılmamalı.
DEDİKODU
CHP’ye dönmek isteyen var mı?
Ben de bazı yazar ve televizyon yorumcularının söylediklerinden duydum, Yeni Parti’ye gidip burada umduğunu bulamayan bazı milletvekilleri CHP’ye dönmek istiyormuş. Dönmek isteyen milletvekillerinin şu an için 17 kişi olduğu söyleniyor. Geri dönmek isteyenler kimler, bunların isimleri yok ama yine medyadaki söylentilere göre Kemal Kılıçdaroğlu “Burası yol geçen hanı değil” diyerek geri dönmek isteyen milletvekillerinin görüşme talebini reddetmiş.
Bence doğru bir karar. Çünkü milletvekili niye gidiyor, niye geri gelmek istiyor buna bakılmalı. Giderken bir menfaat bekliyor belli ki, umduğunu bulamayınca da geri dönüp göze girmeyi amaçlıyor.
Şunu çok iyi bilelim: Bugün Türkiye’de bileğinin hakkıyla seçilmiş tek milletvekili bile yok. Çünkü tüm milletvekillerini genel başkanlar belirliyor. Bu nedenle milletvekillerinin kendilerini vazgeçilmez görmesi kadar saçma bir şey olamaz. Aday gösterilmeyen bir kişi yüzünden parti oy kaybediyor mu, önemli olan budur. Şu anda aday gösterilmeyince partinin oy kaybedeceği tek milletvekili bile yok.
MERAK ETTİĞİM ŞEYLER
501’inci kez mi sıçradı yoksa?
Fon rezaleti ortaya çıktı, en çok sanırım Gökçek ailesine yaradı. Çünkü geçen yıllarda ‘Ankara’yı parsel parsel satmakla’ suçlanan Melih Gökçek bir kere bile adliyeye gitmemişti. Ama ne olduysa oldu, Gökçek ailesiyle ilgili ortaya bazı belgeler çıkınca Melih Gökçek de adliyeye gitmek zorunda kaldı, ifade verdi.
Ağzında sakızıyla “Bana bir şey olmaz” havasına girerek “Ben 500 kere zıpladım yine bir şey yapamadılar” diyen Gökçek sanki unutuldu gibi. Sanki 501’inci sıçramasını yaptı.
GÜNÜN SÖZÜ
Gazetecilere 58 yıllık meslektaşları olarak bir tavsiyem var... Siyasi ve ekonomik haber yapmayın... Magazin ve 3’üncü sayfa haberleri peşinden koşun... TV’ler de ‘yalaka’ değilse, haber bültenini, siyasi açık oturumları kaldırıp, lay... lay... lom... haberler, diziler yayınlasın... Siz de rahat edin, erk sahipleri de rahat etsin!
Ahmet ÜSTÜN