ACAYİP YAZILAR

Kadınlar gibi erkekler de bilir teflon tavayı.

İlk çıktığında ‘çağın buluşu’ denmişti.

Teflon tavanın en büyük özelliği, üzerine hiçbir şey yapışmamasıdır.

AKP iktidarı da teflon tava gibi.

Galiba bu tanımı Türkiye’de yapan ilk kişiyim.

Ergenekon davaları sırasında bir televizyonda söylemiştim bu sözü... “Vallahi bunlar teflon tava gibi, üzerlerine hiçbir şey yapışmıyor” demiştim.

Son günlerde olanlara bakın, ne olursa olsun üzerlerine bir şey yapışmıyor.

Yüzyılın vurgunu çıkmış ortaya, neredeyse tüm şüpheliler AKP’li, üstelik fahiş kazanç sağlayanlar içinde parti yönetiminde olan isimler var.

Ama bir yanlış bilgi bir anda AKP’yi ‘üstün’ hale getiriverdi.

Parti yönetimi, bakanlar, yandaş yalaka gazeteci, akademisyen ve siyasetçiler koro halinde “Böyle siyaset mi olur, insanların haysiyetiyle oynanır mı, bunlar yalan ve iftira üzerine kurguluyor siyaseti” diye yaygaraya başladı.

Yahu 24 yıllık iktidarı boyunca linç kampanyaları açan, haysiyet cellatlığı yapan, devlet gücünü kullanarak rakipleri sindiren, önüne geleni tutuklayan, yalan haberlerle kişi ve kurumları itibarsızlaştıran kimdi?

Şimdi tam yakalanmışken bir bakanın babası ile isim benzerliği nedeniyle yapılan yanlışın üzerine mal bulmuş magribi gibi atlıyorlar.

Belli ki bu yanlış bilgiyi sızdıranla Fatma Betül Sayan Kaya skandalı aynı kaynak.

İyi Parti de ilk bilgi doğru çıktığı için bu yeni sızdırmayı doğru kabul etti.

Yani iş tezgah gibi görünüyor.

Ama AKP dışındaki siyasetçiler bunu bilmek zorunda değil mi?

Bilgi sızdı, biri doğru çıktı diye her sızdırmanın üzerine hesapsız kitapsız atlamak da olmaz.

Güzel kardeşlerim, karşınızdaki AKP, bunca yıldır öğrenmediniz mi?

HOŞUMA GİDEN ŞEYLER

Biz böyle çocuklardık işte

İnternet sitelerinden birinde gördüğüm haberi okurken gözlerim sulandı bir an.

“Vay canına” dedim kendi kendime “Bütün olumsuzluklara rağmen ahlak ve vicdanı unutmadan yetişen çocuklarımız da varmış.”

Haberin özeti şu;

Bursa’da mahalle bakkalının kapısının kilitli olduğunu gören iki öğrenci kardeş, aldıkları meyve sularının parasını güvenlik kamerasına göstererek kapının altından bıraktı.

Çok şaşırtıcı bir şey bu günümüzde.

Çocukluk yıllarıma döndüm.

Balıkesir’de ilkokulu okurken pazar sabahları (o yıllarda cumartesi günleri de okul vardı, yarım gün) gazeteleri almak görevi bendeydi.

Pazar günleri birkaç gazete ve dergi alınırdı.

Babam alacağım gazetelerin parasını tam olarak verirdi.

Sabah erken saatte iki sokak ötedeki bakkala gittiğimde genellikle henüz açılmamış olurdu ama gazete ve dergiler çok daha erken saatlerde kapının önüne bırakılırdı.

Bakkal amca gelene kadar o paketler açılır ve herkes gazetesini alırdı.

Parasını da kenardaki bir kutunun içine koyardı.

Kimse, “Bakkal yok nasıl olsa gazete parasını bırakmasam da olur” diye
düşünmezdi.

Ahlak vardı.

Vicdan vardı.

İnsanlık vardı.

ÇOK GÜLDÜM

Bu hafta iki pazar fıkrası var

Geçen hafta bir zamanlama hatası sonucu Yıldırım Tuna’nın fıkralarına yer verememişim.

Bugün arayı kapatalım, Yıldırım Tuna’dan iki fıkra geldi;

Orman WC

Orman hayvanları, çevre temizliği için kendilerine ortak bir tuvalet inşa etmişler. İlk birkaç hafta işler yolunda gitmiş, ancak bir sabah tesisi kontrol ederlerken bir pencerenin kırılmış olduğunu görmüşler, etrafa ne olduğunu sorduklarında tavşan “Ayı yaptı efendim” demiş gözleri nemli. “Dün gece tuvaletini yaptıktan sonra tuvalet kağıdının olmadığını görünce beni çağırdı, tüylerime silip beni pencereden dışarı fırlattı efendim. Ayı işte.”

Birkaç hafta sonra yine bir pencerenin kırıldığı görülmüş, bu sefer Tilki “Ayı yaptı” diye başlamış dişlerini sıkarak anlatmaya, “Tuvalet kağıdı olmayınca ben de tam oradan geçerken beni kuyruğumdan yakaladı, silip pencereden fırlattı ahlaksız!”

Bir hafta sonra komite tüm tesisin paramparça edilip enkaza döndüğünü görmüş, hayvanlara bu işin nasıl olduğunu sormuşlar, kirpi el kaldırmış, “Efendim...” demiş, “Bunun nedenini ben biliyor olabilirim.”

İptal

Adam doktorunun muayenehanesine gitmiş, girişteki sekreterine “Yarınki randevumu iptal ettirmeye geldim” demiş.

“Tabii ki” diye cevap vermiş sekreter, “Yalnız iptal talebiniz bir hafta önceden yapılmamışsa 200 dolar iptal ücreti tahakkuk ettiriyoruz.”

Adam bir an düşünmüş, “Peki, yarınki randevumu ileri bir tarihe alsanız o ücretli mi?”

Sekreter “Hayır.. Onu yapabiliyoruz.. Hangi tarihe almak istiyorsunuz?” demiş.

“İki hafta sonraya olabilir.”

Sekreter yeni randevuyu takvimine işaretlemiş,

“Tamam değil mi?” diye altını çizerek sormuş adam,

“Tamam.”

“O zaman iki hafta sonraki randevumu iptal edebilir
misiniz?”