BAŞIMDAN GEÇEN ŞEYLER
Geçtiğimiz perşembe günü. Öğleden sonra 4 buçuk falan. Boğaz Köprüsü durağından gelen metrobüse bindim. Otobüsün plakası 34 RJE 450.
Biz binerken yaşlı bir karıkoca inmeye çalışıyor. Kadın indi ama adam basamaktan adım atmakta zorlanıyor. Kapı bir anda kapandı, kadın dışarıda adam içeride.
Bağırışlar falan ama şoför dinlemedi bile, bastı gaza, geri dönüş mümkün değil yani.
Otobüstekiler yaşlı adama “Bir sonraki durakta inin, karşı tarafa giden otobüse binin eşinizle tekrar buluşursunuz” diye tesellide bulundular.
Sonraki durak Burhaniye.
Yaşlı adam kapı açılınca yavaşça inebildi ama yanında bir pazar çantası var, onu çekmeye fırsat bulamadan şoför kapıyı kapadı ve hareket etti.
Yaşlı adam yere düştü, pazar çantası içeride kaldı.
Bağırışlar üzerine şoför bu kez durdu, kapı açıldı, hemen kapı önündekiler dışarı fırladı, yaşlı adamı ayağa kaldırdı. Neyse ki fazla bir hasar görmemişti. Pazar çantasını alabildi.
Yardım için inen yolcular tekrar otobüse bindi ama biri binemeden şoför yine kapıyı kapatıp gazladı.
Milletin sabrı tükenmişti artık. Öfkeli çağrılarla şoföre “Sen ne biçim adamsın” diye bağırdı pek çok kişi.
O aldırmadı bile. Hatta gaza daha da basarak zaten ralli aracı gibi kullandığı otobüsü daha da hızlı kullanmaya başladı.
Otobüstekiler isyan hâlinde son durağa geldik ve indik. Bazıları “Şikâyet edelim” diye söylenmeye başladı, kimse gidip şikâyetçi oldu mu bilmiyorum.
Yüreğimiz ağzımızda, vicdanımız sızlar biçimde bir metrobüs macerası yaşamış olduk.
ÇOK GÜLDÜM
Keşişe göre hayatın anlamı
Bu hafta Yıldırım Tuna’dan ki fıkra geldi. Birlikte okuyalım:
Milyarder bir adam nerede olduğunu bilmediği bir yerde sarhoş bir şekilde uyanınca, her gün yoğun eğlence, içki ve güzel kızlarla dolu hayatın boş olduğuna karar verip geri kalan yıllarını ve bütün servetini ‘Hayatın gerçek anlamını anlamaya’ harcamış.
Uzun yıllar debelenip tam umutlarını yitirdiği anda, Tibet dağlarında yaşayan, ömrünü meditasyon yaparak geçirmiş ve yaşamın gerçek anlamını kısa bir süre önce keşfettiği söylenen bir keşişin varlığını öğrenmiş...
Milyarder, elinde kalan son parayla Tibet’e ulaşmış, günlerce süren bir tırmanışla sivri bir kayanın tepesinde oturan yaşlı keşişi görmüş, ona yıllar süren yolculuğundan ve cevap arayışındaki başarısızlığından bahsetmiş, sonunda “Söyle bana keşiş... Hayatın anlamı nedir?..” diye sormuş heyecanla.
Keşiş uzaklara dalmış, “Hayat bir nehir gibidir” demiş buğulu gözleriyle...
“Ne? Nehir mi?”
“Evet. Hayat bir nehir gibidir.”
“Bana bak keşiş” diye sinirlenmiş adam, “Ne demek bu? Ben eskiden her gün partilere giderdim, en iyi yemekleri yer, en kalite içkileri içer ve dünyanın en güzel kadınları ile birlikte olur, her istediğimi yerine getiren hizmetkârlarla yaşar, her yere seyahat ederdim. Nehir benzetmesi de ne be?”
“Hadi ya?” diye cevap vermiş keşiş bakışları netleşerek. “O zaman senin anlattıkların yanında benim nehir hikâyesi falan zırva kaldı. Hayatım boşa geçmiş desene lan yıllarca şu anasını sattığım sivri taşın üzerinde otura otura!..”
99 NOLU TEKNE
Hafta sonunda göl kenarındaki tekne kiralama barakasındaki görevli müdür, dürbünle izlediği, uzun süre yerinden hareket etmeyen tekneye megafonu eline alıp
“99 numaralı tekne. Lütfen geri dönün… Zamanınız doldu…”
diye bağırmış.
Birkaç dakika daha geçip teknede bir hareket olmayınca anonsu tekrarlamış: “99 numaralı tekne. Derhal iskeleye dönün. Aksi halde zaman aşımı ücreti almak zorunda kalacağız!..”
“Bir aksilik var abi” demiş yardımcısı, “Bizim 75 teknemiz var?”
Müdür bir an duraksamış, daha sonra telaşla sahile koşarken megafonu eline alıp seslenmiş, “Heeyy... 66 numaralı tekne. Arkadaşlar, iyi misiniz?”
HOŞUMA GİDEN ŞEYLER
Sakla samanı olsun ziyanı
Bu hafta gazeteci Erdem Beliğ Zaman’ın yazdığı iğnelemeleri beğeninize sunuyorum.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 19 ilçenin il olması gerektiğini belirtip il sayımızın 100’e tamamlanmasını istemiş… Böylece iktidarlarındaki ilk “100”ü almak istiyor sanırım!
***
CHP sözcüsü Müslim Sarı, CHP’den ayrılıp YENİ Parti’ye geçen vekilleri kastederek, “Kapıları sert kapatmayın, açmak zorunda kalacaksınız…” dedi. Niye ki? Gördük ki CHP’ye tepeden inme de gelinebiliyormuş; hatta başkan olarak bile!
***
YENİ Parti Genel Başkanı Özgür Özel, “Artık değişim zamanı geldi…” dedi… Seçmen olarak sormak hakkımız; “Bu zaman neden bir türlü gelmiyor?..” Yoksa yeni atasözümüz, sakla zamanı olsun ziyanı mı oldu?