SORDUM ÖĞRENDİM
Birkaç gündür bazı televizyonlarda, başta İngiltere olmak üzere bazı Avrupa ülkelerinde, nükleer tehdide ve siber saldırılara karşı önlemler alındığı anlatılıyor.
Sığınakların yapıldığı belirtilirken, halka da bir hava saldırısı halinde neler yapılması gerektiği konusundaki bilgileri şemalarla gösteriyorlar.
Peki bu önlemler sadece Avrupa ülkelerinde mi alınıyor?
Hafızamda Türkiye’nin her yerine yeraltı sığınakları yapıldığı haberi vardı.
Ayrıntıları öğrenmek için biraz araştırma yapınca, bizde de bir sığınak yapma seferberliği olduğunu tekrar öğrendim.
Şu anda Cumhurbaşkanlığı talimatı ile dev bir sivil savunma hamlesi yürütülüyor.
Durum şöyle: An itibarıyla 81 ilde 83 bin 500 sığınak inşa ediliyor.
İnşaatlarda neredeyse son aşamaya gelindi, tahminlere göre yeni yılın başında bu sığınaklar tamamlanmış olacak.
Sığınaklar kişi başına en az 1 metrekare alan düşecek şekilde tasarlanmış.
Bu sığınaklarda en az 21 gün yetecek su, havalandırma, gıda stoku, acil tıbbi ilaç ve cihazlar ile tıbbi operasyonlar için alan var.
Sığınaklar nükleer, biyolojik ve kimyasal (NBC) tehditlere karşı filtreleme sistemleriyle donatılıyor.
Bu kadar sığınak yapılması insanı ister istemez endişelendiriyor elbette.
Doğal olarak akıllara “Yakında bir savaş mı çıkacak?” sorusu geliyor ve bu da korkutuyor.
Ancak bundan endişelensek bile belki de gecikmiş bir önlem olarak kabullenmek de gerek.
Burada bana göre önemli olan şu: Hatırlayın 1999 büyük depreminden sonra İstanbul’un birçok yerine ‘deprem yardım konteynerleri’ konmuştu.
Ne yazık ki bir süre sonra bu konteynerler açıldı ve içindekiler yağmalandı.
Sığınaklarda bu konteynerlerinkinden çok daha fazla malzeme ve gıda maddesi olacak.
Umarım deprem konteynerlerinin başına gelen bu sığınakların başına gelmez.
MERAK ETTİĞİM ŞEYLER
Bunun hesabını kim verecek?
Adalet Bakanı Akın Gürlek, fon kepazeliğinin bir manipülasyon değil, tam anlamıyla devlete girmiş bir organize suç şebekesinin işi olduğunu açıkladı.
Hesap sorulacağı vaadi kulağa hoş geliyor tabii de, bizzat AKP içinden Şamil Tayyar’ın verdiği şu bilgileri de ciddiye alarak nasıl hesap sorulacağını da irdelemek istiyorum.
BORSA DEĞER KAYBI: Borsa İstanbul’da işlem gören şirketlerin piyasa değeri ağustos ile ekim sonu arasında 7 trilyon 209 milyar lira (154 milyar dolar) azaldı. Halka açık paylardaki 2 trilyon 959 milyar liralık kaybın yaklaşık 2 trilyon lirası (43 milyar dolar) doğrudan yerli yatırımcının servet kaybı olarak kayıtlara geçti.
YATIRIMCI KAÇIŞI:
Sadece eylül ayında 105 bin yerli yatırımcı borsadan çekildi. Sektörün toplam fon büyüklüğü 31 Ağustos-16 Eylül tarihleri arasında 1.3 trilyon liradan 922 milyar liraya geriledi.
MEVDUAT VE REZERVLER:
Kriz sonrasında mevduata dönen para miktarı 800 milyar lirayı aşarken, ağustos sonunda 188 milyar lira olan döviz rezervi ekimin son haftasında 162 milyar liraya düştü. Yılbaşında 204 baz puan olan ülke risk primi ise eylülde 247’ye yükseldi.
GÜNÜN SÖZÜ
Güvendiğin dağlara
kar yağdı, kar...
Kankan oldu mu ‘Topal Ördek’?
Gürlek, Adalet Bakanlığı önünde bizzat aldığı kararları açıkladı,
‘Devlet Aklı’yla...
Neler oluyor, neler...
Allah sonumuzu hayırlı eylesin...
Amin
Ahmet Üstün
BUNU YAZMAK GEREK
Özel’in savunması çok zayıf kaldı
Mustafa Sarıgül’ün oğlu Emir, babasının Özgür Özel’e 350 bin dolar verdiğini iddia etti.
Paranın 100 bin dolarını Özel’e Vakko’dan aldığı iki atkının içine koyarak teslim ettiğini de söyledi.
Özgür Özel bu iddiayı “Vakko yaz ortasında atkı mı satar?” diye çürütmek istedi.
Niye satmasın?
Palto da satılıyor.
Kazak da satılıyor.
Mağazalar mevsime göre mallarını öne çıkarır ama diğer mevsimlerin giysileri de satılır.
Yani savunma yaparken biraz mantıklı olunmalı.
En azından şunu söylemeliydi Özel: “Mustafa Sarıgül gayrı resmi olarak partimize hiç para vermemiştir.”
Bu kadar.
‘Yaz ortasında atkı mı satılır’ savunması çok sığ kalmadı mı?
DİKKATİMİ ÇEKEN ŞEYLER
Toplum baskısı Filiz’i dize getirdi
Bu köşede dün Çaykur’dan sonra Filiz Makarna’nın da paketlerindeki ‘Türk’ tanımını çıkardığını, Filiz Makarna’nın daha önce ‘Yüzde yüz Türk buğdayı’ ibaresi yerine ‘Türkiye’nin buğdayı’ ibaresini kullandığını yazmıştım.
‘Türk’ tanımının paketlerden çıkarılması kamuoyunda büyük tepki yarattı.
Boykot tehlikesiyle karşı karşıya kalan Filiz Makarna, anında çark etti ve yaptığı açıklama ile ‘Türk buğdayı’ ibaresinin paketlere yeniden konulacağını açıkladı.
Şirket, korku ile geri adım attı atmasına da toplumdaki öfkeyi çabuk atlatabilecek mi, orasını bilemem.
Çaykur’dan ise hâlâ açıklama yok.