ANALİZ

İktidar seçime gitmek istemiyor.

Özgür Özel kimsenin beklemediği bir hamle ile iktidarı aslında köşeye sıkıştırdı.

“Ara seçim” talebi hatta bunu sağlamak için “gerekirse 22 milletvekili istifa eder” söylemi ilk başlarda alaya bile alındı.

Ancak Özel gündeme hakim oldu, öncelikle muhalif partilerini ziyaret ederek en azında şu an Meclis’te boş bulunan 8 milletvekili için bir ara seçim yapılması konusunda destek aldı.

Tabii muhalefetin desteği ara seçime gidilmesini tam sağlayamıyor.

Çünkü anayasa boş olan milletvekillikleri için seçimden 30 ay geçtikten sonra ara seçim yapılacağını söylüyor ama bunun için Meclis onayı gerekiyor.

30 milletvekilinin boşalmış olması halinde bu ara seçim zorunluluk haline geliyor ama bu kez de istifa edecek milletvekillerinin Meclis tarafından onayı engeli var.

Demokratik bir ülkede böyle bir tartışma olmaz, boş milletvekillikleri için eğer anayasa emri varsa bu uygulanır.

Ama şunu çok işi biliyoruz ki iktidar ister 8 ister 30 milletvekili için seçime asla gitmeyecektir.

Çünkü bunu göze alacak durumda değildir.

Saray yönetimi çok iyi biliyor ki şu anda bir seçime gidilmesi halinde başarılı olma şansları pek yok.

Ara seçimden milletvekili çıkarabilirler ama toplam oylarındaki düşüş ve bunun bir önceki seçimle kıyaslanması halinde ağır yara almış olacaklarını ve genel seçimde de benzer akıbete uğrayacaklarından çok korkuyorlar.

Erdoğan zaten tavrını açıkça ortaya koydu ve “ara seçim gündemimizde yok” dedi.

Dün de iktidar ortağı MHP’nin Genel Başkanı Bahçeli, “Ara seçim yok, seçim zamanındadır. Türk milletinin iradesidir, o iradeye de şimdiden saygı duymak lazımdır” diye konuştu.

Yani iktidar ve ortağı açıkça seçimden kaçtıklarını resmen ilan ettiler.

İyi de nereye kadar kaçabilecekler?

Erdoğan’ın bir hülle ile yeniden aday olması sağlanırsa önümüzdeki yıl ama eninde sonunda 2028’in mayıs ayında seçim var.

Peki o zaman ne olacak?

BUNU YAZMAK GEREK

Milli irade zaten karar vermiş

İktidardaki AKP-MHP koalisyonu ne ara ne de erken seçime razı gelmiyor.

Bahçeli’nin söylemine göre millet iradesini göstermiş ve bugünkü iktidarı seçmiştir ve buna saygı duymak gerekirmiş.

İşte bugünkü ucube sistemin en can alıcı noktası bu.

Demokrasi denge ve denetleme rejimidir.

En önemli denetleme mekanizması seçimdir.

Ancak seçim her şey değildir.

Milli iradenin seçtiği yönetim görevini yaparken de çok ciddi bir denetimin altındadır.

Ancak Türkiye’ye dayatılan yeni rejimde denetleme unsuru olarak sadece seçim kabul ediliyor diğer bütün denetleme mekanizmaları ise ortadan kaldırılmış durumda.

Yani halka söylenen şu; “Seçimde kimi seçtiysen beş yıl tahammül edeceksin, eleştirmeyeceksin, karşı çıkmayacaksın, hesap sormayacaksın.”

Şimdi iktidar dayattığı bu sistemin arkasına sığınarak “Beni seçtiğine göre 5 yıl bekleyeceksin, beğenmiyorsan o zaman değiştirirsin” diyor bir anlamda.

GÜNÜN SÖZÜ

Kötülük, karşı taraftan gelirse, bir mantığı var...

Ancak...

Bir kitle, kutuplaşıp ayrışırsa, mantıksızlaşıyor...

Tıpkı CHP’liler gibi...

Ayrışma değil, güç birliği zamanı...

Tabi anlayanlar için...

Ahmet ÜSTÜN

CANIMI SIKAN ŞEYLER

Bu yasakların anlamı yok

Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde dün hiç alışık olmadığımız bir dehşet yaşandı.

Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesine elinde pompalı tüfekle giren bir eski öğrenci ikisi öğretmen ikisi memur diğerleri öğrenci 16 kişiyi yaraladıktan sonra sıkıştırıldığı yerde intihar ederek yaşamına son verdi.

Genellikle bazı batı ülkelerinde görülen bu dehşet olay anında televizyonların ve internet sitelerinin gündemine girdi.

Ancak iktidarın yarattığı korku iklimi bu yayınlarda da kendini gösterdi.

Örneğin bir kanalda sunucu “Olayın nedenini biliyoruz ama resmi açıklama gelmeden bunu anlatamayız” dedi.

Ardından olayın güvenlik kameralarına yansıyan görüntüleri yayınlamak da yasaklandı.

Demokratik ülkelerde böyle bir şey asla olmaz, olması düşünülemez bile.

Gazeteci olayı izler, bilgi toplar, olayın nedenini araştırır.

Ama bu Türkiye’de yasak.

İktidar diyor ki “Ne olursa olsun sadece benim verdiğim bilgiler haber olabilir.”

Oysa pompalı tüfekli okulu basan bu çocuk yönetim kararıyla okuldan çıkarılmış ve açık liseye gönderilmiş, muhtemelen hakkında bir disiplin uygulaması yapılmış.

Bu eski öğrenci de bunun intikamını almak için belki de başka ülkelerde yaşananları örnek alarak böyle bir eyleme girişmiş.

Bunun bile resmi açıklamadan önce yayınlanmasının suç kabul edildiği bir ülke haline geldik.