Bİ SOR BAKALIM
Kamuoyunda DMM olarak bilinen Dezenformasyonla Mücadele Merkezi hemen her konuda eğer iktidarın işine gelmiyorsa hemen açıklama yapar.
CİMER’e yani Cumhurbaşkanlığı İletişim Merkezi’ne bağlı bu birim işlerine gelmeyen her haberi yalanlar bununla da kalmaz savcılara da haber verir.
Ancak bu DMM nedense enflasyon konusunda hep sessiz.
TÜİK açıklama yapıyor, ama bir de ENAG ve İTO, İstanbul Ticaret Odası raporları var.
Bu iki kuruluşun enflasyon rakamları ile TÜİK’in rakamları asla birbirini tutmuyor.
İTO beki sadece İstanbul enflasyonunu açıkladığı için dikkate alınmıyordur ama ENAG yıllardır TÜİK’in hep iki katı enflasyon açıklıyor.
Her ne kadar ENAG yöneticileri için bugüne kadar açılmış davalar olsa da DMM bugüne kadar ENAG ve İTO ile ilgili “yalanlama” açıklaması yapmadı.
TÜİK enflasyonu 30’larda açıklıyor ENAG ise bunun yüzde 50’nin üzerinde olduğunu rakamlarla gösteriyor.
Normal koşullarda DMM’nin harekete geçerek ENAG’ın halkı yanılttığını, yalan haberle halkı paniğe sevk ettiğini söylemesi ve kamuoyuna “sadece resmi açıklamalara itibar edin” demesi gerekmiyor mu?
Öyle ama DMM bugüne kadar hiçbir şey yapmadı.
Neden acaba?
Nedeni açık değil mi, çünkü her ne kadar TÜİK devletin resmi kurumu olsa da enflasyon konusunda asıl TÜİK’in gerçeği açıklamadığını biliyorlar.
O halde “ortalığı bulandırmanın alemi yok, hiç ses etmeyelim daha iyi” diyorlar.
GÜNÜN SÖZÜ:
“Ver Mehteri” diyen spikerimiz ortalarda yok...
Acaba yerini kim alacak, diye düşünürken, İçişleri Bakanımız yetişti...
“Abdulhamid Han neyse, bugün de Cumhurbaşkanımız aynı şey” diyen Çiftçi, “Ver Mehteri mi” demek istedi... Ahmet ÜSTÜN
BUNU YAZMAK GEREK
Bir ülke düşünün ki!
Yaşı 75’e dayanan gazeteci ağabeyim Zafer Bengi, yukarıdaki başlıklı bir yazı atmış bana. Ben de sizinle paylaşmak istedim. İşte ilginç bulduğum o yazı:
Bir ülke düşünün...
Orman Kadastrosu gerekçesiyle, halkın tapularına el konuyor...
Ormanlar maden bahanesiyle yok ediliyor...
Zeytinli tarlalar imara açılıyor...
Limanlar satılıyor...
Yap işlet gerekçesiyle yollar, köprüler peşkeş çekiliyor...
Adalet, siyasi nedenlerle yok ediliyor...
Meclis dayatmalar yüzünden boksör ringine dönüyor...
Zorunlu eğitim mollalara teslim ediliyor...
Zamlarla halkımız açlığa mahkûm ediliyor...
Gazeteciler işlerini yapıyor diye içeri atılıyor...
İş bulamayan doktorlara, “giderse gitsinler” deniliyor...
Hastalara bir yıl sonrasına randevu veriliyor...
Emekliler sürünüyor...
Hak aramak isteyenler gözaltına alınıyor...
Allah’a şükredelim HENÜZ savaşa girmedik!..
İnşallah da girmeyiz!..”
Haksız mı?
ÖNERİ
Özel bunu Kurtulmuş’a sormalı
Ara seçim için partileri ziyaret etmeye başlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel dün DEM Parti ziyaretinden sonra TİP milletvekili Can Atalay’ın hala Meclis’e gelememesine ve hapiste olmasına tepki gösterdi.
Özel’e bir önerim var.
Önümüzdeki günlerde Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş’a da gideceğini söyledi.
O halde bu görüşmede doğrudan “Can Atalay neden Meclis’te değil, Anayasa Mahkemesi’nin iki bağlayıcı kararına rağmen buna neden uymuyorsunuz?” diye sormalı.
Daha önemlisi sormakla yetinmemeli ve alacağı cevabı kamuoyuna da açıklamalı.
İktidar medyayı tam hakimiyeti altına aldı, sadece yandaş gazetecilerle görüşüyor, onlara da soru sormak yasak, önceden hazırlanmış sorulara cevaplar veriyorlar.
Sayısı çok az olan gerçek gazeteciler de zaten AKP’li yöneticilerle bir araya gelemiyor.
Bu durumda görev Özel’e düşüyor.
Bu soruyu net olarak sorsun ve net cevap istesin.
Kibarlığı da bir kenara bırakıp görüşmeden sonra olanları bütün ayrıntılarıyla anlatsın.
CANIMI SIKAN ŞEYLER
Sinyal kolu direksiyonun sol altında
Şimdi “bu başlık da neyin nesi?” diyeceksiniz.
Çünkü bizim sürücülerin çoğu nedense sinyal lambasını kullanmaktan kaçınıyor, bilmeyenlere bunu hatırlatmak istedim.
Geçen pazar üşenmedim, yarım saatlik yolculuk sırasında önümdeki ve karşıdan gelen araçları tek tek saydım, yarıdan fazlası sinyal lambasını kullanmıyor.
Bu aslında büyük tehlike.
Sinyal vermek karşıdaki ya da arkanızdaki araca yapacağınızı önceden haber vermek demektir.
Sinyal vermeden sağa veya sola dönmek arkadaki/karşıdaki aracı da zora sokar.
Trafikteki bu kadar basit ve gerekli bir kuralın “nedense” uygulanmamasının anlamını çözemiyorum.
Kimilerinin kolu mu yoruluyor nedir?