Bu hafta hangi zorlu etapları nasıl geçtik, hangi duvarları nasıl aşamadık; milletçe hangi mücadeleleri verdik hatırlayalım.

İstanbul’da İsrail Konsolosluğu önündeki polislere teröristler uzun namlulu silahlarla ateş açtı. Çatışma çıktı. 3 teröristten 1’i öldürüldü. 2 polisimiz hafif yaralandı. Konsolosluk uzun zamandır kapalı…

15 günlük ateşkes yapıldı.

Ama, pamuk ipliğine bağlı.

Fakat İsrail durmadı.

Lübnan’da katliam yaptı.

Doğrudan sivilleri hedef aldılar.

Trump ve Netanyahu, ateşkesin Lübnan’ı kapsamadığını savundu.

İran medyası ise saldırıların durmadığı takdirde ateşkesin geçersiz olacağını açıkladı.

Savaşta bir Lübnan çıkmazı yaşanıyor…

İç siyasetin gündemi de çok yoğundu bu hafta.

Bahçeli, “Süreçte oyalamaya gerek yok” dedi, Dem Parti cephesi “Kim oyalıyor?” diye sordu.

Chp Genel Başkanı Özel, mecliste eksilen 8 vekillik için ara seçim istiyor, ara seçim turlarına da başladı. Muhalefetten destek geldi.

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey, 7 yıl önce ayrıldığı Nilüfer Belediyesi’ndeki soruşturma kapsamında tutuklandı.

Sandıkta CHP’nin aldığı belediye AK Parti’ye geçti.

Ve neredeyse her gün bir CHP’li belediyeye yönelik operasyon haberi ile uyandık.

İBB duruşmaları da devam etti. 2. gün savcı ve İmamoğlu arasında “Had bildirme” gerilimi yaşandı. Gerekçe, İmamoğlu’nun “Tek suç örgütü iddia makamıdır” sözü. Ayrıca kamu görevlisine hakaretten soruşturma da açıldı.

Hafta boyunca savunmalar yapıldı ve sanıklardan “Kurgu iddianame” eleştirisi duyuldu.

MHP, İstanbul dahil 39 ilçe başkanlığını feshetti.

Gün geçmiyor ki MEB’in aldığı kararları tartışmayalım…

Okullarda, “Gençlerden Atatürk’e Mektup Yarışması”na bakanlık izin vermedi. Tepki büyük.

Baş döndürücü bir haftaydı, çok daha fazlasını yaşadık.

Detaylandıralım.

NE KONUŞTUK?

Gıda zamlarına artık hiçbirimiz yetişemiyoruz.

Etiketler her gün ama her gün değişiyor.

Akaryakıt zammı ise isyan ettiriyor.

Tarihi zamla mazot 90 liraya, benzin 66 liraya dayandı.

1 gün sonra indirim geldi.

O da 1 gün sürdü.

Yeni bir zam açıklandı.

“Ne yaşıyoruz biz!” diye sorgularken; Mehmet Şimşek: “Eğer biz eşel mobil sistemini uygulamaya koymasaydık, mazotun litresi 103 lira olacaktı. Benzinin litresi 78 lira olacaktı.” cümlelerini kurdu.

Ne kaldı bu rakamlara?

Teşekkür etmemiz bekleniyor sanırım.

Bitti mi?

Bitmedi.

Elektriğe %25 geldi, malum.

Doğalgaz da yine %25 zamlandı; fakat orada kademeli tarife var.

  1. kademe, yani çok kullananlar için zammın oranı %130’u aşıyor.

Memleketin her köşesinden “Gaz lambası mı yakalım? Kombiyi kapatıp battaniye altına girip titreyelim mi?” soruları arasında resmen yardım çığlığı atıldı.

Yani klişe olacak ama zamlar yağmur gibi yağdı.

Kira artış oranı da %32,82 oldu.

Sözleşmeler bu orana göre belirlenecek. Kiracıya göre oran yüksek, ev sahibi “Evin değeri daha çok, her şeye %200-300 zam gelirken bu reva mı?” diye soruyor.

Cebimizden, soframızdan, geçimden başka da bir şey konuşamaz olduk.

NEDEN ÜZÜLDÜK?

Bir baristanın paylaşımı sosyal medyada paylaşım rekoru kırdı.

“Eskiden Türk insanının güler yüzlülüğü, sıcakkanlılığı konuşulurdu. Turistler için ‘çok soğuklar’ derdik. Şimdi Türkler depresyonda. Herkesin suratı asık. Kimse konuşmak, teşekkür etmek istemiyor. Bunu bize yapan herkese çok sinirliyim. Ekonomik kriz ve ülke sorunları hepimizi mahvetti.”

İşte tam olarak sokaktaki manzara bu.

Hepimiz bir şeylerin yorgunuyuz.

Hepimiz mücadele içindeyiz.

Ve baş etmekte öyle zorlanıyoruz ki antidepresan kullanımında Avrupa’nın lideriyiz.

Çok ama çok üzücü.

KİME HAK VERDİK?

Türkiye’de yaşayan Alman bir kadın market alışverişi yaparken şunları söyledi: “Almanya’da sebze meyve alırken tedirgin olmayız çünkü pestisit yok. Peki, Türkiye’de sağlığımıza zarar veren tarım ilaçlarını kim üretiyor? Almanya’daki 2 büyük firma ve son yıllarda ton bazında üretimi 2 katına çıkarmışlar. Avrupa’da yasakladığımız ilaçları dünyanın geri kalanına satmak… Şimdi bu iki yüzlülük değil de ne?” diyor.

İzlerken acaba yapay zeka ile mı hazırlandı diye sorgulamadım değil…

Fazla söze gerek yok.

NEYE ŞAŞIRAMADIK?

İtalyan savcılar, özellikle de çantaları ile dünyaca ünlü bir Fransız markasının 2.780 dolara satılan meşhur çantalarının 57 dolara üretildiğini ortaya çıkardı. Neredeyse 50 katı. İnanılmaz. Çanta değil marka alındığı sürece bu böyle gider. Şaşıramadık.

NEYE ŞAŞIRDIK?

Fahiş fiyat tarifesi uyguladığı tespit edilen market ve toptancılara 96,6 milyon lira ceza kesildi.

Dolandırıcılığın cezalandırılması şaşırttı. Bakalım fırsatçılığı önleyecek mi?

NEYE SEVİNDİK?

İstanbul Beykoz’da izinsiz çakar kullanan ehliyetsiz sürücüye 253 bin 392 lira ceza kesildi. Sevindirici. Ve bu ceza az bile. Her şeyden önce ehliyetsiz. Başkalarının canını tehlikeye atıyor. Bir de şu çakar sevdasından bir türlü vazgeçilemiyor!

NEYE GÜLDÜK?

Genç bir kadın sosyal medya için video çekerken arkasında bir anda CHP Genel Başkanı Özel’i gördü. “Makyajımı yorumluyordum.” dedi. Özel de dahil oldu ve o da “Gençler, CHP’ye oy verelim; yasaksız Türkiye, vizesiz Avrupa geliyor.” dedi. Bu sıcak diyalog yüzleri güldürdü.

Farkındaysanız, tüm zorluklara, engellere rağmen hayata tutunmaya; gülmeye çalışan bir milletiz.

Yeni haftanın her bir gününün yüzümüzü güldürmesi dileği ile…