Hep duyduğum ama bir türlü odaklanamadığım bir konu vardı. Nihayet dün vakit bulup olayların gelişimini araştırdım ve bir de veliyle görüştüm.
Türkiye’de bir İtalyan Lisesi var. Bu lise İtalya’nın İtalya’da ve dünyanın birçok yerindeki devlet liselerinden biri. Hatta “Türkiye’de konuşlu bir fen lisesi” gibi düşünün.
Ancak Türkiye’de yasa gereği adı “Özel İtalyan Lisesi” diye geçiyor.
Bu lisede 94 gündür okul idaresiyle 14 öğretmen arasında bir sorun yaşanıyor.
Beden eğitimi, Türkçe, Edebiyat, Coğrafya, Tarih ve İngilizce gibi derslerin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı öğretmenleri 94 gündür grev yapıyor.
- İlk konu tabii ki grevin nedeni oldu.
Öğretmenler üç yıldır ücretlere zam yapılmamasından şikayetçi. Ayrıca bazı özlük haklarıyla nöbetler konusunda da talepleri var.
İdare, öğretmenlere başlangıçta maaşların dövizle ya da Türk lirasıyla ödeme seçeneği sunulduğunu, öğretmenlerin de dövizle maaşı tercih ettiğini belirtiyor.
Merkez Bankası ve hükümet üç yıldır dövizi baskıladığı için de dövizdeki artış, enflasyondan ve hayat pahalılığından daha düşük seyrediyor ve öğretmenlerin ciddi mali kayıpları oluşuyor. İtalyan öğretmenler de dövizin düşük seyretmesi ve hayat pahalılığından olumsuz etkileniyor ama onların maaşları daha yüksek olduğu için Türk öğretmenler bu durumdan daha fazla etkileniyor.
- İkinci konu hangi ülkenin hukukunun geçerli olacağı meselesi.
Anladığım kadarıyla öğretmenleri temsil eden Tez-Koop-İş sendikasıyla idare arasında büyük ölçüde anlaşmaya varılmış, sözleşme aşamasına geçilmiş ama sendika sözleşmenin sonuna anlaşmazlıkların Türk hukukuna göre çözülmesi yönünde bir şart koşmuş. İtalyanlar da dünyadaki bütün İtalyan liselerinde olduğu gibi İstanbul’daki lisede de İtalyan hukukunun geçerli olmasında ayak diretmiş. Bu da tıkanıklığın en önemli nedenlerinden birine dönüşmüş.
- Üçüncü konu öğrencilerin durumu.
Düşünsenize 94 gündür birçok ders boş geçiyor ve yaklaşık 430 öğrenci böyle giderse bu derslerden not alamadığı için bir üst sınıfa geçemeyecek, okulu bitiremeyecek, üniversite sınavlarına giremeyecek. Ne Türkiye’de ne İtalya’da okuma fırsatı bulabilecek.
Bugün 7 Mayıs. Ay sonunda 10 gün Bayram Tatili var. Yani okulların kapanmasına sadece bir ay var ve bu bir ayda dersler tamamlanamazsa, notlar verilemezse çocuklar perişan olacak.
- Dördüncü konu sorunun çözüm yolları.
Veliler çocukların durumunu çözmek için Millî Eğitim Bakanlığı’na başvurmuş. Bakanlık da geçici olarak 26 öğretmen görevlendirmiş. Ancak Sendika İdare Mahkemesine başvurarak “grev kırıcılığı” davası açmış ve Mahkeme de Anayasa ve Yasalardaki açık hükümler nedeniyle sendikayı haklı bulmuş. Millî Eğitim Bakanlığı’nın bu tedbirini engellemiş.
***
Ben hayatım boyunca hep emekten yana oldum. Bu krizde de grev yapan eğitim emekçilerinin haklılığı konusunda zerre şüphem yok.
Sendika belki öğretmenlere kamuoyu desteğini de fırsata çevirip talepleri en üst seviyede tutmaya çalışıyor olabilir ama idarenin de işi yokuşa sürdüğü konusunda hiç şüphem yok.
İtalyan hükümeti de son derece “umursamaz” görünüyor.
Sonuçta idare mi kazanır öğretmenler mi bilmiyorum ama kimin kaybedeceğini biliyorum: ÖĞRENCİLER...
Dile kolay 400’den fazla gençten ve eğitim haklarından söz ediyoruz. 400’den fazla gencin geleceğinin çalınmasından söz ediyoruz. Üstelik bu çocuklar LGS’de yüzde 2’lik dilime girmiş başarılı öğrenciler. 100 küsuru İtalyan ya da çifte vatandaş ve 300’e yakını Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı.
Grev nedeniyle bu yıl sınıflarını geçemezlerse, mezun olamazlarsa, sınavlara giremezlerse hayatlarından bir yıl çalınmış olacak.
Başka okullara geçerek diploma almaya çalışırlarsa yılların emeğinden ve kazanılmış bir sürü hak ve avantajdan vazgeçmiş olacaklar.
İtalyan devletine, okul idaresine, grevdeki öğretmenlere ve yetkili sendikaya sormak istiyorum:
Aranızda bu çocukların geleceğini düşünen var mı?
Eğer düşünüyorsanız bir an önce bir araya gelin ve bu sorunu çözün. Gençler için çözün!