İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi yandaş medyaya konuşmuş.

Söylediği iki şey dikkatimi çekti.

- İlki işçilerin eylemiyle ilgili.

Polisler kendisine “eylemcilerin içine yasa dışı marjinal gruplar sızmış” bilgisi vermiş. O da polislere “provokatörleri ayırın, işçilere müsamahalı davranın” talimatı vermiş.

7-8 gündür gözümüzün önünde yaşanan bir eylem var.

Eylemci işçilerin etrafı sarılmış vaziyette. Alan hem “polis” yazan çitlerle çevrili hem yüzlerce polis tarafından sarılmış. Aile bireyleri, madencilerin çocukları dahi aralarına alınmıyor. Basın mensupları uzakta bir noktada tutuluyor. Alandaki işçilerin yanına birkaç sendikacıyla milletvekili dışında kimse giremiyor.

Yani TİP, CHP ve DEM milletvekillerini ve bazı sendikacıları “eylemcilerin içine sızmış yasadışı marjinal gruplar” olarak görmüyorlarsa, Çiftçi’nin verdiği bilgi gerçeği yansıtmıyor.

Keşke sayın bakan telefonundaki Youtube uygulamasına “Madenci eylemi” diye yazıp görüntülere baksaydı. Belki o zaman kendisine bu yanlış bilgiyi verenlere “Çitlerle çevrelediğiniz, etrafına etten duvar ördüğünüz yere bu yasa dışı marjinaller nasıl girdi” diye sorardı.

- Gelelim ikinci detaya:

Bakan Bey, maden şirketinin sahibi Sabahattin Yıldız’ı aramış “İşçilerin alacaklarını ödeyin, bu eylem bitsin” demiş. İçişleri Bakanı’nın ricası karşılık bulmuş ve patron “tamam” demiş.

Olaya bakar mısınız?

Koca Türkiye Cumhuriyeti’nin İçişleri Bakanı çalıştırdığı işçinin hakkını ödesin diye bir patronu aramış ve ricacı olmuş. Patron da lütfetmiş “tamam” demiş!

***

Şimdi biraz teorik bilgi paylaşıp, ardından Bakan Çiftçi’ye iki soru soracağım.

Önce bilgi:

“Angarya yasağı” kişinin emeğinin karşılığını almadan, zorla ve karşılıksız çalıştırılmasının yasaklanmasıdır.

Türkiye’nin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 4. maddesine, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 18. maddesine göre angarya yasaktır. İş hayatında personelin ücretini almadan çalıştırılması, angarya yasağı kapsamında değerlendirilir. Bu hak, bireyin özgürlüğünü ve emeğinin değerini koruyan temel bir anayasal ilkedir.

Şimdi gelelim sorulara:

1) İşletmesinde işçi çalıştırıp haklarını vermeyen bir patron, Angarya Yasağı çerçevesinde Anayasayı ihlal edip, suç işlemiş olmaz mı?

  1. a) Evet suç işlemiş olur.
  2. b) Hayır olmaz. Asıl suçu, ücretini alamadığı için kıyameti koparan işçi işlemiş olur.

2) Koskoca Türkiye Cumhuriyeti Anayasayı ihlal eden bir patrona ne yapar?

  1. a) Ricacı olur
  2. b) Angarya yasağını ihlal eden patronu TCK 117/1 maddesi uyarınca “iş ve çalışma hürriyetini ihlal”suçundan yargılar.

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin bu sorulara vereceği yanıtı beklememize gerek var mı?

Bence yok.

Zira kendisi işçilerine aylarca ücret ödemeyerek angarya yasağını ihlal eden, suç işleyen bir patrona ricacı olmuştur. Diğer taraftan da “aralarına marjinal yasa dışı gruplar sızdı” diyerek hak arayan madencileri kriminalize etmiştir.

***

Bakan Çiftçi’nin bu tercihleri kişisel değildir.

Bakan Çiftçi, iktidarın resmî ideolojisine bağlı kalarak hareket etmiştir.

O ideoloji ise gelecek günlerde işlerin şöyle yürüyeceğini öngörüyor:

- Maden Patronu, parayı Çiftçi’nin ricasıyla yatırdığı izlenimi verecek.

- Maden işçileri alacaklarını günlerdir yaptıkları mücadele sayesinde değil, İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nin rica telefonu sayesinde aldıklarını düşünecek. Hatta belki de alacakları yattığında kendilerine yaşatılanların tümünü (biber gazını, polis kalkanlarını) unutup, sorunu çözdüğü için Bakan Çiftçi’ye teşekkür edecekler.

- İktidar da (kendi yarattığı halde) sorunları çözme kapasitesiyle bir defa daha övünecek ve halktan oy istemeyi sürdürecek.

- Finalde ise “Maden işçisi memnun, maden patronu memnun” tarzı bir atmosfer oluşacak. Madencilerin gözünde eylem sırasında kendi haklarını savunan muhalefet değil, iktidar muteber sayılacak.