İktidar yanlıları Keçiören Belediye Başkanı Mesut Özarslan’ın “Özel bana küfretti” iddiasını ortaya atarak CHP’den istifa etmesi olayına mal bulmuş Mağrip korsanları gibi dört elle sarılmıştı.
Sosyal medya platformlarında küfür meselesi üzerinde hayli mavra yaptılar.
Ancak Özarslan’ın açıklamaları ve sızdırdığı mesajlarla yaratılan algı, mesajlar görülünce kısa sürede dağıldı.
Rüzgâr Özarslan’ın aleyhine, CHP lideri Özgür Özel’in lehine döndü.
Özarslan, bir nevi o mesajları sızdırarak kendisini kendi ayağından vurmuş oldu.
Öyle ki insanlar “az bile yapmış” demenin ötesine geçip “Zaten ne işi vardı bu adamın CHP’de...” demeye başladılar.
***
Özel, dünkü TBMM Grup Toplantısında işi bir adım öteye götürdü ve Özarslan’ın sızdırdığı mesajlarını, bizzat kendi sesinden okudu.
Böylece (o ünlü hitap cümlesi hariç) kendisine ait olduğu söylenen bütün mesajları doğrulamış oldu.
TBMM’ye gelen bazı izleyicilerin o cümleyi de okumasını istediğine bizzat şahit olduk.
Özarslan’a hitaben yazılmış o mesajların CHP tabanında destek gördüğünü, bu tür taleplerden ve dün CHP Grup Toplantısına katılan hınca hınç kalabalığın alkışlarından bir defa daha anladık.
Özel’in Özarslan’a yazdığı her bir mesaj, salondaki grubun uzun ve ayakta alkışlarıyla karşılandı.
***
Ben de iki gündür dilimin döndüğünce anlatıyordum.
Özel TBMM Grup Toplantısında net bir denklem kurdu.
Şöyle ki; Ankara Büyükşehir Meclisi üyeleri başta olmak üzere bazı AK Partililerin Mesut Özarslan’a yönelik suçlamalarına dair açılmış dosyaları anımsattı ve şu denklemi ortaya koydu:
“Mesut Özarslan temizse suç duyurusu ne?”
“Mesut Özarslan suçluysa AK Parti’ye bir suçluyu nasıl alacaksınız?”
Gerçekten de sorulması gereken soru bu.
Bir siyasetçiyi muhalefet partisindeyken ağır ithamlarla suçlayacaksınız. Savcılığa suç duyurusunda bulunacaksınız. İçişleri Bakanınız soruşturma izni verecek. Ancak o siyasetçi muhalefet partisinden istifa ettiğinde iktidar partisine alacaksınız.
O zaman iki seçenek kalıyor:
1) Ya ilk suçlamalarınız iftiraydı ve siz bile bile iftira attınız. Türk yargısını iftiralarınızla meşgul ettiniz. İçişleri Bakanlığı iftiraları ciddiye alarak soruşturma izni verdi.
2) Suçlamalarınız gerçek ama siyasetçi size geldiğinde rafa kaldırılıyor. Suçlu aklanıyor.
***
AK Parti’nin bugün Özarslan’a rozet takacağı beklentisi hâkim.
Bu ihtimalin yükseldiğini, bir gün önce “ne işi var AK Parti’de?” diyenlerin, dün öğleden sonra “Biz Özarslan suçlu demiyoruz. Asıl Mansur Yavaş’ı suçluyoruz” demelerinden anladım.
Daha önce Özlem Çerçioğlu vakasında yaşamıştık.
Kadına bir sürü suçlama yönelttiler.
İstifa edip belediyenin bütün imkanlarıyla AK Parti’ye katıldığında pürü pak görmeye başladılar.
AK Parti Özlem Çerçioğlu’nun ya da Mesut Özarslan’ın kara kaşına kara gözüne sevdalı değil. Umursadıkları şey, Aydın ve Keçiören belediyelerinin imkanları.
Nüfusu 1 milyonu geçen Keçiören Belediyesi’nin bütün imkanlarıyla AK Parti’ye geçmesi de büyük ihtimalle Aydın’daki gibi bir “AKlama süreci” olacak.
İktidar mensupları da “siyasette nasıl olsa dün dündür, bugün bugündür” diyerek bu hukuk dışı durumu sineye çekmiş olacaklar.
Ayrıca, Aydın’da olduğu gibi, Keçiören’de de CHP seçmeninin, Mansur Yavaş destekçilerinin verdiği oylar adeta iktidar tarafından gasp edilmiş olacak.
***
Siyasette transferler her zaman olur.
Ancak genelde parti değiştiren siyasetçilerin dönekliği üzerinden tartışılır.
Bugün yaşanan süreç ne yazık ki Türkiye siyasetinin rutini üzerinden ilerlemiyor.
İktidar, çok ciddi suçlamalar yönelttiği siyasetçileri, kendi partilerine geçer geçmez akladığından, parti değiştirme kavramında ciddi bir boyut değişikliği söz konusu oluyor.
Özel’in Özarslan vakası üzerinden kurduğu “muhalefette suçlu, iktidara geçince ak” denklemi de siyasetin rutini haline geliyor.
Bu ülkede hukuk hiç bu kadar sulandırılmamış, siyaset hiç bu kadar dejenere edilmemişti.
Ne diyebilirim ki?
Yaparsa AK Parti yapar!