ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarının ardından üç gün geçti. Büyük fotoğraf da netleşmeye başladı. Gelin karşımızdaki manzaraya bir bakalım:
- Gelişmeler gösterdi ki saldıran tarafta sadece ABD ve İsrail yok. İngiltere, Katar, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Kıbrıs Rum Kesimi, ABD ve İsrail’le adı konulmamış bir ittifak yapmış durumda. Yunanistan da İran’ın Kıbrıs Rum Kesimi’ndeki İngiliz Üssü’nü vurmasının ardından Kıbrıs’a uçak ve gemi göndererek çatışmalara dahil olmuş vaziyette.
- İran’da 28 Şubat’tan bu yana, çoğu çocuk ve sivil olan 555 kişi öldü. ABD ve İsrail, bölge ülkeleri açısından yüksek risk yaratacağının bilinmesine rağmen Natanz’daki nükleer tesisleri de bombaladı.
- Rusya, İran’la sıkı bir diyalog yürüterek safını belirlemiş vaziyette. Doğalgaz ve petrol arzının bir bölümünü İran’dan karşıladığı için gelişmelerden en çok etkilenen Çin, ABD’ye yönelik sert eleştirileriyle İran’a destek veriyor. Fransa da ABD ve İsrail’in saldırıları önceden tartışması gerektiğini açıkladı. Ancak Avrupa ülkeleri etkisiz pozisyonlarıyla alay konusu olmuş vaziyette.
- Bölge ülkesi olarak güvenlik açısından ve ekonomik olarak krizden en çok etkilenen Türkiye ise tarafları yeniden masaya oturtmaya çalışıyor. ABD, İran’ın görüşmelere yeniden başlamak istediği bilgisini sızdırsa da İran tarafı Ali Laricani ile ABD’yle görüşmeyeceklerini ilan etti.
- Lübnan, topraklarında konuşlanan Hizbullah’ın İsrail’e ve Rum Kesimi’ndeki İngiliz Üssü’ne yönelik saldırıları nedeniyle İsrail’in hedefi oluyor. Beyrut yönetimi hedef olmamak için Hizbullah’ın askeri faaliyetlerini yasakladığını ilan etti.
***
Trump, İran’ın bütün askeri yapısını çökerttiklerini açıklasa da İran beklenenden daha kapsamlı bir direnme kapasitesi ortaya koydu. İran’da saldırılardan sonra en etkili isim haline gelen Ali Laricani, İran’ın uzun bir savaşa hazırlandığını duyurdu.
Neden “daha kapsamlı” dediğimi anlamak için sadece 2 Mart 2026 Pazartesi günü İran tarafından gerçekleştirilen saldırılara ve atılan adımlara bakmamız yeterli:
- Ülkenin yönetim kademelerinin büyük bölümü öldürüldüğü halde kısa sürede geçici yönetimi oluşturup, kritik makamlara atamalar yaptılar.
- Hürmüz Boğazı kapatıldı, dur uyarılarına uymayan bir gemi vuruldu. Doğalgaz fiyatları yüzde 35 arttı. Petrol varil fiyatı 80 dolara ulaştı.
- ABD’nin körfezdeki gemilerine İran füzeleri isabet etti. İran saldırılarında dört ABD askerinin öldüğü açıklandı. ABD Genelkurmay Başkanı Dan Caine daha fazla kayıp beklediklerini duyurdu.
- İran Kuveyt’i vurdu. Kuveyt, panikle ABD’ye ait üç savaş uçağını düşürdü. ABD uçakların dost ateşiyle (Kuveyt tarafından) düştüğünü açıkladı.
- Katar’da enerji tesislerine yönelik dron saldırısı yapıldı.
- Suudi Arabistan’da Ras Tanura petrol rafinerisi vuruldu. Suudi Arabistan rafineriyi kapattı.
- Bahreyn’de limanda demirli Amerikan tankeri vuruldu.
- Umman açıklarında bir petrol tankeri vuruldu.
- Irak’ta ABD’nin kullandığı Erbil Üssü’ne saldırı düzenlendi.
- İsrail’de üç ayrı kente yoğun füze saldırısı düzenlendi. İsrail, İran saldırılarının daha da ağırlaştığını ve kapsamlı hale geldiğini duyurdu. İsrail’de ölü ve yaralılar var. (İran’ın yanı sıra Lübnan Hizbullah’ı da İsrail’e füze saldırısında bulundu.)
- Son dönemde İsrail’in stratejik ortağı haline gelen Kıbrıs Rum Kesimi de füze ve dronların hedefi oldu.
***
Bu tablo bize gösteriyor ki ABD ve İsrail’in İran rejimini ve İran’ı bir hafta içinde çökertme planı suya düşmüş durumda.
Haliyle iki ülkenin destekçileriyle birlikte saldırıları ve baskıyı artırması, İran’ın karşı saldırılarını artıracağı anlamına geliyor.
Bu da “düşmanımın düşmanı dostumdur” sözünün geçerli olmadığı tek coğrafya olan Ortadoğu’daki kaotik ortamın daha büyümesine neden olacak.
Bu kaosun yaşanmaması, bölgenin cehenneme dönmemesi için birilerinin Trump ile Netanyahu’yu durdurması gerekiyor.