60 yıllık seriden sonra 2018’de Dünya Kupası’na katılamayan İtalya’da adeta futbol yası ilan edilmişti. Pandemi nedeniyle 2021’de İngiltere’de oynanan Avrupa Şampiyonası’nda ev sahibini penaltılarla yenip şampiyonluğa ulaşırken bir nebze kendisini affettirdi. Aynı dönemde 37 maçlık yenilmezlik unvanı ile de dünya rekoru kırmışlardı. Ancak sonrasında işler onlar için iyi gitmedi.

Bu maçı bizim için dönüm noktası olarak düşünürken, erken yediğimiz gol sonrası oyunu tamamen bizim sahamıza yıkarak sporda ev sahibi kavramının palavra olduğunu, mücadele edenin gerçek ev sahibi olduğunu, 27 dakikada 3 golü kalemize bırakarak gösterdiler.

Savunmamız tel tel dökülürken, hücumda topsuz oyunundan bihaber olduğumuz için yavaşlayan oyunumuzu ezip geçerek, fişek gibi hücuma çıkıp futbolun doğrularını izlettiler.

İkinci yarıya gol ile başlasak da İtalyanların yanıtı gecikmedi. 1-4’ten sonra daha kontrollü bir oyunla saha parselasyonuna dönük bir kabullenme ile oynayan rakip, arada bir vites değiştirerek kontrataklarla kalemizi yoklamaya devam etti. Arda tek başına arkadaşlarını oynatmaya çalışıp durdu. Ancak buna biraz Barış yanıt verirken diğerleri bu seviyeye çıkamadı.

Maalesef ülkede her şey kötü giderken bir şeyin iyi olmasını beklemek hayalcilikten öteye gitmiyor. Terim bile 77. dakikada “Belli olmaz, 3 dakikada 3 gol atabiliriz” diyebiliyor! İstikrar olmadıktan sonra 3 değil 33 gol atsan ne olur?

Dünya Kupası’ndan beri yer altına inip ortada gözükmeyen federasyon başkanı, istikrarla devam eden başarısızlıklardan sonra taahhüt ettiği villa verme işini iptal edecek mi merak ediyorum. Öyle ya, racon bunu gerektirir!

Neticede fon krizinden sonra eriyen borsa gibi millî takımımız da batmış kulüplerimizle birlikte eriyip yok oluyor. Nasıl asrın yolsuzluklarına bugüne kadar göz yumanlar sıkılmadan koltuklarında üç maymunu oynuyorsa bu futbolun sorumluları da kıllarını kıpırdatmayacaklar emin olun!