Bir kasabada yan yana iki sokak vardı…
Birinin adı: Kahır Sokağı…
Diğerinin adı ise: Kahkaha Sokağı idi…
Kahır sokağı çok kalabalıktı…
İnsanlar yüksek sesle konuşur, yüksek sesle ağlardı...
Dükkânların vitrininde:
Koyunun en koyusu, karanın en karası renkler…
Koyu siyah üzerine açık siyah yazılmış tabelâlar vardı…
Her şey, “bak bana ve ağla, kendine kahret” diyordu…
***
Kahkaha Sokağı ise sakindi…
Ne ağlayan vardı…
Ne de karşılıklı olarak yüksek sesle kavga eden…
Hafif tonlu, sakin yorumcular tarafından söylenen şarkılar çalardı…
Bağırış, çağırış, ağlayan insanlardan gelen, hıçkırık sesleri yoktu...
İnsanlar oradan geçerken yavaşlar, bazen durur, bazen hiçbir şey almadan çıkar giderdi…
Ama çıktıklarında yüzlerinde kahkaha olmasa bile, hafif bir tebessüm
olurdu…
***
Kasabanın, karamsar, bedbin umutsuzları ve genelde emekliler Kahır Sokağı’na giderken…
Kasabanın çocukları ise hep Kahkaha Sokağı’na koşardı.
Orada güler, eğlenir kahkahalarıyla sokağı çınlatırlardı…
***
Bir gün kasabanın en yaşlı adamına sordular:
“Hangi sokak daha iyi?..”
Adam gülümsedi:
“Kahır Sokağı adı üstünde insanı kahreder, yeşermek üzere olan umutları bile karartır… Kahkaha Sokağı ise hem güldürür hem hatırlatır…”
“Neyi hatırlatır?..”
“İnsan olduğumuzu… Doğarken ağladığımız yetmezmiş gibi yaşarken de ağlamanın insan için erken ölüm olduğunu hatırlatır…”
***
O günden sonra bazıları hâlâ Kahır Sokağı’na gider...
Ama yolu Kahkaha Sokağı’ndan geçenler, bir daha eskisi gibi hıçkırıkla ağlamak, dövünüp yerinmek yerine… Kahkahanın da bir ağırlığı olduğunu bilirler…
Kahkaha atabilmenin, sağlıklı ve uzun yaşamanın sırrı olduğunu…
Kahır Sokağı’ndaki en yaşlı kişinin…
Kendilerinden en az 30 yaş genç oluşundan öğrenmişlerdir…
Kahkahayla gülerler
Kahır Sokağı sakinlerinin kanaat önderleri, her ülkeyi bizim ülkemizin düşmanı olarak gösterir…
Cahil milyonları gaza getirmek için, iktidarın el altından acayip ticaret yaptığı İsrail’e:
“Eyyy İsrail!.. Bu ülkenin 2,5 milyonluk bir ordusu var… Bu ülke normal bir ülke değil… Öğle yemeğine gider gibi savaşa gider, ona göre ayağını denk al” diye yalancıktan tehditler savururlar…
Ve zavallı fukara milyonlar, çocuklarının savaşta şehit olacağı endişesiyle kahrolur, birbirlerine sarılıp hıçkırarak ağlarlar…
Kahkaha Sokağı sakinleri ise İsrail ile dost olunduğunu bilir, hamaset ve oy çalma amacıyla atılan bu tür nutuklara kahkahalarla gülerler…