Bana sık sık gelen eleştirilerden biri şöyle:

“Küreselleşmeyi övüyorsun ama Amerika’dan yana tavır alıyorsun. Bu ne yaman çelişki dede?..”

Hem doğru hem de haklı bir soru ama eksik bırakılmış bir soru...

Ben küreselleşmeyi kimin adına savunuyorum, oradan başlayalım...

Ben küreselleşmeyi; insanlık adına, yoksul ülkelerin halkları adına, az gelişmiş ve gelişmekte olan toplumlar adına savunuyorum…

Çünkü şunu açık açık söyleyelim: Ulusallaşma romantiktir ama çoğu zaman zalimdir…

Küreselleşme ise doğru siyasal bilinçle birleştiğinde daha insancıldır...

***

Küreselleşme neden yoksullar için daha adildir?..

Çünkü küreselleşme; sermayeyi tek bir ulusal egemenin elinde tutmaz… Bilgiyi, teknolojiyi ve hukuku sınırların dışına taşır: “Benim liderim çalıyor ama bizim gibi inanıyor, bizim gibi yaşıyor” anlayışını bozar… Tabii ki yoksul halkların, siyasal tercihlerini din ve ırk hamaseti yapan hırsızlara teslim etmeyi bırakmaları şartıyla...

Bu cümle ağır mı?

Evet ama gerçeğin kendisi zaten ağır…

***

Dünya iki kutuplu değil, çok katmanlı… Bugün dünyada iki ana siyasal-ekonomik yaklaşım var:

Bir tarafta; Amerika Birleşik Devletleri merkezli, daha içe kapanan, ulusal çıkarı her şeyin önüne koyan bir çizgi… Diğer tarafta ise; Almanya, Fransa, Birleşik Krallık ve Çin gibi; daha çok taraflı, daha küresel oyun kurucu ülkeler...

Ama kimse masum değil herkes, sadece kendi çıkarını büyütmeye çalışıyor…

Türkiye nerede duruyor?..

Son yıllarda Türkiye, kendi çıkarını küresel hukukla değil, Amerika’daki ulusalcı-popülist çizgiye yakın bir refleksle savunmaya çalışıyor…

Yani: “Ben güçlüyüm” diyenin yanında duruyor ama o güçten adalet üretmiyor…

İşte burada mesele Amerika yanlısı olmak değil…

Mesele şu soruya verilen cevap: “Güç mü, hukuk mu?..”

Ben hukuktan yanayım, insanlıktan yanayım...

Yoksul halkların, kapalı ulusal hapishaneler içinde çürütülmesine karşıyım…

***

O yüzden şunu net söyleyeyim

Ben: Amerika’yı kutsamıyorum, Avrupa’yı melekleştirmiyorum, Çin’i şeytanlaştırmıyorum…

Ben şunu savunuyorum:

Küreselleşme, bilinçli halkların elinde özgürlüktür…

Cahil bırakılmış halkların elinde ise yeni bir sömürüdür…

Eğer bir ülkede halk; dini sloganla oy veriyorsa, ırk hamasetiyle yönlendiriliyorsa, hırsızı, “bizden” diye savunuyorsa… O ülke ulusallaşsa da sömürülür, küreselleşse de sömürülür...

Uyandırmak için

O yüzden canlarım; bu bir çelişki değil, bu bir taraf seçimi…

Ben; gücün değil hukukun, sermayenin ya da emeğin değil insanın…

Liderin değil halkın yanında duruyorum…

Ve evet biliyorum…

Bu tavır bazılarını rahatsız ediyor ama ben de zaten rahatlatmak için değil:

Uyandırmak için konuşuyorum...