Bugün tartışılan sorunlarından biri de şu:

Recep Tayyip Erdoğan, siyaseti yeniden merkeze taşıyabilir mi?..

Bu sorunun cevabı sadece bir liderin niyetinde değil, toplumun beklentisinde gizlidir çünkü…

Türkiye’de seçmen, sandıkta çoğu zaman ideolojiyi değil, dengeyi tercih eder...

Aşırılıklar yorar…

Gerilim yıpratır...

Ve o nedenledir ki insanlar artık kavga değil, nefes almak istiyor…

İşte bu noktada umut başlıyor…

***

Eğer siyaset dili yumuşarsa

Eğer kurumlar kapsayıcı bir çizgiye gelirse…

Eğer eğitim ve inanç alanında birleştirici bir yaklaşım benimsenirse…

Türkiye yeniden kendi doğal merkezine dönebilir…

Bu dönüşün anahtarı ise iki kritik kurumda saklıdır:

Millî Eğitim Bakanlığı ve Diyanet İşleri Başkanlığı…

Biri aklı, diğeri vicdanı şekillendirir…

Biri geleceği, diğeri bugünü etkiler…

Eğer bu iki alan, ayrıştırmak yerine birleştirmeyi seçerse…

Siyaset de kaçınılmaz olarak yumuşar, ancak…

Asıl mesele şu:

Bu değişim bir zorunluluk mu?.. Yoksa bir tercih mi?..

Merkeze dönüş sadece bir ihtimal değil...

Şevket Süreyya Aydemir “İhtilalin Mantığı” isimli kitabının bir yerinde, “Toplumlar hazır olduğunda lider çıkar” diyordu…

Toplum hazır olduğunda, siyaset de değişir canlarım… Bugün o hazırlığın izlerini görüyoruz…

Daha fazla huzur… Daha fazla adalet… Daha fazla normalleşme talebi, her kesimde yükseliyor...

Ve belki de en önemlisi: İnsanlar yeniden birbirini duymak, birbirini anlamak istiyor…

İşte umut tam da burada doğuyor…

***

Türkiye, geçmişte defalarca zor dönemlerden geçti…

Ama her seferinde kendi içinden bir denge üretmeyi başardı…

Bu yüzden bugün de şunu söylemek mümkün:

Merkeze dönüş sadece bir ihtimal değil… Bir zorunluluk...

Ve her zorunluluk, doğru yönetildiğinde bir fırsata dönüşür…

Sözümün özü canlarım

Türkiye’nin en büyük sorunu: Uzun süredir siyasetin merkezden uzaklaşmış olmasıdır...

Uçlara savrulan söylemler, toplumu birbirine yaklaştırmak yerine daha da ayrıştırdı…

Oysa bu ülkenin derin hafızasında güçlü bir ortak zemin var:

Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu demokratik, laik, modern muhafazakâr cumhuriyet fikri…

Bu fikir, farklılıkları yok saymaz; aksine, onları ortak bir çatı altında buluşturur…

Bunu başaran siyasi lider, tüm ülkeyi ve milleti de kazanacaktır…