1894’te Fransız ordusunda yüzbaşı olan Alfred Dreyfus vatana ihanetle suçlandı…
Deliller tartışmalıydı…
Yargılama siyasetin ve dönemin önyargılarının gölgesindeydi... Fransa yıllarca ikiye bölündü...
Sonunda mesele bir subayın suçlu olup olmadığı meselesi olmaktan çıktı…
“Fransa hukuk devleti olacak mı, olmayacak mı?” sorusuna cevap aramaya dönüştü...
Bu konuda defalarca yazmış biri olarak, Osman Kavala davasına da en başından beri, “Türkiye’nin Dreyfus Davası” diyorum…
*
AİHM Büyük Dairesi’nin son kararıyla “Osman Kavala davası” da artık Kavala’yı çoktan aştı…
Türkiye’ye bir kez daha, üstelik son derece açık biçimde, Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini söyledi…
Mahkeme çeşitli hak ihlalleri tespit etti, manevi tazminata hükmetti ve ihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılmasını istedi…
Yargılama kanaatle mi delille mi yapılmalı
Burada tartışılması gereken artık Kavala’yı sevip sevmemek değil…
Demokrasi tarihimizin en medenîGezi protestolarını destekleyip desteklememek de değil...
Hatta iktidardan yana ya da muhalif olmak hiç değil...
Bugünden sonra artık şu sorunun cevabını millet olarak da devlet olarak da siyasi saiklerle değil, akıl ve vicdan ortaklığında vermeliyiz:
“Bir hukuk devleti olarak mahkûmiyet kararlarını, siyasi kanaatlerle mi vereceğiz, yoksa somut delillerle mi?..”
*
Devletin bütün gücü karşısında tek bir vatandaşın sahip olduğu en büyük güvence, bağımsız mahkeme ve hukuka bağlılıktır… Çünkü hukuk sadece sevdiğimiz insanların hakkını koruduğunda hukuk değildir...
Asıl imtihan; sevmediğimiz, fikirlerine karşı çıktığımız, hatta öfkelendiğimiz insanların hakkı söz konusu olduğunda başlar…
Kavala dosyasının Türkiye açısından ders alınması gereken tarafı da budur…
*
AİHM 2019’da Kavala’nın serbest bırakılmasını istedi... Karar uygulanmadı...
2022’de Büyük Daire, Türkiye’nin önceki karara uyma yükümlülüğünü yerine getirmediğine hükmetti… Şimdi Büyük Daire bir kez daha Türkiye’nin karşısına aynı temel soruyu koyuyor:
Hukuk mu üstün, siyasi irade mi?..
Sözümün özü canlarım...
Fransa, Dreyfus davasındaki garabeti yüzünden küçülmedi… Tam tersine…
Yıllar sonra kendi yanlışını kabul edebildiği için büyüdü...
Zira devletlerin büyüklüğü hiç hata yapmamalarında değil, hatasını hukuk içinde düzeltebilmelerindedir...
*
Bu nedenle Osman Kavala’nın özgürlüğüne kavuşması sadece Kavala’nın kazanımı veya iktidarın yenilgisi olmayacak... Türkiye Cumhuriyeti hukuk devletinin zaferi olacak…
Ve bence artık kabul etmeliyiz ki:
Bir insanı özgürlüğüne kavuşturmak devleti zayıflatmaz ama...
Hukukun karşısında direnmek bir devleti zayıflatmakla kalmaz: çürütür…