Bir ülkede gerçekler ikiye ayrıldıysa… Biri sokakta, diğeri resmi açıklamalarda yaşıyorsa… Orada ekonomi yoktur, sihirbazlık vardır.

Türkiye tam olarak bu noktada… Resmi rakamlara bakıyorsun, “oh ne güzel” diyorsun… Sokağa çıkıyorsun, paran yetmiyor.

***

Nitekim mesele enflasyon değil artık… Mesele, neye inanacağımız… Öyle veya böyle profesör unvanı almış kişilerin, sadece o koltuklarda kalabilmek için gerçeği eğip bükmesi…

Bilimin yerini “yorumculuk”, verinin yerini “niyet” alması… İşte en pahalı kriz budur. Çünkü bunun faturası cebine değil, geleceğine kesilir.

***

Peki bu ay ne yapacaklar sizce? Elektriğe yüzde 25 zam… Doğal gaza yüzde 25 zam… Üstelik “kademeli” deyip işi daha da süslediler… Kağıt üzerinde sistem basit; az kullanırsan ucuz, çok kullanırsan pahalı…

Zira hayat öyle işlemiyor. Kışın kombiyi kapatıp battaniyeye sarılan vatandaş, istatistikte hala “az tüketen” olarak yazılıyor.

***

Peki TÜİK hangi fiyatı alıyor? Tabii ki düşük olanı… Mazot 90 TL’ye dayandı… Ekmek de zam yedi karambolde… Aklına ne gelirse zamlandı…

Üstelik bu zamlar öyle “ufak tefek” kalemler değil… Hayatın kendisi zamlandı… Elektrik yoksa üretim yok. Mazot yoksa taşımacılık yok. Doğal gaz yoksa ısınma yok. Ekmek yoksa… zaten anlatmaya gerek yok.

***

TÜİK’in elinde bir sihir var. Adı, sepet ağırlığı… Enerjiye yüzde 25 zam mı geldi? Sorun değil… Sepetteki ağırlığını düşürür… Etkiyi küçültür…

Sahi neden bunu yapsın ki? Onlara verilen görev gerçek fiyat artışlarını açıklamak değil mi?

***

Teoride evet… Pratikte ise görev tanımı değişmiş gibi duruyor. Karakter de elverişliyse hiç sorun çıkmıyor.

Nitekim bu yıl tam olarak da bu yapıldı. Elektrik ve doğal gazın sepetteki payı aşağı çekildi. Yani yangın büyüdü… Ama termometre küçüldü.

***

Sonuç? Etkisi azaltılmış ölçüm sistemi… Bu artık veri değil… Bu, ayar çekilmiş gerçeklik. Tam bir zamanlama mucizesi… Zam var ama yok… Sihirbazlık gösterisi gibi…

Üstüne üstlük sepet gizli… Mahkeme kararı var ama kararı takan yok! Madde listesi açıklanmıyor.

***

Yani oyun var… Ama kuralları kimse bilmiyor. Hangi ürünü nereden aldılar? Hangi fiyatı baz aldılar? Hangi gün ölçtüler? Bilinmiyor. “Enflasyon düştü.” Nasıl düştü? Milleti kin ve nefrete yöneltebilir açıklanması…

Hiç boşuna şikayet etmeye gerek yok… Kadim halkımız bunu yaşamak istedi. İstediğini alıyor.

***

Ama mesele sadece bugünü yaşamak değil… Bu sistem sürdükçe, yarın daha pahalı olacak. Gerçek enflasyonu saklayabilirsin… Ama etkisini saklayamazsın.

Bugün ekmekte… Yarın kirada… Öbür gün işsizlikte çıkar karşına. Daha da kötüsü ekonomi en tehlikeli eşiğe geldi.

Elbet enflasyon bir gün düşer… Ama güven düştü mü… Onu yerine koymak için sadece para yetmez. Bu ekonomi böyle düzelmez!