Ekonominin sallanan diş gibi olmasının bahanesi hazır… “Küresel şartlar”, “Jeopolitik riskler”, “Geçici etkiler”… Canım ya, anlatırken nasıl da içtenler…
İyi güzel de Türkiye’nin dış ticaret açığı 100 milyar dolara dayandı. Hem de öyle hafif sıyrık gibi de değil… Bildiğin kemiğe dayanmış kırık!
***
Mart 2026 verisiyle birlikte dış ticaret açığı “Aylık” bazda yüzde 56.6 artarak 11.3 milyar dolara fırladı… Yıllıklandırılmış açık ise 98 milyar doların üzerine çıktı.
Psikolojik sınır dediğimiz o 100 milyar dolar artık kapıda değil… Kapıyı çalmış, içeri buyur edilmiş, soğuk içeceğini yudumlarken salonda oturuyor.
***
Sahi neden böyle oldu? Bayram tatili vardı… Savaş çıktı… Altın fiyatları yükseldi… Hepsi doğru… Ama eksik! Çünkü mesele sadece mart ayı değil… Mesele yanlış model…
Bakalım mı tabloya… İhracat düşüyor, ithalat artıyor. Yani biz daha az satıyor, daha fazla alıyoruz. İhracat yüzde 6.4 gerilerken ithalat yüzde 8.4 arttı. Neresinden tutsak elimizde kaldı.
***
Bunun anlamı ekonominin motoru geri vitese takılmış ama yakıt tüketimi artmaya devam ediyor.
Daha kötüsü var… İthalatın yüzde 70-80’i ara malı! Yani biz üretmek için bile dışarıya bağımlıyız. Yani dolar kuru artarsa maliyet patlar… Hani şu “Kontrollü değerli TL” hikâyesi…
İyi de TL’yi değerli tutuyoruz ki enflasyon düşsün… Ama o sırada ihracatçı ne yapıyor? Rakiplerine karşı fiyat tutturamıyor.
***
Sonuç? İhracat düşüyor. İthalat ucuzladığı için artıyor. Yani kendi elimizle açığı büyütüyoruz. Reel olarak değerlenen TL, ihracatın rekabet gücünü zayıflatıyor.
Buna ekonomi literatüründe “Politika tercihi” deniliyor zira ayağa sıkmak ama mermiye suç atmak.
***
Petrol fiyatlarının 100 doları geçmesi keşke sadece akaryakıt fiyatlarını etkileseydi… Elektrik, ulaşım, gıda… Her şeyin içine sızan bir zehir gibi…Patlıcan bile pahalanıyor.
Aslında sadece maliyet artmıyor… Pazar da kaybediyoruz. Çifte darbe!
***
Bir tarafta ithalat faturası şişiyor… Diğer tarafta ihracat gelirleri eriyor… Bu tam olarak ne biliyor musunuz? Ekonomik makasın kapanması değil… kopması.
Haliyle cari açık büyüyor… Rezervler baskı altında kalıyor. Faiz indirimi hayal oluyor. Enflasyon zaten düşmüyor.
HHH
Daha fazla borç… Daha fazla faiz… Daha fazla kırılganlık… Bu artık ekonomi değil… Berbat yönetimin ustalık eseri sanki…
Ve bu tablo da sürpriz değil... Bir yıl daha idare eder mi? Belki… Ya sonra? Acımadan geçen günler… Yola çıkar pişmanlıklar… Onlar gider ama iş işten geçer… Faturasını nesiller öder!