Borsa İstanbul’da beş haftadır mezat var. Haraç mezat! Bu mezat nasıl kuruldu?

Bir grup dolandırıcı, kimsenin yüzüne bakmayacağı sığ hisseleri kendi aralarında paslaşarak balon gibi şişirdi. Balon patlayıp paralar içeride kilitlenince ne oldu? Bu batık fonlar, ellerindeki o çöp kağıtları satacak tek bir enayi bile bulamadı.

Yani birileri tenekeye altın fiyatı biçti. Altın diye sattı. Sonra perde kalktı. Teneke olduğu ortaya çıktı.

Dün teneke, altın fiyatına satılıyordu. Bugün altın, teneke fiyatına gidiyor!

Yani kurunun yanında yaş da cayır cayır yanıyor.

Fon rezaletinin borsaya yaptığı tam olarak bu…

***

Bu rezaletin kimsenin adını anmadığı kurbanları var. Kırk yıldır fabrika çeviren, işçisinin maaşını gününde ödeyen, vergisini kuruşu kuruşuna yatıran şirketler… Onların hisseleri de yerlerde…

Neden? Çünkü bu dolandırıcılar güveni öyle bir kirletti ki, artık kimse sahteyle hakikiyi ayırmaya uğraşmıyor. “Hepsi aynı” deyip kaçıyor.

***

Çok takdir ettiğim bir gelişme yaşandı piyasanın karanlığında…

Sabancı Holding, kendi hissesine biçilen fiyata isyan etti. Öyle yalandan basın açıklaması yapıp, televizyona çıkıp “Hisselerimiz gerçek değerimizi yansıtmıyor” edebiyatına da girişmedi. Doğrudan elini cebine attı!

Kendi hisselerini geri almak için 7 milyar liraya kadar kaynak ayırdı. Üstelik aynı gün yaklaşık 25 milyon liralık ilk alımını gerçekleştirdi. Aldığı hisseleri program boyunca satmayacağını da açıkladı.

Yetmedi! Dilek Sabancı ve Serra Sabancı alıma katıldı. Yönetim Kurulu Başkanı Hayri Çulhacı, CEO Kıvanç Zaimler ve Finans Direktörü Mustafa Aydın da kendi paralarıyla hisse topladı.

***

Peki neden?

Sabancı yönetimi bu fiyatı o kadar ucuz buluyor ki başkalarına aldırmaya çalışmak yerine kendisi alıyor!

Sabancı Holding’in hesaplanan 100 liralık net varlığına borsa yaklaşık 41 lira fiyat biçiyor!

Yani şirketin sahip olduğu varlıkların toplam net değerinin yarısından bile az!

Borsada holdingin tamamı, elindeki Akbank ve Enerjisa paylarından bile ucuz. Yani geri kalan her şey kâğıt üstünde bedavaya geliyor. Çimentosu, lastiği, sigortası, santralleri, kasasındaki nakit…

***

İlla Sabancı olmasına da gerek yok. Bir başka örnek de Europap Tezol Kağıt...

İzmir’de üretim yapan şirket de kendi hissesinin fiyatına razı değil... 150 milyon liralık geri alım programı açıkladı. Aylardır düzenli alıyor.

Borsada şirketin tamamına yaklaşık 3,5 milyar lira değer biçiliyor. Oysa son bilançosundaki özkaynak 6,8 milyar lira! Üstelik kasasında borcundan fazla nakit var.

Kârlılığı gerilemiş olabilir ama yönetimin kendi hissesine güveni ortada!

***

Demek ki isteyen patron, şirketine de ortağına da sahip çıkabiliyor!

Aman ha… Bu bir “Al” çağrısı falan değil... Örneklerden sadece bir ikisi…

***

Burada duralım… Son bir yılda borsaya 40 şirket geldi. 29’u halka arz fiyatının altında! Dokuzunda yatırımcının parası yarıdan fazla eridi!

Halka arzda hepsi pek bi mutluydu... Kameralara gülümsediler, şirketlerinin parlak geleceğini anlattılar, “Yatırımcımız bizim ortağımızdır” nutukları attılar, parayı topladılar.

***

Şirketinizin hissesi yarı fiyatına inmiş... Sevgili patroncuklar, madem halka arzda anlattığınız kadar değerliydi, şimdi neden siz almıyorsunuz?

Yoksa millete biçtiğiniz fiyatın ne kadar pahalı olduğunu en iyi siz mi biliyorsunuz?

***

Yanılıyorsam buyurun, çıkın, ortaklarınıza anlatın!

Halka açılmak, yalnızca halktan para toplamak değildir. Halka hesap vermeyi de gerektirir!

Kendi malına kendisi talip olmayan patron, hangi yüzle yatırımcıdan güven bekliyor?