Abarttığımı düşünmeyin. 2026 Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, 180 ülke arasında 163’üncü sırada! Önümüzde 162 ülke, arkamızda 17 ülke! Gazeteciliğin risk primi artık borsadan yüksek!

Fon alırken paranızı kaybedebilirsiniz. O fonlardan kimlerin usulsüzce milyarlar kazandığını araştırırken özgürlüğünüzü...

Fonlardan servet kazananların isimleri gizlenirken, peşlerine düşen gazetecilerin ayaklarına kelepçe takılıyor! Birinci riskin izahnamesi var. İkincisinin tebligatı adliyeden geliyor.

***

Memlekette 131 fon tasfiyede, yüz binlerce yatırımcı parasının peşinde. Adalet Bakanı açıklıyor: Üç fonda 141 kişi ve 73 şirketin kazancı 187 milyar lirayı aşmış.

İyi de bu paralar nasıl kazanıldı? Kim ne zaman girdi, kim tam zamanında çıktı? Kim kiminle tanışıyor?

Gazeteci de soruyor. Çünkü mesele magazin değil, yüz binlerce insanın birikimi ve kamu görevlileri hakkındaki iddialar… İşte asıl risk o anda başlıyor!

***

Sözcü editörü Mustafa Balcı, Bodrum’daki bir konserin fotoğrafını paylaştı. Karede AKP Sözcüsü Ömer Çelik ve fon soruşturmasında adı geçen Osman Arıkan Nacar var. Balcı, fotoğrafın daha önce ajanslarda yayımlandığını ve iddiaları kesin bilgi diye sunmadığını savunuyor.

Sonuç? Balcı ve Şaban Sevinç 9 Ekim’de tutuklandı.

Ben de bizzat o konsere Limak’ın davetiyle katılmıştım. Hatta 5-6 sıra ötede yanlarındaydım. İkisini de şahsen gördüm. Şahidim… Bunu söyleseydim müebbet mi yiyecektim?

Fotoğrafın kendisi mi yanlış, altındaki hangi cümle mi? Bunu delilleriyle açıklayın. Üstelik hangi delili karartacaklar? Kaçacaklarına ilişkin somut gerekçe ne?

***

Murat Ağırel ile İsmail Saymaz da fonlar hakkında canlı yayında konuştu. Ticaret Bakanı Ömer Bolat iddiaları reddetti. Ailesinin 37.8 milyon liralık tasarrufunu sukuk hesabına yatırdığını, hesabını kapatmadığını açıkladı.

Eyvallah… Açıklama da haberdir. Kayıtlar incelenir, doğruyla yanlış ayrılır. Ancak bakan açıklama yaptı diye araştırma bitmez. Öyle olsa basın toplantılarını haber yapıp hep birlikte mesleği kapatırız.

***

Peki sonra? İki gazeteciye önce imza ve yurt dışı yasağı, savcılığın itirazıyla ev hapsi verildi. Sorduğunuz makam yükseldikçe tedbirin seviyesi de yükseliyor!

Murat Ağırel, WhatsApp’tan gönderdiği mesajda, bilmediği rakama yayında “Bilmiyorum” dediğini hatırlatıp soruyor: “Ben hangi yalanı söyledim?”

***

Ayrı bir Ankara dosyasında Ali Tarakcı da bir bakanın istifa edeceği paylaşımı nedeniyle tutuklandı. Yanlış çıkan siyasi kulisin bedeli de demek ki cezaevi!

Bununla da yetinilmedi… Binlerce sosyal medya hesabına engel getirildi. 12 Ekim’de soruşturmanın gizli belgelerini paylaşanlara da soruşturma açıldı. Oysa Ceza Kanunu, haber verme sınırları aşılmadan yapılan yayının suç oluşturmayacağını söylüyor.

***

Yani iddia yazarsan “Dezenformasyon”, belge yayımlarsan “Gizlilik”. Gazeteci ne yapsın, fon yöneticilerinin burç yorumlarını mı yazsın?

Gazeteciyi susturunca skandal ortadan kalkmıyor. Yalnızca vatandaş, parasını kimin götürdüğünü öğrenemiyor.

***

Birileri için “Lekelenmeme hakkı” konuşulurken gazetecinin payına “Kelepçelenme hakkı” mı düşüyor?

Fonlardan kazanç sağlayanlara iade hesabı açılırken gazetecilere kelepçe takılan bir ülkede, asıl zararda olan halkın haber alma hakkıdır. Ve onun iade hesabı da yok!