Bugünkü tablo şu; Yılın bitmesine daha koca 8 ay var ve nisan ayı enflasyonu yüzde 4.18 olarak açıklandı. Böylece ilk 4 aylık toplam enflasyon yüzde 14.6’ya ulaştı. Üstelik bu rakamlar, TÜİK’in o meşhur ve kimsenin ikna olmadığı veri setiyle elde edilen sonuçlar.
Peki, Merkez Bankası’nın yıl sonu hedefi neydi? Yüzde 16... Ha gayret, kotayı doldurmaya az kaldı! Unutmayın ki asgari ücretliden emekliye, memurdan özel sektör çalışanına kadar herkesin maaş zammı işte bu hayali hedefe göre yapıldı.
***
Sahi, bu hedefe nasıl ulaşılacak? Basit bir bakkal hesabıyla; Mayıs’tan Aralık’a kadar her ay enflasyonun ortalama binde 2 gelmesi gerekiyor ki yüzde 16’yı tutturabilelim.
Yazıyı okurken içinizden geçenlere hakim olamıyorsanız sizi anlıyorum… İnanın ben de sizinle aynı duyguları paylaşıyorum.
HHH
Ekranlara çıkan “uzmanlar” sanıyorlar ki Merkez Bankası binasındaki faiz düğmesini yukarı aşağı oynatınca her şey düzeliyor. “Faizi artırdık, sıkılaştık, bekleyin düşecek.”
Halkı fakirleştirerek geçen koca üç yıl... Sahi, enflasyonu düşürmek için ne yaptılar? Vergileri artırdılar. Başka? Artan vergileri bir daha artırdılar!
***
Oysa enflasyonun kendisi başlı başına bir vergidir… Hem de en sinsisi, en adaletsizi ve en gizlisi...
Meclis’ten geçmez, bütçe kanununda yer almaz, “vergi” adıyla anılıp tepki çekmez ama milletin cebinden trilyonları sessizce çeker alır.
Devlet, bütçe açığını kapatmak için ya para basar ya da yüksek enflasyona göz yumar. Bu sayede paranın değeri düşerken, devletin borçları reel olarak erir… Vatandaşın satın alma gücü yok olurken devletin borç yükü hafifler.
***
Şimdi “sıkı para politikası” adı altında maaşları baskılayıp faizleri yüksek tutuyorlar. Ancak bu iş sadece para politikasıyla çözülür mü? Mümkün değil. Bu, milletin cebinden faize akan trilyonların üzerini örtme operasyonundan başka bir şey değildir.
Türkiye tam dokuz yıldır çift haneli enflasyonla boğuşuyor. Faiz artırdık olmadı, kur şokları yaşadık olmadı… Düşük faiz deneyiyle enflasyonu patlattık, yine olmadı... Neden?
***
Çünkü ortada mali disiplin yok. Bütçe açığı trilyonlarca lirayı bulmuşken, kamu bankaları üzerinden ucuz krediler pompalanmaya devam ediliyor. İhaleler pay ediliyor. Vakıf ve derneklere akıtılan kaynakların sonu gelmiyor.
Yıllardır aynı bahaneler… “Geçici bir durum, baz etkisi, küresel kriz, don vurdu, deprem oldu, savaş çıktı...” Sanırsınız ki bu felaketler dünyada sadece Türkiye’nin başına geliyor!
Rusya-Ukrayna savaşı 4 yıl, 2 ay ve 10 gündür devam ediyor. Savaşın taraflarından Rusya’da yıllık enflasyon yüzde 5.9, Ukrayna’da ise yüzde 7.9 seviyesinde... Bizde yıllık enflasyon yüzde 32.27’de… Ülkede ekonomi savaşa girmişten beter halde!
***
Adalet, demokrasi, eğitim, tarım, kamu disiplinini düzeltmeden, bağımsız olması gereken kurumları ayağa kaldırmadan enflasyonu düşürmeye çalışmak hayal tacirliğinden başka bir şey değildir bu ülkede...
Gelecek yıl yazacağım yazı bile kafamda hazır… Sizce şu başlık nasıl; “On Yıldır Düşmeyen Enflasyon!”