Geçen sene bu zamanlar Teksas Houston’daydım. Arkadaşımın Condo diye tarif edilen, genellikle bekârların ya da yalnız çiftlerin tercih ettiği, küçük bir site içindeki evinde kalıyordum.

Kaldığım yerde komşulardan biri bölgede tanınan bir Only Fans yıldızı, biri civarda barlarda çalıp söyleyen bir çift, biri günlük ufak tefek işlerle geçinen, geceleri sabaha kadar şarkı söyleyen iki köpeği olan yalnız bir adamdı. Bir de Türk komşum vardı. Pek çok ortak tanıdığımız çıktı. E-ticaret işi yapıyor, erkek arkadaşı, meşhur “Houston, we have a problem!” NASA’da çalışıyor. O da Türk.

Kaldığım evin tam çaprazında komşulardan biri, bahçesini de kapatacak bir şekilde “F..k Trump and F…k You For Voting For Him” yazan dev bir pankart astı. Pankart epey bir orada kaldı. Türk komşuma sordum. Normalde sitede pek böyle şeylere izin vermezler aslında, dedi. Ama epey pankart orada kaldığına göre etrafta itiraz eden yoktu. İlgimi çekti zira George Bush’un memleketi ve Trump’ın sadık seçmeni arasındaydık. Belki de her şey sanıldığından hızlı değişiyor.

Başkanlık seçimi sürecinde de Dallas’ta kripto al sat işi yapan dümdüz beyaz bir Amerikalıyla yaptığım sohbet aklıma geldi. Trump’a oy vereceğini söylemişti. Aslında “Trump yaramaz adamdı” biliyordu ama Demokratların kripto konusundaki katı tutumunu sevmiyordu, o nedenle Trump’a verecekti.

4 Kasım sabahı, tarihî olarak Cumhuriyetçilerin kalesi olarak bilinen Teksas’ta hem Demokrat senatör hem de Demokrat vali seçildi. Bir yandan şaşırdım, bir yandan şaşırmadım.

Birincisi, Kaliforniya’daki yüksek vergiden kaçan pek çok bilişim bazlı şirket Teksas’a taşındı. Teksas’ın Austin’i Demokrat ağırlıklı, resmen Los Angeles gibi bir yere dönüşmeye başladı. Kentli, beyaz yakalı, bilişim sektörü gibi sektörlerde çalışanlar dünyaya daha açık bir perspektifle bakıyorlar. Daha gençler. Teksas’ın geleneksel çiftçi, enerji demografisi bu göçle de hızlıca değişmeye devam etti.

Öte yandan hayat pahalılığının artması, işçi kesiminin hayatını gitgide daha zor hâle getirmeye devam etti. Teksas, göçmenlere karşı önlemlerin en sert uygulandığı eyalet oldu. Malum, sınır eyaleti ve Meksika’dan göçmenlerin ilk geçtiği yer Teksas. Göç durdu ama bunun ekonomiye vurduğu darbe de ağır oldu. Çiftliklerde çalışacak adam bulunamamaya başladı. Ha keza müteahhitler işçi bulamaz hâle geldi. Maliyetler yükseldi.

Teksas hem bol petrol hem de bol yeşil enerji kaynağı olduğu için veri merkezlerinin yoğun olarak konuşlanmak istediği eyalet. Çok su tüketen ve çalışırken ses yapan bu veri merkezleri Amerikalıları çok uyuz ediyor. Taşrada oturanlar bu veri merkezlerinin şehirdeki şımarık züppeler için bela edildiğini düşünüyor.

***

Senatör seçilen James Tallarico Harvard çıkışlı ama aynı zamanda ilahiyat eğitimi almış genç bir siyasetçi. Daha önce sendikaların da avukatlığını yapmış, aktivist birisi. İlk siyasete girişi ise Austin’de oğlunun okulunun kapatılmak istenmesi üzerine Okul Aile Birliğine girişiyle oluyor. Tallarico seçim kampanyasında ucuz ve erişilebilir eğitim üzerinde çok durdu. Tallarico konuşmalarında bol bol Hz. İsa’ya gönderme yaptı. Trump’ı kötülemedi. Seçmene çocuklarınız daha iyi bir eğitim alsın, bu eyalet zenginlerin hırslarına kurban edilmesin diye çalışacağım mesajını sürekli verdi.

***

Yeni seçilen vali daha da enteresan. Regina Inez Hinojosa, ailesi göçmen kökenli. O da avukat. Hinojosa kampanyaya başladığı zaman kendisini Teksas’ta tanıyan yoktu. Ben geçen sene Teksas’tayken Vali Greg Abbott yarı Tanrı gibi bir şeydi. Bu seçimde değişebileceğinin sözü bile edilmiyordu. Hinojosa işe köy köy, kasaba kasaba gezerek başladı. Önce kendini tanıttı. Anlatmaktan çok dinledi. Hinojosa’nın politika ajandasında yeni veri merkezi açılmayacak sözü en baş sırada. Velhasıl, ortada iyi kötü adil ve özgür bir seçim varsa, halk ne derse o oluyor.