Amerika’da ara seçimler genelde iç siyaset meselesi sayılır. Seçmen benzin fiyatına, market faturasına, kiraya bakar; dış politika ikinci planda kalır. Bu kez öyle olmadı.
Demokratlar 3 Kasım’da hem Temsilciler Meclisi’ni hem Senato’yu aldı. Sonucun en çok konuşulan nedenlerinden biri de İran savaşı oldu. Üstelik bunu yalnızca Demokratlar söylemiyor. Başkan Yardımcısı JD Vance, partisinin savaş yüzünden kaybettiğini yazdı. Trump da bu tespitin büyük ölçüde doğru olduğunu söyledi.
***
Amerikan seçimlerinde iki ülkeyle ilişkiler sandığa gitti desek yeridir. İran ve İsrail.
İsrail zaten karışık bir dönemden geçiyor. Ekim sonundaki seçimde Netanyahu’nun sağ koalisyonu meclis çoğunluğunu kaybetti. Ama muhalefet de rahat bir çoğunluk kuramadı. Cumhurbaşkanı Herzog partilerle görüşüyor, Netanyahu şimdilik geçici başbakan.
Amerika’dan gelen sonuç bu tartışmaya yeni bir argüman ekledi. Netanyahu’nun rakipleri hemen harekete geçti. Ana rakip Gadi Eisenkot, kendisi hükümeti kurarsa Washington’la iki partili ilişkiyi yeniden kuracağını söyledi. Sol muhalefetten Yair Golan, sonucun Netanyahu’nun ne kadar “zehirli” olduğunu gösterdiğini savundu. Eski Başbakan Yair Lapid ise İsrail’in Amerikan siyasetinde taraf tutmama geleneğine dönmesi gerektiğini hatırlattı. Lapid’e göre bu gelenek, Netanyahu’nun 2015’te Obama’nın İran anlaşmasına karşı Kongre’de yaptığı konuşmaya kadar işliyordu.
***
Neden bu kadar önemli? Çünkü İsrail’in Amerikan desteği on yıllardır iki partinin ortak sayılan bir konusuydu. Netanyahu ise geçmişteki liderlerden farklı olarak açıkça Cumhuriyetçilerin yanında durdu. Şimdi karşısında, Ocak’tan itibaren iki meclisi de yönetecek bir Demokrat Parti var.
Bu Demokrat Parti de eskisi gibi değil. Temmuzda 103 Demokrat milletvekili, İsrail’e 3,3 milyar dolarlık askeri yardımı kesmeyi öneren bir değişiklik önergesini destekledi. Önerge geçmedi ama sayı bir şey anlatıyor. Michigan’ın yeni senatörü Abdul El-Sayed, zafer konuşmasında Amerikan parasının apartheid, soykırım ya da savaş için kullanılmaması gerektiğini söyledi. Kamuoyu da değişiyor: Pew’e göre İsrailliler hakkında olumlu düşünen Amerikalıların oranı 2019’da yüzde 64’tü, bu yıl yüzde 52.
Atlantic Council’den Leslie Shedd’e göre yeni Kongre’nin yardımı kısma ihtimali artık yüksek ve bu İsrail için “yepyeni bir dünya”. Tel Aviv Üniversitesi’nden bir siyaset bilimci de gelen Kongre’nin tarihin İsrail’e en mesafeli Kongre’si olabileceğini öngörüyor.
***
Tahran’da hava bambaşka. İran bu sandık sonucunu kendi zaferi olarak okuyor.
Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin başındaki Muhsin Rızai, İran’ın Trump’a savaş alanında stratejik bir yenilgi tattırdığını söyledi. Meclis Başkanı Kalibaf, Amerikalıların savaşı reddettiğini, İran’ın da bu mesajı onayladığını ileri sürdü. Dışişleri Sözcüsü Bekai, Trump’ın hesap hatalarının ortaya çıktığını ve devam ederse bedelin artacağını söyledi. Devrim Muhafızları seçim öncesinde Amerikan seçmenlerine açık mektup bile yazmıştı.
Ama en dikkat çekici cümle Dini Lider Mücteba Hamaney’den geldi. Hamaney önce Amerika’nın çöküş sürecinin hızlandığını söyledi. Sonra da bir uyarı ekledi: Amerika’da parti değişmesine ya da Washington’a taviz vermeye umut bağlamak hataydı.
Yani Tahran sonuçtan memnun ama Demokratların gelmesini bir yumuşama fırsatı olarak görmüyor. Sokaktaki görüntü de sertliğin sürdüğünü gösteriyor. Tahran’da Trump’ı parmaklıklar ardında gösteren bir ilan panosu var. Bir mitingde Trump, Vance ve Netanyahu’nun posteri yakıldı.
***
Aynı seçim sonucu iki başkentte bambaşka okunuyor. İsrail’de muhalefet, Netanyahu’yu götürmek için yeni bir gerekçe buldu. İran’da ise yönetim kendi hikâyesini doğrulanmış sayıyor ama elini gevşetmiyor.
Tek ortak nokta şu olabilir: Amerikan seçmeni, Orta Doğu’daki bir savaşın faturasını sandıkta kesti. Seçmen İran savaşını da istemiyor, İsrail’i koşulsuz finanse etmek de. Bu iş adım adım ABD’siz Orta Doğu’ya gider. Benden demesi.