İktidar ne zaman sıkışsa, dikkatleri ana muhalefet partisine çekecek bir açıklama veya operasyon yapıyor. Oysa partinin içinde konuşulan tek şey, ekonomik kriz ve onun yarattığı sorunlar.

Bu nedenle, partideki bazı siyasiler, esnaf ve tüccarın borçlarının yeniden yapılandırılması için kulis çalışmalarına başladılar. Söyledikleri söz çok dramatik; “Vatandaşı ceza ve enflasyonla terbiye edemeyiz…”

***

Tabanla ilişkisi olan, son bayramı seçim bölgelerinde geçiren, “esnaf selam vermemek için dükkanının içine kaçıyor” saptaması yapabilen AKP’lilerin gündemi trollerden farklı. Çünkü onlara göre, sıkışan seçim takviminde kazançlı çıkmak için önce ekonominin belini doğrultmak gerekir.

Hiç görülmemiş işler oluyor. Yıllar sonra Emekliler Sendikası’nın eylemiyle sokağa çıkan 60 yaş üstünden söz ediyoruz. Belediye veya valilik otellerinde kalan geliri olmayan yaşlılardan söz ediyoruz. Dar gelirli ve emeklilere ek zam yapılması tekliflerini veya önergelerini Meclis’te sürekli reddeden bir iktidardan söz ediyoruz.

***

Gerçeği gören bazı AKP’li siyasiler, başta Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ve Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz olmak üzere özellikle esnaf ve ticaret erbabının vergi ve sigorta borçlarının yeniden yapılandırılması için kulis yapmaya başladılar.

Milletvekilleri hem savaşın hem yıllardan beri süren ekonomik krizin altında ezilen küçük işletme sahiplerinin nefes alması gerektiğini savunuyorlar.

Onların kapalı kapılar ardında söylediklerini muhalefet milletvekilleri söylediğinde kıyamet kopuyor. Gerçekleri kapılar ardında konuşunca değişmiyor maalesef. İşte, o saptamalar ve öneriler;

***

“Mehmet Şimşek’in programının tutmayacağı görülüyor. 2026 yılı için öngörülen enflasyon rakamının uzağındayız. Bu sıkıntılı sürece bir de savaş eklenince sorun daha da büyüdü.

Ekonomik sorunların vatandaşın üzerinde yarattığı etkileri azaltmak için pozisyon alınması gerekir. Ticaret erbabının ve esnafın sigorta ve vergi borçlarının yeniden yapılandırılması, prim borçlarının taksitlendirilmesi konularını konuşmaya başlamalıyız.

Ekonomi yönetimi yöntem olarak buna karşı olabilir, ama esnafın hali ortada. İnsanları hem ceza hem enflasyonla terbiye edemezsiniz. Tüm bu olumsuz şartlara bir de savaş eklendi.

Bunun sorumlusu vatandaş değil. Dolayısıyla ekonomi yönetiminin konuyu yeniden değerlendirmesi gerekir. Ayrıca, böyle bir yapılandırma peşinatlar sayesinde hazineye 1 trilyon lira nakit girmesini sağlar.

Bunun dışında, dar gelirli vatandaşın rutin hayatını sürdürme sorunu yaşıyor. Biz buna ‘sofra krizi’ diyoruz. Sabit gelirli bu vatandaşların günlük rutinlerini yerine getirme güçlüğü başladı. Bırakın farklı bir şey yapmayı rutini sıkıntıda. Onlara yönelik de farklı bir önlem alınması gerekir. Bunlar acilen müdahale edilmesi gereken alanlar. Yoksa geri dönüşü olmaz…”

***

Bu tavır, tabanla yakın ilişkisi olan, seçmenin yaklaşımının değiştiğini anlayan ve endişe duyan AKP’lilerin bakışı. Oysa, sorunlara odaklanmak yerine, dikkatleri başka tarafa çekmek, güç odağı olmasını önlemek için her gün ana muhalefet partisine operasyon düzenlemek yöntem olarak benimseniyor.

Algı operasyonu yaratmak için yaptırılan anketlerin dışında, gerçeği gören partililerin Cumhurbaşkanlığı Sarayı ve ekonomi yönetimine yönelik ‘vatandaşı nefes aldırma’ çabaları sonuç verecek mi göreceğiz?..