Tam, Terörsüz Türkiye Yasası masaya yatırılacakken, bazı dini tarikatlara yapılan operasyonları konuşmaya geçtik. İktidar partisi mensuplarının bile sıcağı sıcağına tam analiz edemediği bu faaliyet, AKP’de ‘dış güçler tarafından kullanılan bazı tarikatların hızlı büyümesini önlemek’ olarak yorumlanıyor!
AKP’lilerin yorumlarına geçmeden önce, 25 yıl boyunca iktidar partisinin açıktan desteklediği FETÖ’cüler, Menzilciler, İsmailağa Cemaati, İskenderpaşa Cemaati ve Nurcuların, hükümet ve devletteki etkilerini hatırlamak gerekir.
***
Parti içinde yıllarca Sağlık Bakanlığı’nı Menzilcilerin yönettiği anlatıldı. Bürokrasideki atamalardan konuşulurken, hangi okulda eğitim aldığı ve liyakati yerine ‘hangi tarikata yakın olduğu’ kartvizit gibi sunuldu.
Emniyet mensuplarının, vali ve kaymakamların, bakan ve yardımcılarının göreve nasıl geldikleri ‘Erdoğan ailesine yakınlıkları ya da hangi tarikat temsilcisi’ olmalarıyla tarif edildi.
***
O yüzden bazı AKP’li siyasiler, bu operasyonların iktidara yakın tarikatların şikayetleriyle yapıldığını öne sürüyor. Özellikle taşra illerinde ‘para ve gücün’ muhalif tarikatların eline geçmesi gerekçe gösteriliyor.
Bu görüşe katılmayan siyasiler ise bazı tarikatların tıpkı FETÖ gibi dış güçler tarafından kullanılmaya çalışıldığını, özellikle yurt dışına para transferlerinin dikkat çekici olduğunu anlatıyorlar. Süleymancılardaki yönetim değişikliğinden sonra yapının bozulduğu iddia ediliyor.
Bazı AKP’liler ise konuya daha derin bir yerden bakıyor. Bu operasyonları ‘devlet aklı’ olarak nitelendirenler, ‘belediye operasyonlarını, Terörsüz Türkiye projesini ve tarikatlara yapılan operasyonları’ tek bir organizasyon olarak yorumluyor. Türkiye’nin geleceğinin dizaynı edildiğini öne sürüyorlar.
***
Furkancılar, AKP içinde pek bilinmiyor. Bu yeni oluşum o nedenle şüpheyle karşılanıyor. Ancak partinin Süleymancılarla, uzun yıllar öncesine dayalı inişli-çıkışlı ilişkisi malum.. Denizolgun ailesinin yönetimden uzaklaştırılmasıyla birlikte para ve miras davalarında, AKP’li bakanların devreye girmesi amacıyla sürekli kulis yapıldığı anlatılıyor.
Yasalara aykırı da olsa cami yapıp, kuran kursu açmak amacıyla izin verilen vakıfların tamamının, siyasete yön vermek, siyaset mühendisliği yapmak, para ve gücü yönetmek için faaliyet yürüttüğü biliniyor. Fabrika, AVM, restaurant açarak kendilerine dini gerekçelerle sunulan olanakları, para ve güç kazanma amacıyla kullandıkları, bundan da vakıf ve tarikat yönetimindeki 5-10 kişinin yararlandığı anlatılıyor.
***
İşin ilginci, AKP’lilerin bir kısmı kendilerine destek verenler dahil, tarikat ve cemaatlerin hileli ve haksız kazançla geldikleri bu durumu, tehlikeli buluyor. Hepsinin kontrol altına alınması gerektiğini söyleyenler az değil.
Yıllardan beri tartışma konusu olan dini eğitim ve camilerin Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kontrolünde ve gözetimde olması gerektiği fikri, çok uzun zamandan beri AKP’lilerce kabul edilmeye başlandı. Şu an devleti kendilerinin yönetiyor olmasının da etkisi var tabi.
Görüldüğü gibi partide bütüncül bir bakış açısı mevcut değil. Yarın Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın açıklamasıyla hizalanırlar!
Tek ortak noktaları, tarikat ve cemaatlerin kontrolden çıktığı…