Açılım projesinin ilk ayağı olan düzenleme yasalaşırken, kurulan sistemin işleyip işlemediği önümüzdeki altı ay içerisinde görülecek. ‘Bitmedi, asıl şimdi başlıyor’ demek daha doğru. Heyecan dalgasının gölgesinde kalan Selahattin Demirtaş konusu hâlâ gündemde. Beklentiler eylül ayında serbest bırakılacağı yönünde…

Yasanın Resmi Gazete’de yayınlanmasının ardından altı ay boyunca MİT’in raporları ve Milli Güvenlik Kurulu’nun kararlarının nihai sonucunu görmeden hiçbir şey bitmiş olmayacak. Cezaevinden salınacaklarla ilgili kurul incelemesi ayrı bir konu. Bu süreçteki her gecikme, her bekletme yeni bir tartışma olarak önümüze gelecek. Yasanın hazırlanma sürecini anımsayın, iki ileri bir geri çok sinir harbi yaşandı.

DEMİRTAŞ BEKLENTİSİ

En önemli başlıklardan biri 2016’dan beri cezaevinde olan Selahattin Demirtaş’ın durumu. Cumhurbaşkanı Yardımcısı, ilgili bakanlar ve AKP’li siyasilerin birbiriyle çelişen açıklamaları olsa da bu konuda arka kapı diplomasisinin sürdüğü biliniyor.

Demirtaş’ın cezaevinde olmasının nedeni olarak gösterilen birden fazla dosya var. “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozmaya teşebbüs” suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 302. Maddesi kapsamında mahkum olduğu dikkate alındığında yasadan yararlanması gerekir.

Ancak, “Selahattin Demirtaş’ın örgüt üyeliği davası düşer, diğer davalarla ilgili karar iktidarda. İsterse içerde tutar, istese çıkarır. Zaten AİHM kararı vardı, görmezden gelmediler mi?” diyenler de bulunuyor.

YASAYI DİYARBAKIR’DA SAVUNAMAYIZ

Önemli bir kulis bilgisi. İddiaya göre DEM’liler görüşmelerde, “Selahattin Demirtaş’ın bu yasadan yararlandırılmamasını Diyarbakır sokaklarda kimseye anlatamayız. Bu yasayı savunabilmemiz için Demirtaş’ın da yararlanması gerekir” değerlendirmesi yaptılar.

Önemli olan Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılmasıyla ilgili iradenin oluşup oluşmadığı. Bu iradenin oluştuğuna inananlar var. Onlara göre yasanın yürürlüğe girmesinden bir süre sonra, en geç eylül ayında Demirtaş serbest bırakılacak. İktidar isterse yasadaki düzenlemelerden isterse AYM ve AİHM kararlarından bir temel oluşturacak. Bu beklentileri konusunda iddialı olanları takibe devam edeceğiz!

AVRUPA AYAĞI AYRI SORUN

Avrupa’da yaşayan PKK’lılar konusu en az dağdaki PKK’lılar kadar kriz çıkardı. Çünkü, buradaki grubun bir kısmı hem devlet hem DEM tarafından pek istenmiyor. Onlara yönelik Türkiye’ye dönüş ve siyaset yasağı yumuşatılsa da kurulan bir ara mekanizmayla ayıklama yapılacak. Yani herkes elini kolunu sallayarak gelemeyecek.

İddiaya göre son yıllarda yurt dışına gidenlerle ilgili sorun yok. Ancak, 30 yıldan beri yurt dışında olanların halen ‘çok keskin ve sert tavırlar’ sergilediği, bazen dağdaki PKK’lılardan bile daha fazla önyargılı oldukları anlatılıyor.

Bu nedenle herkesin Türkiye’ye dönüşüne izin verilmeyecek. Oluşan ılımlı havaya ve ters düşme, gerginliği besleme olasılığı olanlara kapı açılmayacağı konuşuluyor. ‘Zaman tünelinde sıkışıp kalan, sertlik yanlısı’ isimler olduğu öne sürülüyor.

ÇOK AŞAMA, ÇOK İŞ…

Sadece bu iki başlık bile “Terörsüz Türkiye” projesinin hayata geçirilmesi için aşılması gereken barajlar. Bunlar işin silahsız kanadını ilgilendiren konular. Cezaevindeki ve dağdakilerin durumu ise başlı başına önemli. Orada atılacak her adım, açılım sürecinin geleceğini belirleyecek.

İktidar kendisine seçimde oy kaybettirme olasılığı olan adımlardan imtina edecek. Toplumdaki tepki ve tartışmaları yönetmek için yeni bir algı yönetim projesini devreye sokacak.

Biz de takip etmeye devam edeceğiz…