AÇILIM sürecinin ilk yasasının çıkmasına günler kala ne AKP’lilerde ne DEM’lilerde tam memnuniyet var. DEM tarafı yasayı ‘aşırı sınırlandırılmış’ bulurken, AKP’liler yasadan yararlanacak PKK’lıların dışarda yapacakları ‘şovun’ tabanları açısında risk olacağı korkusu yaşıyor.
Daha önce de dediğimiz gibi işin teknik yanını değil, psikolojisini yönetmek sorun olacak. Toplumun hiçbir kesimini rahatsız etmeden ‘sakin ve soğukkanlı’ yol yürünmesi gerektiğini söyleyenler az değil.
***
Belli ki sonrasında olacaklar AKP yönetimi endişelendiriyor. Düzenlemenin adam öldürme gibi ağır suç işlemiş PKK’lılar hariç, cezaevinde veya dağda olanları kapsayacağı ortaya çıktı. İlk etapta kapsayacağı kişi sayısına 4 bin diyen de var, 6 bin diyen de…
Sonuçta bir yıldan beri tartışılan bu yasa fesih edilen örgüt kapsamında sadece PKK’lıları kapsayacak. Türkiye’ye dönen, cezaevinden çıkan her PKK’lının toplumda bir karşılığı olacak.
Partide, “‘Öcalan istedi, siz PKK’lıları bıraktınız’ gibi bir kampanya bizi çok zora sokar. Siyasi açıdan çok yükü olacak. Doğru yönetmemiz gerekir. FETÖ travması yüzünden bu iş kucağımızda patlar mı korkusu yaşayan çok arkadaşlarımız var” yorumları yapılıyor.
***
Üstelik başından beri şartlı salıverme ve denetimli serbestlik konuşulduğu için tüm mahkumlar kendilerini de kapsayacak ‘kısmi bir af’ düzenlemesi beklentisindeydi. ‘Teröristleri bıraktınız, basit suçlar ve siyasi suçlular içerde’ gibi eleştirilere hedef olmaktan korkuyorlar.
Bu nedenle affın genişlemesi olasılığı tartışılıyor. Bunun da ilk yasanın eşitlik ilkesine aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesi üzerinden yapılacağı öne sürülüyor. Böyle bir kararın ardından açılım sürecinin ekimde gündeme gelmesi beklenen ikinci yasasının herkesi kapsayacağını savunanlar var.
Tabi yaz ayları boyunca PKK tarafından atılacak adımlar, izleme komitesinin görüşü olumlu olursa…
***
Öte yandan iktidarın temkinli halini eleştiren siyasiler var. “Samimi olsalar, Kandil’e gazeteci gönderip, aslında ne kadar boşaltıldığını ve işlevsiz olduğunu gösteren çekim yapabilirler” yorumu yapıyorlar. Rakka’nın altına PKK tarafından yapılmış, kilometrelerce süren tünellerin durumunun görüntülenmesi gibi öneriler var.
Kürt kökenli siyasiler tarafından, “İktidarın gelinen bu noktaya rağmen tereddütleri var. Birkaç kariyeristin kaprisi uğruna böylesine bir önemli bir proje kurban edilmemeli. Bahçeli’nin ısrarı olmasa bugüne bile gelmezdi. ‘Bunun faturası bize çıkar ve reis bizi sorumlu tutar’ diye geride duruyorlar. Sonuçta her şeye yarar ve fayda üzerinden bakıyorlar. Ülkenin 40 yıllık sorununu çözmek açısından bakmaları lazım…” değerlendirmeleri yapılıyor.
***
“Bu kez başarılacak’ diyen iyimserlere göre konjonktür çok uygun. Onlara göre jeopolitik zemin köklü biçimde değişti. Örgütün sınır ötesindeki alanı iyice daraldı. Suriye Kürtleri ve Irak Kürtleri merkezi hükümetleriyle iş tutmaya başlayınca işlevsiz kaldılar. Neredeyse istenmiyorlar.
Abdullah Öcalan’ın beklentilerini sınırlı tutan ve zamana yayan halinin de önemli olduğu belirtiliyor. Kendi tabanının yüksek beklentilerine sürekli fren yaptırması önemli bulunuyor. Diğer yandan ilk kez ülkenin milliyetçi bir kanadı çözüm süreci konusunda aşırı istekli. Devlet kurumlarının tüm bileşenleri dikkate alan deneyiminin de önemli olduğu söyleniyor.
Tüm cepheleriyle tartışılan projenin işleyip işlemediği yaz sonunda görülecek, az kaldı…