TBMM komisyonunun açılım süreci çalışmalarını tamamlamasının ardından, ‘asıl sıkıntılı’ konulara gelineceğini birkaç yazıda ele almıştık. İktidar partisinin ‘Öcalan ve PKK’lılarla ilgili düzenlemeler’ konusunda yaşadığı seçmeni kaybetme sancısı, kapalı kapılar ardında yapılan çalışmalarla örtüşmüyor.

Net olan bir şey var ki; iktidar partisi ağırlaştırılmış müebbet cezasını da kapsayan şartlı salıverme formülüyle ilgili taslak çalışma yaptı.

Şimdi, PKK’lılar başta olmak üzere terör örgütü mensuplarını kapsayan şartlı salıverme çalışmasında ‘Abdullah Öcalan’ı nereye oturtacaklarıyla’ ilgili tartışma yaşanıyor.

Zaten iktidarda hazırlıkları süren yasaların hiçbiri ‘kişiye özel’ değil. Sorun, bu taslakların cezaevinden dışarı çıkaracağı kişileri, ‘kamuoyuna anlatma’ güçlüğü. O yüzden 9 Şubat’ta ‘Umut hakkı demeden umut hakkı’ başlıklı yazıyı kaleme aldık.

O yazıda yer alan ayrıntıların AKP kurmayları tarafından ‘ara formüllerle’ hayata geçirme tartışmalarını da bu yazıya bıraktık;

***

- Atacakları her adımın kendi tabanlarında infial yaratma olasılığından korkan partililer, ‘kılıf uydurma’ çabasındalar. Belirlenen şartları taşıyan tüm mahkumları içine alan ‘şartlı salıverme’ planı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını da kapsayacak. Aksi durumda PKK’lılar bu haktan yararlanamıyor.

- Bu madde, ‘İmralı’dan çıkmak istemiyor. Şartları iyileştirilecek, adada kalacak’ dedikleri Öcalan için de geçerli olacak. Şimdi, ‘düzenlemenin Öcalan’ı kapsamaması için ara formül bulunur’ diyen AKP’liler var.

- Ancak düzenleme şartları taşıyan herkesi kapsayacaksa, bu kez Öcalan için ‘sınırlı özgürlük’ düzenlemesi yapılması gerekecek. Bu da başka bir tartışmayı tetikleyecek. Bugün değilse yarın ‘hakkın ihlali’ sorunu yaşanacak.

***

n Hikaye bununla da bitmeyecek. ‘Suça karışmayan terör örgütü mensupları’ için planlanan geri dönüşün şartları belirlenecek. Türkiye zaten örgüt yöneticilerini hiçbir şekilde ülke sınırlarında istemiyor. Sayılarına 300 diyen var, 500 diyen var. Onların üçüncü ülkelere gitmeleri ayrı bir çalışma başlığı.

- Bazı AKP kurmayları, ‘Özel yasalar, örgütün tasfiyesi ve silahların tesliminin’ üç başlık olarak, eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini söylüyor.

- Onlar, ‘örgüte dün katılmış bile olsa hiçbir militan verilen sözlere güvenip gelip teslim olmaz. Yasaları görmek isterler” tezini savunuyor. Üç başlığın, 6 ay veya en fazla bir yıl içinde ‘süreli düzenlemelerle’ yapılması planı bundan kaynaklanıyor.

- Çalışmalara katılan siyasiler, Türkiye’nin yıllardan beri PKK’yı terör örgütü olarak tanımaları amacıyla tüm dünyada diplomatik çalışmalar yaptığını, bu tezden vazgeçmek için ellerinde güçlü argümanlar olması gerektiğini söylüyorlar.

- İddiaya göre MİT, Genelkurmay ve MSB’nin ortak çalışması sonucu, örgütün tasfiyesinde hızla yol alınacak ve ayrıntılar pek kafaya takılmayacak.

***

İktidarın, komisyon raporunun ne kadarını hayata geçireceği, sınırı ‘kendi yararına olanlar ve olmayanlar olarak çizip çizmediği’ yaşanarak görülecek. Sonuçta, daha demokratik uygulamalar bekleyenlerin sadece ‘PKK’nın feshi, PKK’lıların affı’ dışında bir şey görmeme olasılığı var!

Seçmen ve seçim açısından ciddi sonuçları olacak bu süreçle ilgili asıl sancılı dönem, yeni başlıyor…