Son bir yılda yaşanan siyasi operasyonlar, demokrasi temelleri oturmuş ülkelerde pek görünmez sanırım. Bu operasyonların zorunlu olarak doğurduğu YENİ Parti’nin yol haritası, ülkenin geleceğini belirleyecek. AKP’li eski siyasilerin yaşananlarla ilgili yorumları ilginç.

Hem Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın planı hem de YENİ Parti’yi nelerin beklediği ve ne yapılması gerektiğine ilişkin yorumları, ‘eskilerin yeni partiye yol tarifi’ olarak yorumlamak mümkün;

- “YENİ Parti engellere rağmen ivme kazanmaya devam edecektir. Seçime 1,5 yıl var. Bu süreci nasıl yönetecekleri önemli. Atmaları gereken önemli adımlar var.

- 2002’de biz, dipten gelen dalgayı yakalamıştık. Şimdi aynı durum, Özgür Özel ve ekibi için söz konusu olabilir. Sıkıntılarımız olsa da sistem bize müsaade etmişti. Şimdi Erdoğan buna izin verecek mi, önemli olan o.

- YENİ Parti gerçekten yeni olursa, sonuç alır. CHP tabanıyla sınırlı kalmamalı. Yelpazenin genişletilmesi gerekir.

- İlk yola çıktığımızda Erdoğan, ‘Milli Görüş gömleğini çıkardım’ dedi. Bu diğer seçmenin dikkatini çekmek için kullanılmış bir söz. Özel ve ekibinin de benzer bir tavır sergilemesi gerekir.

-l Milli Görüş’te ısrar etseydik, oyumuz yüzde 20’ydi. Bizi iktidar yapan diğer seçmen kitlesiydi. Özgür Özel aynı sınavda. Ya CHP’nin yüzde 25’inin içinde kalacaklar ya da 45’i zorlayacaklar.

- YENİ Parti için en önemli sınav, ekonomi programlarında olacak. Halkı şu anda en çok yoran konu ekonomik kriz. Bu konuda kimlerle çalışacakları, halka proje olarak ne önerecekleri, nasıl bir ekonomik programlarının olacağı çok önemli.

- Partinin önce formasyonunu belirlemesi, ardından parti programının başta ekonomi olmak üzere her alandaki sorunlar için çözümlerini ortaya koyması ve net olması gerekir.

- Unutmamak gerekir, siyasette pozitif veya olumlu konuşulmaktan çok daha önemli olan negatif konuşulmamaktır. Kendisiyle ilgili oluşacak negatif algının ve olası hataların önüne geçerlerse, kazanırlar.

- Seçmen tepkisini göstermiyor. Sessiz ve derinden gidiyor. Ama son sözü onlar söyleyecek. 12 Eylül 1980 darbesinin ardından yapılan seçimleri herkes hatırlıyor.

- Asker, Necdet Calp’ın partisini işaret etti, seçmen Turgut Özal’ı güçlü bir şekilde iktidara taşıdı. O nedenle seçmenin reflekslerini küçümsememek lazım. Onların tercihlerini ortadan kaldıracak tuzaklar kurulursa, tepkileri sert olabilir.

- Erdoğan’ın kafasında Azerbaycan gibi bir yönetim anlayışı var. ‘Muhalefet şeklen olsun, her seçimi ben veya benim istediğim kişiler kazansın’ istiyor. Dünya konjonktürü de ona hizmet ediyor. Uluslararası tepki oluşmadığını gördükçe daha ileri gidecektir.

- Unutulan bir şey var. Azerbaycan totaliter bir rejimden sonra bağımsız oldu. Demokrasiyi hiç yaşamadılar. Türkiye eksik de olsa demokrasinin ne olduğunu biliyor. Azerbaycan’a benzemez.

- İki yıl önce birileri size ‘Kemal Kılıçdaroğlu ile Tayyip Erdoğan ortak hareket edecek’ deseydi inanır mıydınız? Bugünleri kimse öngöremezdi. O yüzden tehlikeli bir süreçten geçiyoruz. Sandık ve seçmen çok önemli. Siyasilerin kendilerine hatırlatmaları ve demokrasiye sahip çıkmaları gerekiyor…”