Büyük bir hayaldi, koskoca bir fiyaskoya dönüştü. Bir zamanlar Avrupa Birliği üyeliği için gün sayıyorduk. Şimdi tavaf etmek için turist olarak gidebilenlere hacı muamelesi yapacak hale geldik. Geçen yıl İstikrar Adası’ndan Schengen Bölgesi’ne yapılan 1.2 milyon vize başvurusunun yüzde 14’ü reddedildi. Hatta randevu alabilmek için 1.000 Euro ödemeye başladık. Yoksa o konsoloslukların kapısından bile giremeyeceğiz.

Üstüne bir bardak su içip unutsak da AKP’nin şu 23 yıllık iktidarında en büyük şoku Avrupa’ya girme konusunda yaşadık.

AKP iktidara geldikten kısa bir süre sonra on yıllardır kapısında bekletildiğimiz Avrupa’ya giriş biletimiz olmuştu. Plakalara AB’nin yıldızlı bayrağını yerleştirdik. Hazırdık, sanki Avrupa da bu kez bize kapılarını açmaya hevesli görünüyordu.

Dışişleri Bakanı ve AB Başmüzakerecisi Ali Babacan dönemin en popüler bakanıydı. Avrupa’yla yatıp Avrupa’yla kalktığımız günleri yaşıyorduk.

Nasıl şimdilerde bölgemizin parlayan yıldızıysak o zamanlar da Avrupa’nın yükselen yıldızıydık.

Hayatımızın merkezine Avrupa Birliği müktesebatını yerleştirmiştik. Yasalar, Avrupa ile uyumlu hale getiriliyor, tartışmalar “Avrupa müktesebatına göre” diye başlıyordu.

BU KEZ OLACAK GİBİYDİ

Avrupa Birliği ile hummalı bir müzakere sürecindeydik. Çift şapkalı bakanımız her gün bir fasıl açıyor, bir fasıl kapatıyordu.

1995’te Gümrük Birliği’ne girdiğimizde dönemin Başbakanı Tansu Çiller de bize Avrupa Birliği üyeliğini müjdelemiş, ancak fiyaskoyla sonuçlanmıştı. Ama bu kez olacak gibiydi. AKP bizi Avrupa Birliği üyesi yapacaktı.

Bu rüyayı her seçimde bir kez daha ayağa kaldırdılar. Avrupa hayali seçim kampanyalarının en büyük cilasıydı. Bütün kusurların üstünü örtebiliyordu.

Sonra korkunç fiyasko ile yüzleştik. Önce çift şapkalı bakanımız, AB başmüzakerecimiz ortadan kayboldu. Başkanlık sistemine geçer geçmez Cumhurbaşkanlığı kararı ile “Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci” unvanı da tedavülden kaldırıldı. Avrupa Birliği hızla “Dış güçler” ligine terfi etti.

Türkiye’nin Avrupa hayali taksi plakalarındaki yıldızlarda, site isimlerinde, kafeterya tabelalarında kaldı. Kısa sürede bırakın Avrupa Birliği’ne girmeyi, o ülkelere tatile gidemez hale geldik.

Artık iktidar bırakın AB üyeliğini Avrupa Birliği ile müzakereyi bile ağzına almak istemiyor.

Fakat onlar üyelik hayalinin peşini bıraksa da vatandaş Avrupa’ya girmenin bir yolunu bulmak için her yolu denemeye devam ediyor.

Kimileri oturum izni alabilmek için ev almaya başladı. Kimileri, doğumu İspanya’da, Portekiz’de yapıp çocuklarının vatandaş olması için bir kapı açmanın peşine düştü. Eğitim için çocukları Avrupa’ya göndermek hayallerimizi süslemeye başladı.

Ama Avrupa da duvarları yükseltmenin yollarını arıyor. Biz hangi kapıya yüklensek o kapıya barikat örüyorlar.

Avrupa olmayınca başka ülkelerin kapılarını da aşındırmaya başladık. Birinci vazifemiz İstikrar Adası’ndan kaçmak olunca dünyanın en ücra yerinde de olsa bizi kabul edecek bir ülke aramayı kendimize iş edindik.