Size şöyle bir hikâye anlatsam, nasıl tepki verirdiniz acaba?
Bir sabah kalkıyorsunuz ve daha yüzünüzü bile yıkamadan, anadan, babadan kalmış yıllardır yuvanız olmuş evinizin artık size ait olmadığını öğreniyorsunuz!
Bu şoku atlatamadan bankanızdan gelen mesajla dumura uğruyorsunuz; evinizin bilmem kaçta biri kadar bir paranın hiç haberiniz olmadan hesabınıza yatırıldığını görüyor, bir şok daha geçiriyorsunuz!
Durun, daha bitmedi; “böyle bir şey nasıl olur, burası dağ başı mı?” diye düşünürken mahallenin muhtarından gelen şu mesajla iyice kahroluyorsunuz:
-Evinize şu tarihte yıkım ekibi gelecektir!
Üstelik bu mesajın yalnızca size değil, onlarca komşunuza geldiğini öğrenince dünya başınıza yıkılıyor!
Nasıl hikâye ama? Kendi kendinize “yok artık!” dediğinizi duyar gibiyim… Ama dağ başında filan değil, İstanbul’un göbeğinde yukarıda anlattığım hikâye neredeyse aynen yaşandı, yaşanıyor!
Olay yeri Sarıyer Poligon Mahallesi’nde yaklaşık 35 ailenin yaşadığı 7 bina, 2021 yılından itibaren tam 6 yıl boyunca bir karabasanı tüm boyutlarıyla yaşadı. Boğaza nazır, orta halli insanların yaşadığı mahallede olanları sırasıyla anlattığımda “yok artık” yerine şöyle diyeceksiniz:
-Pes artık!
“Rezerv yapı alanı oyunu!”
Bundan 5 yıl önce Poligon Mahallesi şöyle bir haberle uyandı:
-Çevre Bakanlığı “Sarıyer İlçesi Poligon Mahallesi 380 ada 24 parseli “rezerv yapı alanı” ilan etmişti!
Hak sahipleri ayağa kalktı, dava açtı ve bu karar iptal oldu. Daha doğrusu, mahalle sakinleri öyle sandı! Bakanlık işin peşini bırakır mıydı hiç; tabii ki karar istinaf mahkemesine gitti ve iptal kararı bozuldu!
Aradan iki yıl geçti… 2023’te Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’da değişiklik yapıldı. Ne oldu sizce? Söz konusu değişikliklerle rezerv yapı alanlarında hisselerin satışı ve çoğunluk kararları konusunda yeni düzenlemeler getirildi.
Bu anlatımdan hiçbir şey anlamadığınızı biliyorum. Şöyle anlatayım: Bu düzenlemenin ardından 2024’te Poligon Mahallesi’nin pay satış ihalesi yapıldı. Sonra ne oldu dersiniz?
-Mahalleli evlerin satışa çıktığını muhtara yapılan tebligatla öğrendi, iyi mi!
Tesadüfe bakın ihaleye yalnızca bir şirket katıldı!
Şirketin adı Nar Enerji Grubu Pelit İnşaat…
İhaleye katılan tek şirketti! Hak sahipleri durumu protesto ederek, satış sürecinden zamanında haberdar edilmediklerini, durumu her şey bittikten sonra öğrendiklerini söylediler.
Neden böyle oldu peki? Çünkü, Boğazın İncisi olarak bilinen Sarıyer’de bazı hisseler için metrekare başına yaklaşık 41 bin 200 liralık değerleme yapılmıştı da ondan! Poligon Mahallesi, İstanbul Boğazı’na en güzel konumdan baktığı için verilen rakam piyasa değerlerinin çok altındaydı da ondan!
Mesela, Boğaz manzaralı dairelerden biri için ev sahibinin hesabına yatırılan para miktarını paylaşayım:
-1 milyon 270 bin TL!
Bırakın Sarıyer’i, boğaz manzaralı daireyi, bu paraya herhangi bir yerde bodrum katı bulursanız, öpün başınıza koyun diyebilirim rahatlıkla!
Tapu sahiplerinin bir iddiası daha var:
-Bu paralar hesaplara kendilerinin bilgisi olmadan gönderilmiş!
Daha bitmedi; mahalle sakinlerinin açtıkları davalar sürerken Pelit İnşaat evlerin yıkımı için geleceğini de duyurdu! En az yarım asırdır oturdukları evlerden çıkmak istemeyen aileler ise davaların sonucunun beklenmesi ve “yerinde dönüşüm” talebinde bulunuyor…
Bu “çökme” hikayesini hiçbir yetkiliye ulaşamadıklarını söyleyen bir mağdur yurttaşın sözleriyle bitireyim:
-Metrekaresine 41 bin liradan aldılar, yapacakları evleri 50 milyon, 100 milyon liradan satacaklar!
Acaba, kabile devletlerinde bile böyle bir şey yaşanır mı, ne dersiniz!