Melih Gökçek… Alihan Kuriş… İdris Naim Şahin… İBB davası, YENİ Parti-CHP ayrışması… Siyaset ve istihbarat dünyası bunları konuşurken Türk-İş’in son raporu unutuldu. Sendika, çalışanların geçim koşullarını ortaya koymak ve temel ihtiyaç maddelerindeki fiyat değişimlerinin aile bütçesine yansımalarını belirlemek amacıyla her ay, düzenli olarak araştırma yapıyor. 2026 Ağustos ayı sonuçlarına göre;

- Ankara’da yaşayan dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapılması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 37.388,30 TL’ye…

- Gıda harcaması ile giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 121.786,00 TL’ye…

- Bekar bir çalışanın ‘yaşama maliyeti’ de aylık 48.305,38 TL’ye yükseldi.

Neden bu raporla başladım? Çünkü; önümde iktidara yakın bir araştırma şirketinin 128 sayfalık raporu duruyor. Raporu okudum; iktidarın, muhalefetin oy oranı, dış politika vs… Her konuda değerlendirme ve sonuç var. Ancak benim dikkatimi çeken ekonomi bölümü oldu.

AKP’ye oy verenlerin yüzde 2.8’i en başarılı alan olarak ekonomiyi görüyor

GENAR araştırmış:

Toplumda ekonomi yönetimine duyulan güven düzeyi nedir?

Yüzde 32.2’si “Hiç güvenmiyorum”, yüzde 35.1’i “Güvenmiyorum” diyor. Yani toplumun yüzde 67.3’ü ekonomi yönetimine güven duymuyor.

“Siyasi parti tercihlerine göre toplumda ekonomi yönetimine duyulan güven düzeyi” oranlarına da bakalım.

AKP’lilerin yüzde 24.9’u “güvenmiyorum”, yüzde 6.9’u “hiç güvenmiyorum” yanıtını vermiş. Toplamda yüzde 31.8’inde “güven” yok. Yüzde 47.2 de “güven” duyuyor.

MHP’lilerin yüzde 24.4’ü “güvenmiyorum”, yüzde 29.2’si “hiç güvenmiyorum” diyor. Toplamda yüzde 53.6 “güvensiz”. Yüzde 24.4’ü de “güveniyorum” noktasında buluşmuş.

Peki “Siyasi parti tercihlerine göre Türkiye’nin en önemli on beş gündem maddesi” ne? Tabii ki “enflasyon ve hayat pahalılığı”.

AKP’lilerin yüzde 27.4’ünün, CHP’lilerin yüzde 34.1’inin, YENİ Partililerin yüzde 34.9’unun, MHP’lilerin yüzde 31.2’sinin, İYİ Partililerin yüzde 32.9’unun, DEM’lilerin yüzde 35’inin ilk maddesi “ekonomi”.

Bir çarpıcı soru da şu: “AK Parti’nin 25 yıllık iktidarında Türkiye açısından en başarılı olduğu alan”. AKP seçmeni sağlık konusunda yüzde 19.7 diyor ama ekonomiye gelince işler değişiyor. İktidara oy verenlerin yüzde 2.8’i, 25 yıllık iktidarda en başarılı alan olarak ekonomiyi görüyor ve sıralamada altıncı.

Müsavat Dervişoğlu’nun cumhurbaşkanı adayı

Önceki akşam İYİ Parti lideri Müsavat Dervişoğlu’nu KOZA TV’de izledim. Dervişoğlu, siyaseti rasyonel yapan bir isim. İttifak tartışmalarına ilişkin soruya Dervişoğlu, şu yanıtı verdi:

“Cumhurbaşkanlığı seçimi için muhalefetin sinerjisine zarar vermemek gerekiyor. Dolayısıyla muhalefet partileriyle cumhurbaşkanı adayının belirlenmesi noktasında bir müştereklik elbette aranır. Buna hiç kimse itiraz edemez. Çünkü sistem ‘50 +1’i alın’ diyor. Siyasi partilerin bunu alabilmesi için de bütün muhalefet unsurlarıyla hemfikir olmayı temin edebilecek bir bütünleşik muhalefet anlayışına ihtiyacımız var.”

Geçen hafta pazartesi günü TV100 yayınında gazeteci Sinan Burhan şu iddiayı gündeme getirmişti:

“İYİ Partili önemli bir isimle konuştum. Cumhurbaşkanlığı adaylığı konusunda eğer Özgür Özel YENİ Parti’nin adayı olursa biz Özgür Özel’e destek vermeyeceğiz.

Bu iddiayı yayında İYİ Parti Grup Başkanvekili Uğur Poyraz’a sordum ve adıyla yayımladığım şu açıklamayı yaptı:

“Hiçbir bilgim ve haberim yok. Özgür Bey aday mı? Olmayan seçimin, olmayan adayın kararını mı değerlendiriyoruz? Bunu biz nerede değerlendiriyoruz? Meclis kapalı, genel idare kurulu toplantısı ve divan toplantısı gündem maddesi değil. Memleket yangın yeri, ekonomiden adalete, tarımdan turizme… Okullar açıldı, veliler perişan. Biz bunları değerlendiriyoruz. Sayın Dervişoğlu bunlara çözüm arıyor.”

Sonuçta gazeteci kulis haberini yapar ve iddiayı gündeme getirir.

Ancak anladığım kadarıyla İYİ Parti liderinin bakışı şu cümlelerinde gizli: “Şimdi burada şunu söylüyorum: Yarın seçim yok. Belirlenmiş bir cumhurbaşkanı adayı yok. Ekrem İmamoğlu şu anda tutuklu. Diplomasının iptali münasebetiyle cumhurbaşkanı seçilme yeterliliği elinden alınmış durumda. Dolayısıyla köprü altından akacak çok su var. Muhalefetin bu konudaki sinerjisine zarar verilmemesi gerekliliğine her fırsatta işaret ettim. Muhalefet partililerinin de birbirlerinin hassasiyetlerine itibar etmesi gerekir diye de söyledim. Şimdi hassasiyetlerimize itibar edilmemesinden kaynaklı birtakım endişeler yaşanıyor. Bu endişelerin tarafı biz değiliz. Seçim takvimi açıklanırsa o zaman cumhurbaşkanlığı seçimi ile ilgili yapılması gerekenler de siyasetin gündemine gelir; doğru temsil açısından bir yerde birlikte hareket etmek durumu söz konusu ise o konu da tartışılır.”