Tarih 13 Nisan 2026.

Savunmasında dedi ki:

“MİT Başkanı Sayın İbrahim Kalın’ın son kitabı Heidegger’in Kulübesine Yolculuk’ta mükemmel bir örnek var hakikate ilişkin tutarlılık ile ilgili:

… Diyelim ki akşam evinizdesiniz. Telefonunuz çalıyor. Bakıyorsunuz sevdiğiniz bir arkadaşınız. Açıyorsunuz. Arkadaşınız soluk soluğa neşeyle size sesleniyor: ‘Şu anda Madagaskar Adasındayım, araba kullanıyorum. Arka koltukta bir fil, bir zürafa ve bir balina oturuyor. Kendi aralarında Türkçe konuşuyorlar ama benim Türk olduğumu bilmiyorlar. Çok matrak şeyler anlatıyorlar. Yarım saate İstanbul’da oluruz. Sana geliyoruz, çayı koy!’ Burada ilk cümle hariç tüm ifadenin yalan, yanlış, saçma ve hilafı hakikat olduğunu bilmem için Madagaskar Adasına gidip olayı gözümle görmem gerekmez. Bu denli açık seçik bir hakikati benim deneyimlerim bana zaten söyler…

Böyle diyor İbrahim Kalın. Bu iddianameyi okuyan herkes de aynı şeyi söyleyecektir. “Bu iddiaların yalan, yanlış, saçma ve hilafı hakikat olduğunu bilmem için olayı gözümle görmem gerekmez. Bu denli açık seçik bir hakikati benim deneyimlerim bana zaten söyler.”

Evet… İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı Necati Özkan, Silivri’de “Casusluk” davasında yaptığı savunmada “Heidegger’in Kulübesine Yolculuk” kitabından örnek vermişti.

Hatırlayın…

24 Ekim 2025 günü İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı bir operasyon başlattı: “Askeri ve Siyasi Casusluk.” Ekrem İmamoğlu, Hüseyin Gün, Necati Özkan ve Merdan Yanardağ hakkında “casusluk” suçundan 15 yıldan 20’şer yıla kadar hapis isteniyor ve dava Silivri’de görülüyor. Davanın özetini başsavcılık şöyle açıkladı: “Ekrem İmamoğlu suç örgütünün asıl amacının maddi menfaat elde ederek örgüt lideri Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanlığı adaylığı için fon oluşturmak olduğu, Ekrem İmamoğlu çıkar amaçlı suç örgütü yöneticilerinden şüpheli Hüseyin Gün’ün şüpheli Necati Özkan ile örgütün bu amacı doğrultusunda 2019 Yerel Seçim Kampanyasında iş birliği yapmak ve özellikle seçmenlere ait gizli bilgilerin sızdırılması suretiyle bu amaç doğrultusunda eylemde bulundukları, seçim bölgelerine ilişkin analiz yaparak seçmen profili çıkardıkları ve strateji belirledikleri, bu çalışmayı gerçekleştirirken de seçmenlere ait bilgilerin yabancı istihbarat servisleri ile paylaşıldığı ve eylemin casusluk faaliyeti kapsamında olabileceği…” Neden Necati Özkan ve “casusluk” davasıyla başladım…

“Sanki yerel yönetimlerden sorumlu bakanlıktayım”

Önceki gün emekli Hava Hakim Albay aynı zamanda avukat Ahmet Zeki Üçok, Silivri’de Necati Özkan, Beşiktaş eski Belediye Başkanı Rıza Akpolat ve Adalar Belediye Başkanı Ercan Akpolat’ı ziyaret etti. Üçok o anı şöyle anlattı: “Bir yanımda Adalar Belediye Başkanı diğer yanımda Beşiktaş Belediye Başkanı, karşımda İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun siyasi danışmanı. Kendimi yerel yönetimlerden sorumlu bakanlıkta hissettim. 15 yıl öncesinde Hasdal Askeri Hapishanesi’nde avukat görüş odalarında bir yanımda 1. Ordu Komutanı, diğer yanımda Hava Kuvvetleri Kurmay Başkanı, karşı odada Kuzey Deniz Saha Komutanı... Sanırdım ki Genelkurmay Başkanlığı’na ziyarete gelmişim.” Evet… Üçok aracılığıyla iki başkan ve bir danışmandan mektup aldım.

Silivri’ye gelin ve hakikati görün

Necati Özkan’ın mektubuyla başlayalım:

Sevgili Aytunç Bey.

Silivri’deki hücremde hemen her akşam sizi farklı televizyon kanallarında izliyorum. Sorumlu, kıdemli ve bağımsız bir gazeteci olarak gelişmeleri değerlendiriyorsunuz. Türkiye’nin içinden geçmekte olduğu bu alacakaranlık döneminde, içeride, dışarıda hepimiz için pusulalara ihtiyaç var. Siz de bunu yapıyorsunuz.

Sizden ricam önümüzdeki hafta İBB duruşmasını ve sonraki hafta casusluk duruşmasını bizzat izlemeniz ve hakikatin sözcüsü olmak adına o duruşmalarda şahit olacaklarınızı da paylaşmanız. Çünkü, hakikat bizzat tanık olunduğunda daha net görülebiliyor ve etkili olabiliyor. Bu vesileyle size ve tüm Nefes ekibine başarılar diliyorum. Selam ve sevgiler.

Cezaevinden üç mektup - Resim : 1

Adalete olan inancımızla hükmü bekliyoruz

Rıza Akpolat’ın mektubuyla devam edelim:

Sevgili Hocam; tutukluluğumun 37’nci ayını bitirmiş bulunmaktayım. Kamuoyunda Aziz İhsan Aktaş davası olarak bilinen davanın karar aşamasına gelmiş bulunmaktayız. Bugüne kadar bize isnat edilen suçlamalara hem ben hem çalışma arkadaşlarım detaylı savunmalar yaparak iddiaları çürüttük. Adalete olan inancımızı koruyarak verilecek hükmü bekliyoruz. Bize inanan ve ilk günden itibaren bizi bir an bile yalnız bırakmayan halkımız buradaki en büyük gücümüz. Bu sorumluluk duygusuyla bir gün bile eğilmeden bükülmeden durduk ve durmaya devam edeceğiz. Gelecek güzel günleri hep birlikte inşa edeceğiz, özgür günlerde buluşmak ümidiyle.

Cezaevinden üç mektup - Resim : 2

Yoldan geçeni, telefonla arayanı gözaltına aldılar

Ercan Akpolat’ın mektubu da şöyle:

Öncelikle tüm Adalı hemşehrilerime selam ve sevgi sunuyorum. Adalar’a yapılan operasyon akıllara durgunluk verecek kabul edilemez bir gerçektir. Adaların planları iki yıldır iptal… Doğal olarak basit onarım ve tarihi binaların izni Koruma, Uygulama ve Denetim Büroları KUDEB ve 5 No’lu Anıtlar Kurulu’ndan veriliyor. İmar izni onaylandığında 2.5 kat olacak. Onun da ne zaman çıkacağı belli değil. Adalar hem Kentsel Sit Alanı hem Tabiat Koruma SİT Alanı. Bizim izin yetkimiz yok. Yaklaşık üç ay evvel güçlendirme izin yetkisini mahkeme belediyemize verdi. Yoldan geçeni, telefonla arayanı, bilgi ve destek isteyeni gözaltına aldılar. Kendime değil o masum insanlara üzülüyorum. Adalar halkı beni çok yakından tanır. 57 yaşındayım. Doğduğum günden bugüne kadar Adalıyım. Bu güzel ilçede bana oy veren vermeyenlerin ve CHP’lilerin başını öne eğdirecek hiçbir kusurum olmadı. Tüm hemşehrilerime selam ve sevgilerimi gönderiyorum. Aydınlık günlere olan inancımla.

Cezaevinden üç mektup - Resim : 3