Geçen hafta etrafımın “sağ siyasetle” çerçevelendiğini gördüm ve bir “nefes” almak için okudum o kitabı.

Kısa ama derin, az ama öz, 86 sayfa.

Gazeteci dostum Barış Terkoğlu sormuş, Türkiye Komünist Partisi Genel Sekreteri (TKP) Kemal Okuyan yanıtlamış.

Bir devam kitabı diyebilirim: Nisan 2025’te çıkan ve Haluk Hepkon’un hazırladığı “Kemal Okuyan ile Söyleşi: Cumhuriyet ve Komünistler”den sonra şimdi de “Komünistliğin Ne Lüzumu Var?” Kırmızı Kedi’den yayımlandı. Gerçekten, son fon soygununu gördükten sonra gel de komünist olma diyor insan!

Diyor da…

Nasıl olacak?

1980 sonrası Sovyetler’in çöküşüyle yenilen, Küba’da direnen, Çin’de “insan için piyasa” diyen bir sistem nasıl olacak? Nasıl başaracak?

Kemal Okuyan’la kahvaltılarda buluşup ara ara sohbet ediyorum. Günceli de geleceği de konuşuyoruz. Şunu söyleyebilirim: Tam da Türkiye’nin ihtiyacı olan bir lider. Naif, zeki ve okumaları güçlü. Ayrıca güven veriyor. Kitabı okurken “zor sorularla” da muhatap olduğuna tanıklık ettim.

Örneğin…

“Halk neden TKP’ye oy vermiyor?”

Terkoğlu sormuş: “Bu durumda en sevdiğin sorulardan birini sorayım. Madem her soruna bir çözümüzünüz var, halk neden size oy vermiyor?” Okuyan soruyla yanıt vermiş ve “Bu sorunun daha insafsız bir versiyonunu ben söyleyeyim: ‘TKP yüzde birin altında oy alırken bütün bu söyledikleriniz iddialı değil mi?..’” El yükseltmiş:

“… Bugün yoksulluğun nedeni sermaye sınıfının bütün zenginliklere el koymuş olması ve ekonomi politikalarına hakim olmasıdır. Parayı elde tutuyorlar, medyaya, her şeye hakimler. Dolayısıyla siyaset bu dar alana sıkışıyor. TKP, bu dar alana hapsolmaz. Bu dar alana girsek, o alanın kriterlerine göre bayağı başarılı oluruz. Ama TKP olmaktan çıkarız. Birçok kişi için TKP’nin hak ettiğinin çok altına oy alması kendi siyasi tercihlerini aklıyor. (TKP’nin çizgisi doğru ama kardeşim onlar da seçimlerde başarılı değiller, o yüzden oy vermiyorum) türünden bir muhasebe seni de gülümsetmiyor mu?”

Kemal Okuyan’la söyleşide hem özeleştiri hem eleştiri var.

Örneğin “Aydın” tartışması açmış TKP Genel Sekreteri:

“Türkiye Cumhuriyeti’nin başına gelenlerin sınıfsal ve ideolojik nedenlerine dair sağlam bir kavrayışa sahip bir kısım aydının ısrarla halkın CHP’ye (şimdilerde CHP’den kopanlara) umut bağlaması için kafa patlatıp kalem oynatmasını sorgulamayacak mıyız? Yazıktır.”

Fon soygununu görünce komünistliğin lüzumu var - Resim : 1
TKP Genel Sekreteri Kemal Okuyan: "Fotoğraf, gerçek karşılığı varsa olur"

Güvercine karga, kızıla pembe demek

Hep tartışılır, konuşulur ve Anadolu’da yaygın kanaattir:

“Komünizm bu toprağa uygun bir ideoloji değil.”

Peki Kemal Okuyan da böyle mi düşünüyor:

“Hiçbir zaman öyle düşünmedik. Nedir Türkiye toprağına uygun ideoloji? İslamcılığın bu ülkeyi nereye getirdiğini biliyorduk ama şimdi birçok İslamcı bunu bizzat kendileri ifade etmeye, kabullenmeye başladı. Sosyal demokrasi mi bu toprakların ideolojisi? Bizim kurtuluş mücadelemiz, uluslararası bir olgudur. Bir bakılsın Kurtuluş Savaşı sırasında sosyal demokratlar nasıl bir tutum almış dünyada. 1919-1924 arası kritik evrede Anadolu’daki mücadeleye blok halinde ve bütün zorluk ve engellemelere rağmen daimi destek veren sadece komünistlerdir. Komünizm bu topraklara yabancıymış!.. Kapitalizm, bütün renkleriyle yabancıdır insana!”

Peki komünizm adını kullanmadan siyaset çok daha kolay olmaz mı? Okuyan’ın yanıtı hem gülümsetiyor hem düşündürüyor:

“Ne yapacağız, güvercine karga, kızıla pembe mi diyeceğiz? TKP adı değişmez bir addır. Komünizm gömlek değil ki değiştirelim. Adınızı ve kimliğinizi verirseniz ilkelerinizi de verirsiniz.”

Yerli-milli sosyalizm mi?

Barış Terkoğlu’nun şu sorusu ilginç ve önemli: “Yerli ve milli bir sosyalizm mümkün mü?” Yanıtı da bir o kadar anlamlı:

“Sosyalizmin modelleri olmaz. Sonuçta, üretim araçlarının toplumsal mülkiyet üzerine kurulu, eşitlikçi ve planlı bir ekonomi, sınıfları ortadan kaldırmaya yönelen bir strateji, üretim sürecinden başlayan gelişkin bir demokrasi, yasama erkinin yürütmeyi kapsadığı ve bu anlamda tek erk olduğu bir siyasal sistem. Ancak sosyalizm her ülkenin toprağına, iç dinamiklerine, kültürüne uygun bir gelişim izler, kuruluş süreci o ülkenin renklerini taşır. Bütün sosyalist ülkelerin aynı karakterde olması beklenemez. Yerlilik-millilik konusuna gelince…. Bu kodlama AKP Türkiye’sinin damgasını taşıyor. Her şeyiyle bir demagoji. Tamamen içi boşaltılan, gerçek karşılığı olmayan bir kodlamaya göre kendimizi tarif etmek zorunda değiliz. TKP bu toprakların partisidir, Türkiye’nin partisidir, yurtseverdir. Nokta.”

“Sahtekâr mıyım tabii ki umutluyum”

Yazımın başında dedim:

Kitap 86 sayfa ama…
Her cümlesini tartışabilir, kafa yorabilirsiniz.

Karşı-devrimci müdahale, Erdoğan neden hep kazanıyor?
15 Temmuz aslında neydi?
AKP düzeni kalıcı mı?
Erdoğan karşıtlığı her şeye yeter mi?
Halk neden TKP’ye oy vermiyor?
Komünistlerin yaptığı yanlışlar…
Bize özgü komünizm var mı?
CHP ve komünistler…
Kılıçdaroğlu tercihi hata mıydı?
Komünistler, İmamoğlu’na nasıl bakıyor?
Sovyetler Birliği neden yenildi?
Kapitalizm sahiden egemen mi?
İşçi sınıfı neden sahneye çıkmıyor?
Sol ve Mustafa Kemal…
Komünistler Kürt meselesine nasıl bakıyor?
Sosyalistler Türkiye’yi nasıl yönetecek?
Kemal Okuyan’a özel sorular…

Hepsinin yanıtı “tuğla gibi kitapta”.

Terkoğlu, Okuyan’a soruyor: “Umutlu musun?” TKP Genel Sekreteri yanıt veriyor: “Sahtekâr birine benziyor muyum? Sahtekâr değilim, değiliz. Umutluyum.”

Son cümle…

Kendisini “sağcı” diye tanımlayan siyaset fon soygununda duvara tosladı ve bir kez daha “komünistler” haklı çıktı! İnsanlık en karanlık dönemleri büyük hikayelerle aştı. Kurtuluş Savaşı böyledir, Fransız Devrimi böyledir, Ekim Devrimi böyledir. Büyük hikayelerden vazgeçerseniz, hayalleriniz ve geleceğiniz gider, üstüne bugünü de kaybedersiniz.