Fon soygununda ifadeleri okuyorum.

İstanbul Topkapı Üniversitesi Dekanı Kerem Alkin’in 22 Eylül’deki sorgusunda verdiği bir yanıt dikkatimi çekti.

SORU: Tera Yatırım’ın yaklaşık 1.4 milyar TL olan piyasa değerinin 1 yılda 280 milyar TL’ye çıkmasının sebebi nedir?

CEVAP: Sermaye Piyasası Kurulu’ndan (SPK) buna ilişkin rapor düzenlendiğinde içerikte daha rahat görülecektir. Burada hisselere ve fonlara kimler tarafından yatırım yapıldığı veya kimler tarafından satıldığına dair veriler gelecektir.

Kritik cümle: “Burada hisseler ve fonlara kimler tarafından yatırım yapıldığı veya kimler tarafından satıldığına dair veriler gelecektir.”

SPK’nın nasıl bir yol izlemesi gerektiğini borsacı arkadaşlara sordum.

Birisi dedi ki:

“Bu süreçteki işlem yapan kişileri çıkaracaklar. Kim kaçtan almış, kaça satmış, SPK hepsini çıkarır.”

Sorum şuydu:

“SPK, istediği an tespit eder mi?”

Yanıt hemen geldi:

“Tabii ki… SPK’nın sorumluluğunda zaten. İnceleme ne kadar sürer, işlem yoğunluğuna bağlı. Şu anda çıkarmaya başlamış olmaları lazım. Geç kalındı ama. Ayrıca borsadaki değer kaybı fonlardaki toplam kaybın beş katını geçti.”

“Ham veriyi bana ver iki saat içinde raporlarım”

Bir başka borsacı dostum da şöyle konuştu:

“Tüm veriler aracı kurumların sistemlerinde, Türkiye sermaye piyasalarında işlem gören hisse senedi, yatırım fonu, tahvil ve bono gibi tüm finansal yatırım araçlarının elektronik ortamda, kişilerin kendi adına (hak sahibi bazında) güvenle saklandığı ve kaydedildiği resmi kurum olan Merkezi Kayıt Kurulu MKK’da, Borsa İstanbul’da saklı. Bir, bilemedin iki günlük iş. İki tarih arasında yapılan işlemleri alıp sınıflandırman yeterli. Ham veri bizim gibilerin elinde olsun iki saate rapor hazır.”

Kerem Alkin’in ifadesinden, borsacı dostlarımın değerlendirmelerinden 26 Eylül’e uzanalım.

Adalet Bakanı Akın Gürlek, fon soruşturmasına ilişkin şu açıklamayı yaptı:

“1 Temmuz-16 Ağustos tarihleri arasındaki fonlardan para çıkışları en yüksek tutardan başlamak üzere incelenerek 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişinin malvarlığı dondurulmuş; haklarında daha önce herhangi bir tedbir bulunmayan 37 şüpheli hakkında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştır.”

Bakan Gürlek, 46 günlük inceleme vurgusu yaptı. Fon dosyasında savcılığın üzerinde durduğu konulardan biri, temmuz, ağustos ve eylül aylarında fonlardan çıkan yatırımcıların hareketleri. 16 Eylül ise bazı fonlarda likidite ve iade problemlerinin kamuoyunun gündemine gelmesinin hemen öncesindeki kritik tarih olarak değerlendiriliyor.

Gürlek’in açıklamasının ardından YENİ Partili Zeynel Emre’nin, AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya’yla ilgili doğrulanan açıklaması gündeme bomba gibi düştü: “8 Nisan’da başlıyor. Bakın, 255 liradan Özata hisseden 250 bin adet almış. Eylül ayına geldiğinde bunu -Türkiye şimdi buradan duyacak - 4 bin 482 liradan satmış. Bakın 250 liraya almış, 4 bin 482 liradan satmış. 63 milyon 359 bin lira para yatırış. 1 milyar 344 milyon lira çekmiş. Dört ayda, 4-5 ayrı işlemde, 4’ü Türkiye uzantılı hesap numarası. Ne söylesek inkar ediyorlar ya... Hesap numarasını da söyleyebilirim.”

Kerem Alkin sorgusunda ne demişti: “Sermaye Piyasası Kurulu’ndan (SPK) buna ilişkin rapor düzenlendiğinde içerikte daha rahat görülecektir. Burada hisselere ve fonlara kimler tarafından yatırım yapıldığı veya kimler tarafından satıldığına dair veriler gelecektir.”

Birkaç saatlik, hadi diyelim bir günlük sınıflandırma sonrasında kim ne almış ve satmış ortaya çıkabilir. Ama çıkmıyor. Bizler, Zeynel Emre’nin açıklamasından öğreniyoruz.

Bir gün bile geçmeden değişen karar

Bir diğer gelişme de 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişiyle ilgili yaşandı.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu, 26 Eylül’de 46 tüzel kişi, 18 fon ve 42 gerçek kişi olmak üzere toplam 106 kişi ve kuruluş hakkında malvarlığı tedbiri uygulanmasını talep etmişti.

İlgili kurumlara gönderilen yazıda, bu kişi ve kuruluşların hesaplarında bulunan sermaye piyasası araçlarının dondurulması, yüksek tutarlı para transferlerinin ve malvarlığını azaltıcı işlemlerin engellenmesi istenmişti. Savcılık ayrıca devir, temlik, satış, bağış, ipotek ve rehin tesisi, hesap kapatma, yüksek tutarlı nakit çekimi, EFT ve havale gibi işlemlerin engellenmesini talep etmişti.

Savcılık yazısında şu tespit önemliydi: “Cumhuriyet Başsavcılığımıza Borsa İstanbul (BİST) Pay Piyasasında işlem gören hisselerde manipülatif eylemlerin portföy yönetim sektörü (fonlar) aracılığıyla yapıldığı yönünde ihbarlar bulunduğu… Başsavcılığımızca bu yönde re’sen incelemeler yapıldığı… Borsada işlem gören bazı hisselerde hisse değerinin yaklaşık 100 katına varacak şekilde artışlar oluştuğu, bu durumun anormal nitelikte bir fiyat hareketi oluşturduğunun değerlendirildiği… Hisselerin büyük çoğunluğunun fonlar aracılığıyla toplandığı, fon işlemleri ile işlem gören hisselerin çoğunun piyasa üzerinden satın alındığı… Bu alımlar neticesinde hem ilgili şirketin hisse değerinde artış hem de ayrıca hisse alımı gerçekleştiren fon değerlerinin de hisse fiyatıyla artışlar gerçekleştiği…”

Bu yazıdan sonra ortalık karıştı.

Bir gün bile geçmeden, tedbir kararının ardından SPK yeni bir değerlendirme yaptı. Başsavcılık, SPK’nın ilgili kurumlara gönderdiği yeni değerlendirme ve bildirimler doğrultusunda firma ve fonlara yönelik tedbirlerin kaldırıldığını açıkladı. Başsavcılığın açıklamasında şöyle denildi: “İlgili kurumlar nezdinde malvarlığı ve para hareketlerine yönelik tedbir uygulanan firmalar ve fonlarla ilgili olarak Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) tarafından yapılan yeni değerlendirme ve bildirimler doğrultusunda, söz konusu tedbirlerin ve dondurma kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.”

Ancak… 42 gerçek kişiyle ilgili tedbirlerin devam ettiği ifade edildi. SPK’nın başsavcılığa gönderdiği yazının ardından şirketler ve fonlar üzerindeki tedbirlerin kaldırılması, soruşturma sürerken sermaye piyasasının geneline yayılan etkisini sınırlayabilecek bir adım olarak değerlendirildi. Ancak; bu karar neden alındı, neden kaldırıldı?

SORU ŞU: SPK isterse bir gün bile geçmeden araştırmalarını yapabiliyor mu?

SONUÇ: MHP Genel Sekreteri İsmet Büyükataman 26 Eylül’de dedi ki: “(Fon soruşturmalarıyla ilgili) Zannediyorum, şahit olacağımız daha önemli gelişmeler olacak.”