ŞAŞIRDIM
Türkiye’nin 4’üncü büyük ili Bursa’da da ve yine CHP’li büyükşehir belediye başkanına yönelik operasyon yapıldı.
Ancak bu operasyonda daha önce hiç rastlamadığımız çok ilginç bir durum var.
Toplam 59 kişi hakkında gözaltı kararı verildi.
Gözaltına alınan isimler arasında başkan dışında tek belediye çalışanı bile yok.
Bunun yerine başkanın eşi, başkanın iki kardeşi var.
Bunun dışındaki bütün gözaltına alınanlar ya rüşvet veren ya da rüşvet verilmesi için aracılık eden kişiler.
Bunların çoğu da iş insanı.
Böylesi ilk kez oluyor.
Demek ki operasyon belediyeye değil Mustafa Bozbey ve ailesine karşı yapılmış.
Açıkçası şu denmek isteniyor sanki; Bursa Büyükşehir Belediyesi’nde sürekli rüşvetle iş yapılmış, ancak başkan bu rüşvet olayını hep tek başına yapmış, işe yardımcıları, danışmanları, şube müdürleri dahil kimseyi karıştırmamış.
Gözaltına alınan iş insanların büyük çoğunluğu aslında Mustafa Özbey’den şikayetçi olan ve “bizden rüşvet aldı” diyen isimlermiş.
Muhtemelen bu kişiler ilk sorgularından sonra serbest bırakılabilir ve “itirafçı” olabilirler.
YENİ ÖĞRENDİM
MHP’de büyük fırtına kopacak
Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter’in istifası MHP’de taşları yerinden oynattı.
Çünkü Yönter’in istifası sıradan bir olay değil, parti içinde “ajanlık” suçlamasının da yer aldığı büyük bir çekişmenin sonucu.
Yönter’in “ajan” olarak hedefe koyduğu kişinin genel başkan Bahçeli’nin başdanışmanı olan Eyüp Yıldız olduğu söyleniyor.
Menzil tarikatı ile yakın ilişkide olduğu belirtilen Yıldız’ın genel başkanlık için hazırlandığı da ileri sürülüyor.
Eyüp Yıldız’ın özellikle jandarma istihbarat üzerinden Bahçeli’ye bilgiler taşıdığı da öne sürülüyor.
Yönter’in isim vermeden Eyüp Yıldız aleyhine attığı twitlerden sonra bizzat Bahçeli’nin “istifa etmeniz hayırlı olur” dediği, Yönter’den yana olan diğer genel başkan yardımcısı Semih Yalçın’ın da topun ağzında olduğunu öğrendim.
GÜNÜN SÖZÜ
İktidarın hedefi belli:
CHP’li belediyeleri yok ederek, seçime gitmek...
Yolsuzluk, zamparalık bu işin bahanesi...
Bu da çok kolay...
“Adalet Sopası” kimin elinde?..
Ahmet ÜSTÜN
BUNU YAZMAK GEREK
Milli Savunma’dan basit bir istek
Ülkemize yönelik 4’üncü füze de imha edildi.
İktidar bu füzelerin İran’dan atıldığına dair çok kesin açıklamalar yapıyor.
Oysa yandaş medyada bile “Bu füzeler gerçekten İran’dan mı geliyor?” sorusu soruluyor.
Bu nedenle Milli Savunma Bakanlığı’nın bazı konulara açıklık getirmesi gerekiyor.
Örneğin daha önce düşürülen Rus uçağının radar izini gösteren harita yayınlanmıştı. Füzelerin radar izleri haritasının da gösterilmesinde yarar vardır.
Bu füzeler Türk hava sahasına girdiler mi, yoksa radar izinin takibi sonucu hedefin Türkiye olduğuna mı karar verildi?
Füzelerin hepsi NATO güçleri tarafından mı düşürüldü? Bizim haberimiz hemen mi oluyor, yoksa sonra mı öğreniyoruz?
Bİ SOR BAKALIM
Başka ünlülere de yapabilir misiniz?
Biraz ara verilmişti “ünlülere yönelik” uyuşturucu operasyonlarına.
Sonra bir baktık aralarında Galatasaray’ın ve Beşiktaş’ın eski başkanlarının da bulunduğu bir grup gözaltına alındı.
Hepsi serbest bırakıldı ama hepsi kirletilmiş oldu.
Tabii insanın aklına takılıyor: Uyuşturucu belasına sadece neredeyse hepsi bu iktidara yakın olmayan insanlar mı bulaşmışlar?
Örneğin bir eski çok önemli yöneticinin oğlu var, lüks otomobil içinde pudra şekerini burnuna çekenler var, kimi tarikat mensuplarının adı dedikodulara karışmış durumda, bunlara da operasyon yapılabilir mi?
Üç imam hatip mezunu sözde gazeteciye her nasılsa bir operasyon yapıldı, sonra iş yine başka tarafa döndü.
CANIMI SIKAN ŞEYLER
Bu çok ayıp bir şey değil mi?
Geçen hafta İzmir’e ikinci şehir hastanesi kurulmasına ilişkin yazım üzerine İzmirli bir okurum aradı.
Söylediğine göre annesi Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde mide ameliyatı için aylar öncesinden gün almış ama ameliyat gününden bir hafta önce bu ameliyat iptal edilmiş.
Gerekçe ise “Emir geldi, ameliyat olacak hastalarımızı şehir hastanesine yönlendiriyoruz, ameliyatınız orada yapılacak, oradan gün almak durumundasınız.”
Ortada başarılı bir üniversite hastanesi var, burada çalışan sayısız uzman hekim ve sağlık çalışanı var ama hastalar adeta “müşteri” gibi sayılarak şehir hastanelerine gönderiliyor.
Bir taraftan müthiş bir savurganlık, bir taraftan hasta garantisi için adeta peşkeş çekilme durumu var.